Popular Post

Archive for Mart 2009

Google'de Renklere Göre Resim Arayın

By : Murat PINAR
Google Grafik Arama’ya eklenen yeni bir özellik, resim veya fotograf ararken renk konusunda nokta atışı yapmanıza yarıyor.

Aradığınız resimlerin belirli bir baskın renge sahip olması gerekiyorsa, Google Grafik Arama‘ya getirilen yeni özellik, istediğiniz renge uygun resim ve fotoğrafarı daha isabetli sonuçlarla karşınıza çıkarıyor.

Örneğin görsel arama sayfasında “kırmızı kuş” ya da “red bird” yazarak karşınıza çıkacak sonuçlar sizi tatmin etmiyorsa, bir de şu linki deneyin:

http://images.google.com/images?q=bird&imgcolor=red

Web adresinde “bird” yerine aradığınız kelimeyi, “red” yerine de bulmak istediğiniz rengi(ne yazık ki yeni özelliğin Türkçe desteği yok; renkleri blue, black, purple gibi girmeniz gerekiyor) yazarak, Google‘daki görsellerde çok daha geniş bir yelpazeden, çok daha isabetli sonuçlar alabilirsiniz.


Tag : ,

İnsan Kasına Denk Özelliklerde Yapay Kas Üretildi

By : Murat PINAR
Texas Üniversitesi laboratuvarlarında geliştirilen “electroactive polymers” yapılar sayesinde tıpta kullanılmakta olan robot kas’ların sayısız avantajlarına yenilerini ekliyor. Yeni robot kaslar çapının %220 oranında esneyip tekrar ilk haline gelebiliyor. Yani tamamen esnek aralığı içerisinde bu denli geniş bir spektrumda hareket kabiliyeti sağlıyor. Bunu yapmak içinse sadece ufak bir elektrik gerilimine ihtiyaç duyuyor. Voltaj verildiğinde %220 oranında genişleyen robot kas, üzerinden gerilim kaldırıldığında birkaç milisaniye içerisinde ilk haline geri dönüyor. Canlıların yapısındaki kaslarla aynı mantıkla çalışan bu robot kaslar sadece tıp alanında değil, terminatör filmlerinden aşina olduğumuz robotun üzerine kaplanabilecek kaslı doku sayesinde harekete destek olabilecek özellikleri de bünyesinde barındırıyor. Bu kasların doku halinde yerleştirilmesiyle, gerçek insanlara benzeyen ve onlar gibi doğal hareketler yapabilen robotlar üretmek mümkün olabilecek.

Bu kası tarif ederken “çelikten daha güçlü ve elmastan daha sert” ifadeleri bile yetersiz kalıyor, şayet inanılmaz bir başarıma sahip kaslar -196 °C ile 1538 °C sıcaklıklar arasında da çalışabiliyor. Bu da ileride kullanılması planlanan robotların iç yapılarından kaynaklanan zorluklardan doğan çalışma koşulları düşünüldüğünde onu çok avantajlı bir konuma çıkartıyor. İlaveten bunun insanların içerisinde bulunduğu zor çalışma şartları için de yararlı olması muhtemel. Buna bir örnek vermek gerekirse; bir motor bloğu için yapılan alüminyum-çelik alaşımı yaklaşık 1400 °C ‘de tamamen sıvı hale gelecek kadar karıştırıldıktan sonra kalıba dökülür. Döküm tesislerinde kullanılabilecek bu robotlar sayesinde insanların her an ölümle burun buruna yaşaması engellenebilir. Buna benzer olarak nükleer santraller, madencilik, demir-çelik sanayisi ve cam fabrikalarındaki gibi birçok zorlu etmen altında çalışması gereken insanların hayat riski, aynı kendileri gibi hareket edebilen robotlar kullanılarak sıfıra indirilebilir.

Burada benim aklıma gelen birkaç soru var, canlıların kasları belli bir uyarıya sürekli aynı gerilimde maruz kalırlarsa “kramp” dediğimiz olay gerçekleşir. Acaba bu kaslarda kramp olayı var mı? Bir diğeri ise, canlılarda bulunan inanılmaz kas kuvveti bu yapay kaslarla da üretilebilecek mi?
Robot kasın yapısını gösteren bir video:

Tag : , ,

Nedir Bu LOw Level Format?

By : Murat PINAR
Ne işe yarar? Yenir mi? ne yapılır? Bu yazıda elimden geldiğince size bu meretin ne işe yaradığını ne zamanlarda yapılması gerektiğini High Level Formattan farklarını anlatıcam...

High Level Format
High level format eski msdos sürümlerimizde FORMAT C:/S/V şeklinde attığımız şuanda XP cdsini takmak suretiyle diskteki bölümleri yeniden biçimlendirdiğimiz olayın adıdır. komutu (Format C:) kullanıyorsak tüm hard discimizi silip, herşeyin yeniden biçimlendirilmesine yarar. Ama eskide kaldı bu yöntemler artık.

FDISK
FDISK'ede ufaktan değinim, fdisk harddiscinizi bölümlere ayırmak için kullanılan bir komuttur. Artık bunuda XP Cd'si ile yapabiliyoruz. Ayrıca bedsector'lü alanları da fdisk ile saklayabiliriz.

Low Level format bunların hepsinden farklıdır. Çünkü Low Level Format'ın yaptığı şey Hard Diskinizi fabrika çıkışlı hale getirmektir. Hani cep telefonlarında olan fabrika ayarlarına döndür tuşu gibi bir şey.

Nerelerde Gereklidir?
Low Level Format hard discinizin gerçekten zarar gördüğü durumlarda kullanılmalıdır çünkü low level formatın yaptığı hard disc üzerindeki her şeyi boot sector ve partitionlar da dahil olmak üzere herşeyi silmektir. böyle bir şeyi kullanmak gerçekten riskli ve Low Level Format sadece badsector ve türevi büyük sorunlar için önerilir. Low Level Format gerçekten çok tehlikelidir ve hard discinizi tamamen öldürebilir. Ama badsectorlerde de sorunlı bölgeyi halledebilir. Nerden Bulunur bu LLF dosyası.

Low Level Format eski BIOS sürümlerinde dahili olarak gelirdi. Yani M.Ö. üretilen çoğu makinada biosa girdiğinizde low level format seçeneğini görmeniz mümkün. Fakat yeni bilgisayarlarda ve yeni bioslarda bu olay mevcut değil. Bu yüzden artık Low Level Format yapabilmemiz için Hard-Disc üreticisinin sunduğu programları kullanmak gerekmektedir. Bu programlar Low Level Fomat atmamıza yardımcı olabiliyor. Her donanım üreticisinin böle bir programı mevcut ki Seagate tarafından satın alınmadan önce Maxtor her modeli için LLF üretiyodu.

Bad Sector Nedir Nasıl Oluşur?
Bad sector akabinde hassecktor moduna geçilir ve yeni bir hard disc almak için Fiyat - marka - performans değerlendirmeleri başlar. Elde patlayan hard disc de başkasına kakalanmaya çalışılır.

