Popular Post

Posted by : Murat PINAR 22 Aralık 2008 Pazartesi

İstanbul Teknik Üniversitesi
Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi
Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı
Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU 'nun konuyla ilgili olarak
"TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi"nde yazdıkları:

Kar taneleri limit hıza ulasana kadar havada hem bir birleriyle, hem de sıvı su damlacıklarıyla çarpışıp onlara yapışır. Biz buna meteorolojide çarpışma-birleşme teorisi deriz. Kar kristalleri çarpışma-birleşmeyle çok büyüdüklerinde de bir kaç kar kristali oluşturacak şekilde parçalanırlar. Çarpışma ve yapışma olmayıp buluttan ayrılan bir kar tanesi, yere yine tek bir kar tanesi olarak düşseydi, dünyada doğru dürüst miktarda kar yağışı gözlenemezdi. Kar kristalleri ancak değişmeyen limit (terminal) hıza ulaşınca oto yolda ayni hızla giden otomobiller gibi bir birleriyle çarpışmadan yere düşerler. Bizim çıplak gözle gördüğümüz limit hıza ulaşmış kar kristalleridir. Aslında limit hızda da olsa rüzgar vb nedenlerle çarpışan kar kristalleri de bir birleriyle yapışabilir. Bunu gözlemek için örneğin kar yağışının filme alınıp yavaş çekimle incelenmesi gerekir.

Kar kristalleri birbirlerine çok benzerler ama onları bir atomik mikroskop altında incelerseniz tıpkısının aynısını bulamazsınız. Bunun nedeni aynı anda su ve buz yüzeylerinden olan buharlaşma ve yoğuşmadır.

Buharlaşma ile kar kristalinin yüzeyinden havaya binlerce su molekülü kaçıyor; yoğuşma ile ise kar kristalinin üzerine havadan binlerce su molekülü gelip yapışıyor. Bu nedenle, üzerindeki binlerce su molekülünün aynı yerde ve aynı özellikte olduğu ikinci bir kar kristalini bulmak mümkün değildir.

Kaynak: http://www.biltek.tubitak.gov.tr


Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor. Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde, Mevlam milyarlarcasını her saniyede şekillendirip, eşit ağırlıklarda kesip yeryüzüne gönderiyor. İngiliz bilim adamı 24 bin kar tanesi üzerinde yaptığı araştırmada hiçbirisinin birbirine benzemediğini ve hepsinin harikulade motiflerle süslendiğini görüyor ve sonunda şu kanıya varıyor:

Dünyanın yaratılışından bu yana yağan kar tanelerinin hiçbirisi birbirine benzemiyor. Yağmur ve kar, fırtınalı havalarda dahi yağarken birbirleriyle çarpışmaz. Eğer çarpışsalar yeryüzüne gelinceye kadar dev kütleler oluşturup bizlere zarar vereceklerdi. Bu da kütlelerinin en hassas terazilerin ölçemeyeceği hassasiyette birbirine eşit olduğunu gösteriyor.

Zira birbirinden ağır maddeler düşerken, ağır olanı daha hızlı yol alarak önünde bulunana çarpabilir ve kar tanelerinde de birleşme özelliği olduğundan zararlı kütleler oluşturabilirlerdi.


Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by