Badsector hard disc üzerinde bir bölümün bozulması ve o bölümün kullanılamaması olayıdır. Badsector olayı bir muamma. Neden? derseniz gördüğüm kadarı ile herkes farklı bir şey diyor. Badsector olayını anlamamız için Hard disc in nasıl çalıştığını bilmemiz gerekiyor. Hard disc içinde bir okuyucu kafa bulunur bu okuyucu kafa disce temas etmeden disc üzerinde bir yerden bir yere giderek işlevini gerçekleştirir. Eğerki hard disc herhangi bir şekilde fiziksel bir darba alırsa ve okuyucu kafa diske değerse diskten bir parça koparıyor ve kopardığı alan kullanılmaz hale geliyor. İşte bu kopan yerlere de Bad sector deniyor. İşin kötü kısmı ise bad sectorler disk üzerinde yayılabiliyor. Yani eğer hard disc iniz üzerinde bir bölüm hasar almışsa okuyucu kafa her ordan geçişinde başka bir parça koparabilioyor yada kopan zerrecikler başka bölümlere düşerek zarar verebiliyor. Bu yüzden badsector olan bir bölgeye okuyucu kafayı yaklaştırmamamız gerekiyor, işte böle durumlarda bu bölümleri fdiskleyip kurtulabiliyoruz. Ve darbeyle oluşan bad sectorleri düzeltme imkanımız yok. Ki şayet hard disk dikine düşerek hasar almışsa o harddiscten futbol handbol ve başka şekilerde yararlanmak daha fayadalı olucaktır. Bir de yazılım kaynaklı bad sectorler var esikden en çok Win 98 lerde görülen bu olay şöle oluyor, herhangi bir yazılımı bilgisayarımıza yüklediğimizde okuyucu kafa dönüp dolaşıyor oradan oraya bilgi aktarımı yaparken eğer Hddmizi uzun zamandan beri kullanıyorsak atlamaya başlıyor ve buda Win 98 yada işletim sistemleri tarafından bad sectorlü alan olarak algılanıyor. Bunun çözümü ise daha basit. Öncelikle High Level Format deneyebiliriz, eğer bu çözüm olmadıysa bir üst çözüm olarak fdisk yaparak tüm partitionları silip tekrardan kurabiliriz. Bu da işe yaramadıysa Low Level format devreye girebilir.

Tekrarlamakta fayda var sanırım LOW LEVEL FORMAT ÇOK RİSKLİDİR HARD - DISC İNİZ KULLANILMAZ HALE GELEBİLİR.!!!!!!!!

Low Level Fprmat Nasıl Yapılır?
Üreticiden çektiğimiz dosyaları bir diskete çekiyoruz, daha sonra bilgisayarımızı yeniden başlatıp açılış disketiyle açıp içindeki exe dosyasını çalıştırıyoruz. ve bekliyoruz. Low Level Format o bölümü silmez sadece saklar. yani okuyucu kafa artık ordan geçmez. bölece ham yayılması engellenir hemde diğer sorunlar....
Tag : ,

Kurbağa

By : Murat PINAR
Bir kurbağa, tam da kendi ebatlarında bir başka kurbağayı mideye indirmek üzereydi.

Katil kurbağanın ağzında av konumundaki diğer kurbağayı gören Roberts, bu anı belgelemek için parmağını fotoğraf makinesinin deklanşörüne götürdü. Klik!

Avustralya'da çarşamba sabahı evinin yanındaki havuzunda kurbağaları fark eden Kerry Roberts, çevrede pek çok kurbağa olduğunu ancak ilk defa bir kurbağanın bir diğerini yediğini gördüğünü söyledi.

Tag : , ,

Kartvizit üzerine

By : Murat PINAR
Ps ile kartvizit yapılmaz yapılırsa sadece bir şey yapılmış olur. Ps pixel bazlı çalışan bir program olduğu için özellikle yazılar kırık kırık çıkar yüksek çözünürlükte çalışsanız dahi, küçük yazılar okunmayacak kadar kötü çıkabilir. O yüzden bu tür işler vektörel programlarla yapılır. Vektör işlerde pixeller baz alınmaz matematiksel işlemlerle oluşturulan ne kadar oynanırsa oynansın bozulmayacak yapıda şekiller oluşturulur. Örneğin kullandığınız fontlar vektör yapıdadır naparsanız yapın bozamazsınız. Ama ps den çıkış alınırken jpeg, png, tiff vb işler ister istemez pixelleşecektir.

Yaygın kullanılan Vektörel programlar: freehand, corel, illustrator, indesign. quark, flash, fireworks vb.

Birde programlar üstünde konuşulmuş genelde yaygın kanaat şudur: Hangisini iyi kullanıyorsanız en iyisi odur. Önemli olan tasarımdır. Program bilmenin tasarımla bire bir alakası yoktur. İyi tasarımcı kuşun kalemlede paintlede iyi iş çıkartır.

Onun dışında bende şu genellemeyi yapabilirim bu bi yorum değil genel durumdur:

Türkiyede hala standart freehanddir ama illustratore doğru kaymaktadır.
İllustrator dünyanın standartıdır. Hala en eski, en yaygın, en zengin kullanılan programdır.
Corel draw daha çok doğu avrupa ülkelerinde rusyada vb. tercih edilir temel sebep ucuz olmasıdır. Corel daha çok dijitalcilerin, camcıların, tabelacıların programıdır bazı özellikleri ile bu konuda gerçekten iyidir. Ama gerçek bir grafik tasarımcının programı freehand ve illustratordür.
İstanbul piyasası gibi yerlerde corel bilmek grafiker için neredeyse bir dezavantajdır:)

Hangisi daha yeşil?

By : Murat PINAR
Linux mu Windows mu? Hangisi daha çevreci?
Yapılan araştırma, Linux'un mu, yoksa Windows'un mu daha "çevreci" olduğunu gösteriyor.

Network World tarafından yapılan araştırmaya göre, Linux kullanan sunucular, Windows Server 2008 kullanan sunuculara göre daha az enerji tüketiyor. Araştırma sırasında Red Hat's Enterprise Linux (RHEL) 5.1, SUSE Enterprise Linux 10 SP1 ve Windows Server 2008'i karşılaştıran araştırma ekibi, bu sistemleri ikisi HP, biri IBM ve biri de Dell imzasını taşıyan 4 üst düzey sunucuda denemiş.

Network World'un araştırma raporunda sonuç şu şekilde özetleniyor: "Araştırmamız Linux'un "yeşil bayrak" taşımayı hak ettiğini gösteriyor. Bazı şartlarda Windows Server 2008'in daha az enerji tükettiğine şahit olsak da, konu güç tasarrufu olduğunda hiçbir işletim sistemi Red Hat's Enterprise Linux'un üzerine çıkmayı başaramadı. "
Yapılan araştırma, Linux'un mu, yoksa Windows'un mu daha "çevreci" olduğunu gösteriyor.

Network World tarafından yapılan araştırmaya göre, Linux kullanan sunucular, Windows Server 2008 kullanan sunuculara göre daha az enerji tüketiyor. Araştırma sırasında Red Hat's Enterprise Linux (RHEL) 5.1, SUSE Enterprise Linux 10 SP1 ve Windows Server 2008'i karşılaştıran araştırma ekibi, bu sistemleri ikisi HP, biri IBM ve biri de Dell imzasını taşıyan 4 üst düzey sunucuda denemiş.

Network World'un araştırma raporunda sonuç şu şekilde özetleniyor: "Araştırmamız Linux'un "yeşil bayrak" taşımayı hak ettiğini gösteriyor. Bazı şartlarda Windows Server 2008'in daha az enerji tükettiğine şahit olsak da, konu güç tasarrufu olduğunda hiçbir işletim sistemi Red Hat's Enterprise Linux'un üzerine çıkmayı başaramadı. "

Türkiye'de ekonomi neden krize girdi?

By : Murat PINAR
Türkiye’de kriz çıkmasının nedeni doğrudan global
krize bağlanıyor. ABD ve Avrupa’da kriz finans sektörü yüzünden çıktı. En son
AIG açıkladığı zararla bir kez daha dünya piyasalarını şok etti. Türkiye’de ise
finans sektörü çok güçlü. ABD ve Avrupa’da olduğu gibi batık krediler, mortgage
kağıtlarının dibe vurması gibi sorunlar yok. Bir tek İMKB düştü, orda da
ekonomiyi etkileyecek ölçüde para dönmez.

Türkiye’de dünyadaki
olumsuzluklardan asıl etkilenen reel sektör oldu. Bu noktayı anlamak gerekiyor.
Dünyada finans sektöründe bir kriz varken, bundan Türkiye’de neden finans
sektörü değil de reel sektör zarar görüyor? Çünkü Türkiye’de yatırımlar şimdiye
kadar dışarıdan gelen dövizle yapılıyordu.

Bir ekonominin döviz ihtiyacı
içinde olmaması için cari işlemler hesabı dengede olmalıdır. Türk dış
ticaretinin kronik bir açık problemi olduğu için ve turizm gelirleri ile bu açık
kapatılamadığı için Türkiye’nin kendi gelirleriyle yatırım yapması mümkün değil.

Bu aralar şu tür cümleleri sıkça duyacaksınız: “Türkiye’deki krizin
nedeni ekonominin global ekonomiye sıkı sıkıya entegre olmasıdır.” Bu aslında şu
demek: “Türkiye dışarıdan para gelmediği için yatırım yapamıyor. Bu nedenle
istihdam artmıyor.” Öyleyse bu krizin Türkiye’yi etkilemesi dışarıdan piyasaya
döviz girmemesine bağlı olmalıdır.

Krizin başlamasından bu yana ilk
kesilen döviz musluğu çoğu ekonomistin eleştirdiği sıcak para oldu. Piyasaya
girip yüksek karlar elde edip çıkıyorlar diye yoğun tepki gösteriliyordu portföy
yatırımlarına. Gittiler işte, mutlu muyuz? “Ohh kurtulduk!” diyebildik mi?
Diyemedik. Hatta şimdi yeni yeni anladık ki dolar, portföy yatırımları sayesinde
1,15′lere kadar düşmüş.

Kriz öncesi portföy yatırımlarına kızan
ekonomistler dolar kurunun düşük olmasını da kıyasıya eleştiriyorlardı. Bu
yüzden ihracatımız artmıyormuş. Düşük kurla ihracatı arttırmaya “beleşçi
yaklaşım” diyorum ben. Türkiye ihracatı yapay kurlarla ancak bir yere kadar
artar. Asıl ihracat verimliliğin artması ile artar. Yani aynı kalitede malın
daha ucuza üretimesiyle. İşte bu yüzden Türkiye’ye düşük kur gerekir. Çünkü
verimliliği arttırmak teknoloji ithal etmekten geçer. Teknoloji ithal etmek
döviz demektir. Makine alacaksın, eğitimli yabancı personel getireceksin, kendi
personelini yurt dışında eğitim almaya yollayacaksın. Kurun düşük olduğu dönemde
iş adamımız dışarıdan bu şekilde teknoloji ithal ediyordu.

Türk özel
sektörünün dış borcunun bu kadar yüksek olması bir rastlantı değil. Özel sektör
en doğrusunu yaptı. Kurun düşük olduğu dönemde dış borç alarak yatırım yaptı,
verimliliğini artırdı. Diğer yandan dövizin değerinin düşük olmasından
yararlanarak yurt dışında fuar fuar gezdi. İşte düşük kura rağmen Türkiye’nin
ihracatı da böyle arttı.

Şimdi niye krizdeyiz, biraz anlaşıldı sanırım.
Türkiye ekonomisi yatırım yapamıyor. Özel sektör şu ana kadar döviz cinsinden
borçlanarak yatırım yapıyordu. Bu yüzden 200 milyar doların üzerinde bir özel
sektör borcu söz konusu. Ancak krizin ardından doların 1,5 kat değerlenmesi ve
dış kredi imkanlarının ortadan kalkması nedeniyle özel sektör yatırım yapamıyor.

Krizin başlamasından bu yana ikinci kesilen musluk “soğuk para”, yani
doğrudan yatırımlar. Yine bu konuda da atıp tutan çoktu. Ne satılsa kızarlardı.
Şimdi de niye işsizlik arttı diye veryansın ediyorlar. Arttı, çünkü bu sene
dışarıdan milyarlarca dolar gelmiyor. ING Bank gibi piyasaya giren global
şirketler de global kriz ile boğuştukları için yeni şube açamıyorlar. Doğrudan
yatırımların kesilmesinin etkisini daha uzun süre hissedeceğiz.

Krizin
başlamasıyla yaz aylarında kesildiğini göreceğimiz üçüncü bir musluk daha var:
turizm. Türkiye en çok Avrupa’dan ve Rusya’dan turist çekiyordu. Global kriz ne
yazık ki en çok bu bölgeyi etkiledi. Alman, Rus turistlerin gelirlerinde ciddi
azalma oldu. Bu ülkelerin vatandaşları yakın geleceklerini güvende göremedikleri
için harcamalarında da çok dikkatli davranmak zorundalar. İşte bu nedenle
Türkiye turizmi yaz aylarında o eski günlerini arayacak gibi görünüyor. Bence
turizmi de vurmasıyla kriz doruk noktasına çıkacak. Dolarda bir miktar daha
yükselme gözlenecek. Turizmin mevsimsel istihdamı artıran etkisinin de
düşmesiyle işsizlik oranında beklenen düşüş gözlemlenemeyecek.

Ben
“Yatırım yapılmıyor.” dedikçe bazıları da tüketim yokken yatırım yapılsa ne
olur, diyecek. Bence Türkiye’de tüketim olmaması için bir sebep yok. Çünkü iç
pazarın daralması için bir neden yok. Enflasyon düşük, maliyetleri yükseltecek
bir dışsal etki yok. Daha aksine petrol fiyatları da düştü. Faizler daha da
düşüyor, dolayısıyla kredi olanaklarında bir sorun yok. Buna rağmen piyasanın
sıkışmasının nedeni vatandaşın ekonomiye olan güveninin azalması. Tüketici önünü
göremediği için ihtiyaçlarını erteliyor. Türkiye’de tüketici neden önünü görmez?
Çünkü yatırım yok, istihdam artmıyor, yeni iş gücü çalışma hayatına katılamıyor.
Bu durum güveni azaltıp ihtiyaçları erteletince iç pazar da daralıyor. İç pazar
daralınca çalışanlar da işlerini kaybetmekten korkuyorlar ve ihtiyaçlar daha
fazla erteleniyor. Böylece ekonomi günden güne daralıyor.

Ne tablo
çizdim ama. Ben hiç kötümser bir insan değilim. Hele ki sorunları söyleyip de
çözümleri es geçmek hiç adetim değildir. Bir sonraki yazıda çözüm önerilerimi
sunacağım.


Kriz nasıl fırsata dönüştürülür?

Özel sektöre
yatırıma yönelik kredi olanaklarının sunulması sadece Türkiye’de krizin
etkilerini hafifletmeyecek, aynı zamanda kriz sonrası Türk şirketlerinin gücünü
çok arttıracaktır. Avrupa’daki birçok şirketi, makine parkını ucuza kapatmanın
tam zamanıdır.

İlk defa Türkiye ekonomisi bir krizde çok güçlü. Ama ne
yazık ki kimse bunun farkında değil. Krizler güçlü olanlar için kaçırılmayacak
fırsatlardır. Türkiye tarihinin en büyük fırsatını böyle giderse göz göre göre
kaçıracak.


Global kriz AKP oylarını azaltmalı mı?

Bu
yazı “Global kriz AKP’nin oylarını azaltır mı?” diye sormuyor, “azaltmalı” mı
diye soruyor. Başka bir deyişle global krizin faturası AKP’ye kesilmeli midir?

Türk halkı AKP’yi global krizin Türkiye’deki olumsuz etkilerinden bence
sorumlu tutmalıdır. Çünkü hükümet doğru politikalarla ülkeyi global krizin
etkilerinden koruyabilirdi, hatta krizi gerçekten fırsata
dönüştürebilirdi.

Blog Nedir?

By : Murat PINAR
BLOG

Blog, İngilizcedeki "web" ve "log" kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış ve kısaltılmıştır adıdır. Türkçede açıkgünlük, ağ günlüğü, günce, e-günlük gibi bazı isimler önerilse de, kelimenin yaygın kabul görmüş bir karşılığı henüz bulunmamaktadır.

Blog, genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yayınlandığı, web tabanlı bir yayını belirtir. Çoğunlukla her gönderinin sonunda yazarın adı ve gönderi zamanı belirtilir. Yayıncının seçimine göre yazılara yorum yapılabilir. Yorumlar blog kültürünün çok önemli bir dinamiği ve yapıtaşıdır. Yorum mekanizması ile Yazar ve okuyucular arasında sürekli bir iletişim sağlanır.Blogcuların kendilerine has bir kültürü vardır. Yapıları birbirine benzer, üzerlerindeki yazışma ve konuşmaların tarzları birbirlerine benzer. İlk ağ günlükleri manüel olarak yazılıp güncellenirken, bugün bu iş için özel yazılmış yazılımlar kullanılmaktadır.

Dünyada Blog'Lar.

Blogların kullanımı 1999 yılında Blogger'ın bu hizmeti ücretsiz vermesi ile yaygınlaşmıştır. 2003 yılı Şubat ayında Google, Blogger'ı satın aldı ve Google araç çubuğuna, ziyaret edilen sayfanın adresini doğrudan bloga girmeyi sağlayan 'Blog This!' tuşu yerleştirdi. İngilizce bilen çoğu kişi ilk defa bu buton sayesinde bloglar ile tanışmıştır.

MSN blog sistemi de, MSN üyelerine sunulan MSN Messenger hizmetine ilişkilendirilince ciddi bir yayılma gösterdi. Üyelerin foto albümü oluşturmasına izin veren sistem, blogların güncellendiği anda paylaşılmasını sağlayan dahili bir yapıya da sahiptir.

Blogların içeriği geleneksel internet içeriğinden farklılık gösterdiği için sadece bloglar için kurulmuş özel indeksleme mekanizmaları ve arama motorları bulunmaktadır. Technorati en başarılı blog teknolojilerinden biridir. Ayrıca Google Blog Search adında bir blog arama motoru işletmektedir. 2005 yılında Verisign tarafından satın alınan Weblogs.com, dünyanın en büyük blog ping servisi olarak tüm internet indeksleme mekanizmalarına veri sağlamaktadır.

Türkiye'de blog..

Blog dünyada çok önemsenen ve ciddiye alınan bir kavram olmasına rağmen, Türkiye internetinde ağ günlükleri 2005 yılına kadar çok fazla farkedilmiş değildi. 17 Mayıs 2005 tarihinde Google'da Türkçe sayfalarda "blog" kelimesi 65.400 kez yer alırken, 23 Mart 2006'da bu sayı "3.050.000"e ulaşmıştır.
Türkçe blogların sayısı her geçen gün artış göstermektedir. Örneğin Blogcu.com adlı Türkçe blog sisteminde yaklaşık 70.000 Türkçe blog yer almaktadır.

Kişisel
Türkçe bloglarda en fazla rastlanan türdür. Bu tür bloglar çok fazla deneyimi olmayan kişilerin bile kullanabileceği ve sayfalarını düzenleyebileceği yapıdadır ve daha çok günlük olarak kullanılırlar. Kişilerin günlük yaşamda yaşadıkları olayları, karşılaştıkları durumları okurlarıyla paylaşmasını sağlar.

Temasal
Sadece belirli bir alanda yazılan gönderilerin yer aldığı bloglardır. Belirli bir konuda uzman kişilerin yazdığı ve düzenlediği bloglardır. Pazarlama, yemek, İnternet, tasarım, fotoğraf ve bilgisayar dilleri gibi konularda odaklanmış Türkçe bloglar bulunmaktadır.

Topluluk
Üyelik sistemine sahip olan ve bu üyelerin yazdıkları gönderilerden meydana gelen bloglardır. Kendi içlerinde bir kültürleri vardır.

ŞirketŞirketlerin kendileri ile ilgili haber ve duyurularını daha samimi bir şekilde halka açtıkları bloglar giderek önem kazanmaktadır. Türkiye'de az sayıda olsa da bazı şirketler şirket bloglarını hizmete sunmaya başlamıştır.

Tag : ,

Fıkra

By : Murat PINAR
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken Çarpısırlar.
İkisinin de arabasi mahvolur ama sans eseri ikisi de hiç yara almadan
kurtulur. Arabalarından sürünerek çikarlar ve kadın adama bakıp: '
Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama
ikimizede hiçbir sey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup,
hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamız için bir
işarettir' der. Müthis heyecanlanan adam: Evet, galiba haklısın' diye
cevap verir.
KADIN saskinlikla 'Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şise sarap
sapasağlam. Bu kesin bir isaret. Bu şarabı içip şansımızı
kutlamalıyız! derken, sarap şişesini adama uzatır. Adam şiseyi alır, açar ve
yarısını içip kadina verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp
adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar: 'Sen içmeyecek misin ?' kadın cevap verir:
'Hayır, ben polisi bekleyeceğim!'
Tag : ,

İlk Vize

By : Murat PINAR
İlk vize önemlidir boş pasaportunuzla yaptığınız ilk vize müracatı daha sonra alacağınız
vizeleri etkiler ve vize alıp alamayacağınız hakkında konsolosluklarda etkili olur.

Peki Nasıl ?
Aldığınız ilk vize eğer diğer ülkeler tarafından tanınan bir ülke vizesi ise diğer vize
başvurularınızda size kolaylık sağlamaktadır şayet vizenizi diğer avrupa ülkelerinin
tanımadığı bir ülkeden alırsanız bazı avrupa ülkelerinin vize başvurusunu kendiniz
yapmanız gerekmektedir.Schengen ülkelerinden alınmış bir vize diğer schengen
ülkelerine başvuru yaptığınızda konsolosluğa gitmemenizi sağlamakla beraber
vize alımınızı kolaylaştırır.
Ne Yapmalıyım ?
Öncelikle evraklarınızın tam ve eksiksiz olmasına dikkat ediniz mutlaka ilk vizenizde
profesyonal yardım alınız hangi ülkenin vize başvurusunu yapacaksanız o ülkenin
istemiş olduğu bütün şartları yerine getiriniz bunlar vizenizi kolay almanızı sağlar bunun
dışında istenilen olmazsa olmaz olan kurallara dikkat ediniz turistik vize alımında
satatünüz ne olursa onun evraklarını oluşturmanız gerekmektedir ticari vize de
şirket evrakları ve davetiye şarttır çalışmayan bir kişi asla ticari vize başvurusu yapamaz.
Nelere Dikkat Ederler ?
Her konsolosluk daha önceden alınmış vizenin olup olmadığına bakar evraklarınızı
en ince ayrıntısına kadar inceler eğer hoşlarına gitmeyen birşey varsa RED verir.
Nasıl Önlem Alabilirim ?
Asla ve asla yanlış ya da asılsız bilgi vermeyerek gerçekleri saklamadan evrakların
tamamının yeterli olduğuna emin olarak bu olaya önlem alabilirsiniz.
Konsoloslukta Nasıl Hareket Etmem Gerekir ?
Öncelikle sakin olmanız gerekmektedir sizin ilk kıyafetinize,hareketlerinize,konuşma
tarzınıza dikket ederler size sorular sorarak niyetinizi anlamaya çalışırlar onların dürüst
olduğunuzdan emin olamları vizenizi almanızı sağlar sizin irticai,evlilik,akraba yanında
kalma vb. durumlarınız varsa vize almanız çok zor bir ihtimaldir.
Cevaplarım Nasıl Olmalı ?
Cevaplarınız tereddütsüz,kesin,net olmalı sade ve direkt olarak sorulanlara cevap vermeniz
hareketlerinizin samimiyeti ile birlikte olumlu yönde gelişecektir.

Kısa Bir Örnek Diyalog ;
Yetkili : Merhaba
B.Sahibi : Merhaba
Yetkili : Evraklar
B.Sahibi : Tabi
Yetkili : Neden gidiyorsunuz ?
B.Sahibi : Eeeeeee şey (kız arkadaşımvar ama nasıl söylesem,akrabamın yanına gidicem
orada kalıcam,çalışmaya gidip dönmeyeceğim) aklından geçenler ama gezmeye gidiyorum
Yetkili : Nereyi Gezeceksin ?
B.Sahibi : X yeri Gezeceğim
Yetkili : Neden X Yer ?
B.Sahibi : Eeeeeee şey bana sürekli anlattılar ben de gidip görmek istedim
Yetkili : Nesini anlattılar ?
B.Sahibi : Çok anlattılar o yüzden
Yetkili : İyide nesini ?
B.Sahibi : Yollarını,dağlarını,taşlarını vb.
Yetkili : Tamam
Not : Başvuru sahibi cevapları kesin ve net olmadığı için yetkili de sürekli soru işaretleri
oluşturdu b.sahibi amacı farklı olduğu için gerçekleri söyleyemediğinden yetkili kişi
tarafından daha çok soruya tabi tutuldu ve yüksek ihtimalle red aldı.
Fakat turistik amaçlı seyahat edip seyahat detaylarını anlatsaydı bu diyalog daha kısa
ve etkili olacaktı bu sadece bir örnek diyalog bunun gibi daha bir çok soru ile karşılaşabilir
farklı cevap verebilirsiniz ama genel olarak tereddütlü bir başvurunun vize alması çok zordur.
Tag : , , ,

Einstein'dan daha zeki

By : Murat PINAR
6 yaşındaki küçük dahi 1 milyon kişide bir rastlanan zekaya sahip. Einstein'dan daha zeki olan Pranav, 4.5 yaşındayken keşfedilmiş...

6 yaşındaki Pranav Veera, ABD başkanlarının isimlerini sırayla sayabiliyor, alfabeyi tersten okuyabiliyor, ve 2000 yılına ait bir tarih verdiğinizde size hangi gün olduğunu söyleyebiliyor.

Sadece 6 yaşında olan bu minik dahi 1 milyon kişide bir görülen bir zekaya sahip. İlk bakışta diğer bütün yaşıtları gibi video oyunlarına düşkün olan ve sokakta oyun oynamaktan zevk alan Pranav'ın IQ'su 176.

Albert Einstein'ın IQ'sunun ise 160 olduğu biliniyor. Normal insan zekasının genellemesi ise 100 IQ

Ailesi Pranav'ın sıradışı zekasını ilk olarak 4.5 yaşındayken, alfabe seti ile oynarken fark etmiş. Her çeşit alfabeyi ve puzzle kolayca aklında tutabilen Pranav, 3 ay önce Ohio'daki bir merkezde yapılan testler sonucunda fark edilmiş.
Tag : ,

Uefa Kupası 4. Tur

By : Murat PINAR

Hakeden tarafın kazanacağına ve hakedenin de GS olacağına inanıyorum. Bu sezon avrupa da, tek temsilcimiz olan GS'ye başarılar..


Ne denilebilir ki... Yazık oldu !
Tag : ,

Nefes Tekniği ve Uygulamalar

By : Murat PINAR
Yüzyılımızın sonlarına yak­laşırken günümüz teknolojisi akıl almaz boyutlara ulaştı. Her ne kadar gün 24 saat ise de; zaman artık eski zaman değil, korkunç bir hızla ilerliyor. İnsan­lar da bu zamana ayak uydurmak için, sayısız ulaşım ve iletişim aracı kul­lanıyorlar.
En zeki olanlarımızın bile, bu hıza ayak uydurmak için, ne denli zorlandığını, nasıl strese girdiğini biliyoruz. Bu beden bu yükü kaldırmı­yor artık. O halde; neden içimizdeki hazineye yönelip, ondan yararlanmayı düşünmüyoru2. Niçin bilinç altımızın kapısını çalmıyoruz.
İnsan yapısındaki güçler birer tohum halindedirler ve onlarda harika erkler gizlidir. Bu psişik güçlere işlerlik kazandırmak için, "Düşünmeyi ve İstemeyi" bilmek gerekir. Bu düşünme, bildiğimiz düşünme tarzı değildir. "Hiç düşünmediğiniz zaman, düşünce enerjisini daha iyi kullanırsınız" sözü üzerinde durmak gerekir. Bu konuma nefes tekniğini uygulayarak geleceğiz.
Nefes almak; bizim en gerekli hareketlerimizden biridir. Her gün yaklaşık 22 bin kez nefes alıp veririz. Aldığımız her solukta; beynimizin ça­lışması için gerekli olan oksijen ve gaz­lar vardır. Fakat, bizim nefes alma tarzımız, havayı kullanmanın en kaba yoludur. Bu teknik onun için çok önem taşır.
Çalışma düzenini şöyle sıra­layabiliriz: .
1 - Nefes alma tekniğinin öğre­tilmesi
2 - Değişik solunum şekilleri
* Diyafram nefesi
* Kaburga nefesi
* Göğüs nefesi
* Tam nefes (Bu çalışma belirli sürelerde uygulanacaktır.
Büyük ruhsal solunum (Kozmik enerjiyi belirten bu solunum çalışmasına, belli alıştırmaların uygulanmasından sonra başlanacaktır.
NEFES ALIP VERME SANATI

Hintli Yogilerin "Prana" ya da "Mistik Teneffüs" dedikleri bu soluk biçimi, yaşamsal bir güç olarak tanımlanıyor. Yogilere göre; PRANA madde ötesi bir enerji olması nedeniy­le, basit bir oksijen almanın başa­ramayacağı şeyleri yaparak, bedeni ve beyni beslemektedir.
Kuşkusuz nefes tekniğinin ve bu uygulamadaki beden durumunun çok değişik şekilleri vardır. Ancak burada önemli olan; şekilden öte, kişi­nin amacına ulaşmak için göstereceği ciddiyet ve irade gücüdür.
OKSİJENİN ÖNEMİ

Oksijen bedenin yakıtıdır; yiye­cek ve içecek kadar önem taşır. Normal düzeyde oksijen alınmadığı takdirde. kan tarafından özümsenmiş olan be­sinlerin yakılması mümkün olmaz, bunun sonucu olarak da toksin bi­rikimine yol açılmış olur. Bu artık, kalın­tı tortuların atılması gereklidir. Nefes tekniğini bilip uygulamak bunun için önemlidir.
Nefes çalışmalarında asla çaba harcamayacaksınız. Nefesinizi tuta­rak kendinizi tıknefes ediyor. zor­luyorsanız; bu ritminizin uygun ol­madığının işaretidir. Nefes alırken her iki burun deliğini de kullanınız. Bir çok kişinin burun deliklerin­den biri az çok tıkalıdır. Bu hal, kişi­de yorgunluk ve sinirlilik oluşturdu­ğu gibi. genel bir halsizliğe de neden olur. Böyle bir durumda, tıkalı burun deliğinin öbür tarafına yatarak bunu giderebilirsiniz. Burundan nefes almak, hem bedeni korur, hem de zihni uyarır. Biliyorsunuz ki. nefes almanın üç aşaması vardır.
1. Havanın girişi (nefes alma)
2. Havanın tutulması (nefes tutma)
3. Havanın boşaltılması (nefes verme)
Hemen herkes ciğerlerinin iç kısmının bir sünger gibi göz göz olduğunu bilir. Bunlar üzüm salkımı gibi torbalar halindedir. Ciğerlerimizi hava ile doldurunca, havadaki oksijen buradaki damarlardan kana geçer, kanın getirdiği kullanılmış gazları da (karbondioksit) ondan kalan boşlukla­ra bırakır. Bu kullanılmış gazların ci­ğerlerden tamamen atılıp temizlenmesi için, havayı içimize çektiğimiz zamanın . iki katı kadar da nefes verme zamanına gereksinimimiz vardır.
Mümkün olduğunca çok havayı dışarı atmak için, ciğerleri sıkıştırmak gerekir. Eğer tam bir nefes vermeyle ciğerleri boşaltamayacak olursak. Hem tam bir nefes alma mümkün olmaz, hem de içeride, torbada kalan kulla­nılmış gazlar (karbondioksit) içeri çeki­len temiz havayı kirletir ve alınan temiz havadan yeterince yararlanılamaz. Ay­rıca, kirli hava ciğerlerdeki mikropların toplanmalarına ve özellikle tüberküloz basilleri tarafından enfekte edilmesine olanak verir.
UYGULAMA VE ORANLAR

Nefes almak için "bir", nefes ver­mek için "iki" zaman oranını koruyaca­ğız. Örneğin 54 saniye nefes alıyorsak. nefes vermek "8" saniye sürecektir. Ne­fes tutma süresi nefes almanın (4) katı. veya vermenin (2) katıdır. Ancak, baş­langıçta bu oranı uygulamak hatalı olur. Nefes tutma uygulamalarına geçtiğimiz zaman. nefes almanın iki katı yeterli olacaktır.
Bunu saniyelerle belirtmek istersek:
Nefes alma: (4) saniye
Nefes tutmak: (8) saniye
Nefes vermek: (8) saniyedir.
Önce burundan nefes almayı öğreneceğiz. Bu yüzden ilk alıştırma­larda nefes tutma işlemi uygulanma­yacaktır. Kısa bir alıştırma sonrasında bir iki saniyelik nefes tutma alıştırması uygulanabilir.
BİRINCİ AŞAMA

Önce (4) saniyelik derin bir ne­fes alın, (2) saniye tutun, (8) saniyede verin. Bunu (20) kez tekrarlayın. Sağ burun deliğinizi baş parmağınızla kapatın ve sol burun deliğinizle nefes alırken, içinizde (om bir), (om iki) sayın. "Om bir" sözcüğü bir saniye için iyi bir ölçüdür. Siz isterseniz başka sözcükler de kullanabilirsiniz. Sonra ayni şekil­de Om bir'den altıya kadar sayarken nefesinizi boşaltın.
Bu çalışmalarda acele etmeyin, kendinizi sıkmayın ve yormayın. Eğer zorlanırsanız, sayıyı düşürebilirsiniz.
İlk başlarda sizin için en uygun olanı (3) içeri, (6) dışarı şeklinde olabilir. Bü­tün bunlar konuyu ve amacını açık­lamak içindir. Siz kendinize en uygun gelen zamanı saptarsanız daha iyi sonuçlar alırsınız.
Dikkat edilirse, buraya kadar "nefes tutma" üzerinde fazla durmak is­temedik. Bunun nedeni de, yapılan çalışmalarda burun deliklerinin iyi ne­fes almaya alıştırılması içindi. Bazı kimseler tek burun deliğinden veya yalnız ağızlarından nefes alırlar. Bu alıştırmalar bunu düzeltmek içindir.
Normal olarak bu çalışma iki hafta devam etmelidir. Bu çalışmalar için en kısa süre budur. İki burun deliğinizin de en iyi çalışma durumuna gelmesine çaba gösterin.
İKİNCİ AŞAMA

Bu çalışmada bir burun deliğiy­le alıp, ötekiyle verme alıştırmaları uygu­lanacaktır Bu da (20) kez tekrar edi­lecektir. Günde (20) kez uyguladığımız bu alıştırma bir hafta sürecektir. Daha sonra, ("üç" içeri + "altı" nefes tutma + "altı" dışarı) şeklinde ciğerlerde nefes tutulmuş olacaktır.
Bu çalışma günde (20) kez tek­rar edilmelidir. Uygulama süremiz 2 aydır. Bu süre sonunda, sağlığımızın çok iyi duruma geldiğini göreceksiniz. Görüşlerinizde bir berraklık oluşacak, vücudunuzun ayaklarınızın üzerinde adeta hafiflediğini hissedeceksiniz. Bu sizin nefes alma yönteminizde eğitim devresidir.
ÜÇÜNCÜ AŞAMA
Sol burun deliğiyle havayı ci­ğerlerimize (4) om süresi çekecek, (8) om süresi tutacak ve sağ burun deli­ğinden (8) omluk zaman süresinde bı­rakacaksınız. Bu uygulama günde (20) kez tekrarlanacaktır. Buna sabrımız elverdiğince altı ay, bir yıl gibi bir süre devam edebilirsiniz. Zaten ondan sonra nefes alma tarzınız tümüyle değişmiş olacaktır.
Bu süreyi tamamlayanlar için yeni yöntem aşağıdaki gibi olmalıdır:
Nefes almak: (4) saniye
Nefes tutmak: (16) Saniye
Nefes vermek: (8) saniye
DİGER NEFES ÇEŞİTLERİ

Bu çalışmalarda dilinizi üst damağa değdirerek nefes alınız. Bu şekilde burun kanatlarından değil, burun kökünden nefes almış olursu­nuz. Nefes alışlarınızda bu yöntemi uygulayınız.
1. Diyafram nefesi:
Önce nefes alarak diyafram bölgenizi doldurunuz (ciğerlerinizin alt kısmı). Nefesinizi tutunuz, daha sonra burnunuzdan boşaltınız.
2. Kaburga nefesi:
Bu defa kaburgalarınızın alt ve yanlarını doldurunuz, nefesinizi tutunuz ve sonra burnunuzdan boşaltınız.
3. Göğüs nefesi:
Nefes alarak, bu kez de göğüs kısmınızı doldurunuz, nefesinizi tutunuz ve burnunuzdan boşaltınız.
Nefes aldığınızda, tutma süresi içinde enerjinin tüm organlarınızı yı­kadığını düşününüz ve hissediniz. Bu üç aşamalı nefes uygulaması sonunda; nefes tutma süresince diyafram, ka­burga ve göğüs bölgelerinizi kullana­rak uygulama yapınız. Yani nefes alın. Enerjinin önce diyaframa, sonra ka­burgaya, daha sonra da göğüs bölge­nize geldiğini hissederek nefesinizi boşaltın. Nefes alıp vermek; farkına varılmadan, otomatik yapılan bir ha­rekettir. Otomatizmayı terk edeceğiz. Nefes alışlarımız bilinçli olacak.
NASIL NEFES ALINIR

Yöntem (1): Vücut dik, karşıya bakarak rahat bir şekilde, göğsünüzü kabartmadan, omuzları kaldırmadan, karın alt kısmını şişirerek derin ve uzun bir nefes alın.
Yöntem (2): Karın şişmeden, göğüsleri şişirerek nefes alın. Bu ça­lışmada karnın değil, göğsün şişme­sine dikkat edilecek.
Bu değişik yöntem ve alış­tırmalar; nefes çalışmalarında bedeni­nizi bilinçli ve iradeniz yönünde kul­lanabilmeniz içindir.
Adalelerinizi gevşetip, gözlerinizi kapadıktan sonra, derin derin, acele etmeden ve kuvvet harcamadan nefes alın. Önce akciğerlerinizin alt kısmını, sonra yanları, en son olarak da üst kıs­mını gevşetin. Aynı zamanda zihnen şu telkinleri tekrar edin:
"Tamamen rahat ve sakinim". Ve içeri çekilen havayı, karın bölgesini bi­raz gererek, havayı ciğerlerinizde tut­tuktan sonra dışarıya verirken; "hızla gevşiyorum" deyiniz. Telkin çok ö­nemlidir. "İstiyorum ve yapabilirim" sözünü içten tekrar ediniz.
Nefes alırken: Yaşam gücü ve etkisi yüksek bir enerji aldığınızı, kendinize güvendiğinizi düşünün.
Nefes verirken: Tüm olumsuz­lukları, engelleri dışarı attığınızı dü­şünün.
Buraya kadar sözünü ettiğimiz nefes alma; burunla yapılan nefes almadır. Nefes almanın büyük bir kıs­mını ağız yoluyla yapıyorsanız; yeteri kadar Evrensel (Kozmik) enerji ala­madığınız için. akışkan bedeninizin (fizik bedeni besleyen enerji beden) am­per sayısı düşmektedir. Genellikle burundan nefes alınmadığı için, ciğer kapasitesinin onda biri oranında hava alınmış olur. Burundan nefes almaya kendimizi alıştırmamız şarttır.
NEFES TEKNİGİ VE BEDENE ETKİSİ

Oksijen eksikliğinin etkisi, fazla alkol almanın getirdiği duruma benzer. Bu durumda düşünme yeteneği ve ze­ka son derece azalmakta, beden de gücünü yitirmektedir. Bugün, milyon­larca insan uykusuzluk çekmekte, ne yazık ki sebepleri yanlış yerlerde aran­maktadır.
Kendinizi bedenen ve zihnen geliştirmek, kusursuz duruma getir­mek istiyorsanız, önce düzenli ve doğ­ru nefes almayı öğrenmelisiniz. Nefes almak, düzenli bir şekilde hava çekmek ve boşaltmaktır. Kanımızın bronşlardan geçtikten sonra, bedene büyük bir enerji sağlayabilmesi için, bize yaşam gücü veren bir enerji banyosunda temizlen­miş olması gerekir ki, bu enerji aynı zamanda beyne de canlılık versin. Dinamik bir nefes alışverişi, günlük yararı dışında, rahat bir uyku ve kudret­li bir enerji sağlayacaktır.
NEFES ALIP VERME MEKANİZMASI

Nefes alıp vermenin iki amacı vardır:
* Nefes alma yoluyla kan dola­şımına muntazam oksijen sağlamak
* Nefes vermek yoluyla kar­bondioksit tortusundan kanı temiz­lemek
Oksijen. burun yollarından, gırtlaktan, ses tellerinden, nefes borusu ve bronşların bulunduğu hançereden bedene girer. Burun yollan. atmosfer­de uçuşan toz zerreciklerinin geçişini durdurarak, daha girişte havayı fıltre eder ve burun yollarındaki sümük dokular, yalnız tozları tutmakla kal­mayıp, aynı zamanda mikropları da öldüren mü küs adında bir madde çıkarırlar. Böylece filtre edilmiş ve normal bir ısıyı almış olan hava, doğruca iki ciğere giden bronşlara girer. Bronşlar, etrafındaki kıl gibi kan damarlarından oluşan bir ağın bulunduğu hücrelere dağılır. Kan, taze oksijeni bu damarlardan emer ve karbondioksiti yine buradan atar. Taze oksijenlenmiş kan, doğruca ciğerlerden kalbe gider.
Kalp, sonunda bu kanı atmak üzere ciğerlere ve bedenin diğer kısım­larına gönderir. Nefes alırken, ciğerler oksijeni emmeye uygun bir şekilde genişler, nefes çıkarırken de kasılırlar. Akciğerdeki küçük hücreler taze havayı alır fakat, kirli havayı atmak için, göğüs ****simiz bu hücreler üzerinde yeterli baskıyı yapamaz. Özellikle ileri yaşlarda ciğerler ve göğüs ****si esnekliklerini kaybederler.
Derin nefes o kadar gereklidir ki; doğa, sizi esnetmek ya da size derin iç çektirmek yoluyla, isteseniz de istemeseniz de sizi derin nefes almaya mecbur eder.
Tag : , , ,

İyi Bir Uyku İçin Püf Noktalar

By : Murat PINAR
● Her gün aynı saatte uyanın
● Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
● Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz)
● Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
● Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin.
● Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
● Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
● Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
● Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
● Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
● Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
● Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
..............○ Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
..............○ Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
..............○ Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.
Tag : , ,

Dünya Matematik Şampiyonu Türk!

By : Murat PINAR
Türk genci dünya matematik şampiyonu...

Avustralya’da yaşayan 11 yaşındaki Kaya Genç, 2009 Dünya Online Matematik Yarışması’nda birinci oldu.

Geçtiğimiz cuma günü düzenlenen yarışmada Queensland eyaletinde yaşayan Kaya, 48 saat içinde 129 bin 106 aritmetik sorusunu doğru çözerek iki milyon öğrenciyi yenmeyi başardı. Etkinliğin dünyanın en büyük eğitim yarışması olduğu söylenirken Kaya’nın elde ettiği doğru sayısının rekor olduğu bildirildi. Reuters’a konuşan Kaya, "Bu yarışma için çok hazırlık ve pratik yaptım" dedi.
Tag : ,

Yananlar

By : Murat PINAR
Yananlar yanar durur, tıpkı ocaklar gibi,
Âteşi rûha vurur, her dalgası bir tipi...
Muzdarip olan inler, şimdilik o ağlasın;
Dertli sînesin dağlar, rûhsuz ne sanar sansın!
Bahis açma gamsızdan, içime sis saçılır;
Nefes et kardan-buzdan, gözüm-gönlüm açılır.
Çoğunda yürek paslı, ölmeden ölüp gitmiş..
Bedende rûhlar yaşlı, sanki işleri bitmiş.
İnâyet ola Hak'tan, nabızda teklemeler;
Şapa oturmuş çoktan, her dem emeklemeler.
Azme kement vurulmuş, yiğitlikten yok eser;
Yorulmazlar yorulmuş, diri ölüden beter.
Başını yere koyup, inlesin inananlar;
Ağlasın hakkı duyup gönlünde uyananlar..!


Tag : ,

Rss Nedir ?

By : Murat PINAR
Her yerde görür olduk artık bu kelimeyi; ufak turuncu renkli butonlar, üzerlerinde rss yazıyor... peki nedir bu rss?
Rss, really simple syndication yani "gerçekten kolay sindikasyon(!)". daha geniş tanımıyla xml grammerinde yazılmış, sitedeki en son güncellemeler veya haberleri olabildiğince hızlı bir şekilde son kullanıcıya iletmek için kullanılan veri biçimi. tanım biraz teknik olmuş olabilir lakin ilerleyen satırlarda kafanızda şekilleneceğinden eminim.
Biliyorsunuz xml sayesinde verilerin paylaşımı ve yönetimi oldukça kolay bir hal alıyor. geniş ama basit xml dünyasında istediğiniz türde bilgiyi yönetebiliyorsunuz. rss 'de xml yapısı üzerine kurulu bir standart diyebiliriz. 1990'larda netscape tarafından geliştirilmiş bazı basit verilerin paylaşılması için geliştirilmiş, sonrasında userland sayesinde popularitesini kazanmış.
Rss, sadece metin tabanlı olduğu için -gerçi son zamanlarda rastlamışsınızdır içinde resim olanlara da- son derece hızlı bir veri paylaşım platformu sayılır ve çoğu kişi tarafından da kabul görmüştür. en basit şekilde, paylaşılmak istenilen herşey için rss biçilmiş kaftan. biraz genişletirsek;
Ziyaretçi en hızlı biçimde bilgiye ulaşabiliyor
Site sahibi, içeriğini çok daha fazla kişiye ulaştırabiliyor
Satış yapan siteler, müşterilerini e-postadan çok daha hızlı bir şekilde bilgilendirebiliyorlar
Yine site sahipleri, sitelerine içerik sağlıyabiliyorlar.
Bunlar sadece sayılabilecek birkaç örnek, uygulayarak farklı mecralarda kullanmaz sizin elinizde.
Çoğu teknolojide olduğu gibi rss'in de farklı versiyonları var. netscape tarafından geliştirilen rss 0.90 ve artık kullanılmayan rss formatı bunların ilki. sonrasında sırasıyla, userland tarafından geliştirilen 0.91, 0.92, 0.93 ve 0.94, rss-dev tarafından geliştirilen rss 1.0 geliyor. şimdiki zamana iyice yaklaştığımızda rss 2.0 ile karşılaşıyoruz. şuanda en çok tercih edilen rss sürümü ve tabiki en stabil/uyumlu olanı, rss 2.0 ve 1.0.
Basit bir rss yapısı şöyle olmakta:
1 <channel>
2 <title>site başlığı</title>
3 <link>http://www.siteadresi.com</link>
4 <description>site hakkında kısa bir tanım</description>
5 <language>tr</language>
6 <item>
7 <title>içerik başlığı</title>
8 <link>http://www.siteadresi.com/icerigin_adresi.html</link>
9 <description>içerik hakkında kısa bir açıklama veya tamamı</description>
10 </item>
11 </channel>
Genel olarak tüm rss formatlarında bu yapı bulunmakta. burada önemli olan tüm rss içeriğinin 01 ve 11 numaralı satırlar arasında olması. 02, 03, 04 ve 05 numaralı satırlar ise site hakkında bilgiler veriyor. geriye kalan 06 ve 10. satırlar arasına da rss ile verilecek bilgiler var. detaylı satır açıklamaları ve rss 2.0 formatı için varolan tüm ek bilgileri harvard üniversitesi'ndeki sayfadan görebilirsiniz.
Kendi sitem için nasıl rss hazırlayabilirim?
diye sorabilirsiniz şu aşamada, oldukça doğal. eğer sitenizin içerik sistemini kendiniz yazdıysanız, biraz kodlama bilginiz olduğundan dolayı oldukça pratik bir şekilde rss hazırlayabilirsiniz. yapmanız gereken hangi formatta hazırlayacağınızı belirleyip, örneğin rss 2.0, onun sayfasına girerek rss'in bir örneğini elde edebilir ve onun üzerinden hazırlayabilirsiniz. eğer movabletype veya blogger gibi sistemleri kullanıyorsanız, site/sistem içerisinde muhakkak rss hakkında bir açıklama bulunacaktır.
Ayrıca rss hazırlama konusu detaylıca açıklayan makalelere de bir göz atabilirsiniz:
Rss hazırlarken dikkat etmeniz gereken birkaç şey de olabilir. mesela amacınızı belirlemelisiniz, rss sayesinde sitenize daha çok ziyaretçi mi çekmek istiyorsunuz yoksa başlıca amacınız bilgi paylaşımı mı? buna göre sunduğunuz içeriğin description (09) satırına açıklamaların belirli bir kesitini veya tamamını yazdırabilirsiniz. ayrıca hazırladığınız rss'in en sonuna manuel olarak bir item açıp link olarak sitenizin adresini yazıp, başlığa da daha fazla haber şeklinde bir giriş yapmanız, rss inizi takip eden kullanıcıların sitenize uğramasını sağlayabilir.
Hazırlama aşamasından sonra rss validator'ler sayesinde rss'inizin standartlara uygun olup olmayacağını, dolayısıyla rss programlarında (veya başka sitelerde) düzgün görünüp görünmeyeceğini test edebilirsiniz.
Rss'imizi hazırladık, peki bunu nasıl geniş kitlelere nasıl ulaştıracağız?
Bu aşamada imdadımıza rss'leri toplayan ve kategorileyen siteler yetişiyor. bunlardan en büyükleri syndic8, newsisfree ve türkçe olarak da türkçe rss ve blog destek merkezi. türkçe rss ve blog destek merkezi, kaynak olarak da oldukça işinize yarayacaktır.
Şimdi işin eğlenceli kısmı geliyor, rss'in olmayan sınırları dahilinde istediğiniz bilginin ayaklarınıza kadar gelmesini sağlayacak programlar. yani rss okuyucular. farkettiğiniz üzere rss, yapısı yüzünden makyajsız bir şekilde izleniyor. ancak rss programları, gerekli makyajlamaları yapıyor ve size normal bir görünümde sunuyor. bu programlar içerisinde benim en kullanışlı ve canayakın bulduğum, popüler css editörü top style'ı da yapan bradbury software tarafından yazılmış olan, feed demon. bunun dışında lockergnome.com'un bir araya topladığı rss okuyucuları listesine de bakabilirsiniz.
Tag : ,

WEB’de fotoğraf paylaşım adresleri ve resim sunucuları

By : Murat PINAR
Bu yazıyı yazmamın nedeni, giderek artan resim çekme çılgınlığı ve bunların sunulmak istenmesi.
Bunun dışında sitemizde bir yazı yayımlıcağımız zaman görsel kullanmak neredeyse zorunluluk haline geldi.Çünkü okuyucunun görselle beraber okuma hevesi artıyor ve yazımız ilgi çekiyor.
Tabi bunun birde maliyeti var. Bandwid denen aylık trafiğimiz resimlerle beraber şişiyor. Bunun yanında host kapasitemiz de gitgide şişiyor. İşte bu sorunlara çözüm sunan siteleri (resim sunucuları) aşağıda açıklamaya çalışacağım. Yazı için pcnet dergisinden ve bir kaç siteden yarlanılmıştır.

WEB’de Fotoğraf Paylaşım Adresleri
Fotoğraflarınızı herkese açık olarak paylaşacağınız, başkalarının ftoğraflarına bakabileceğiniz oldukça fazla site var. Burada en iyi birkaç tanesini yazacağım. Bu servisleri ücretsiz olarak kullanabilme olanağınız var. Ama bazı kısıtlamalarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Örneğin 100 mb aylık yükleme sınırı.Dosya türü sınırı(tiff, gif,…) veya fotoğraf boyutları gibi. Bunları aşmak istiyorsanız servise belli bir ücret ödemeniz gerekiyor.
Flickr internet üzerinde şu anda en kaliteli fotoğraf paylaşma ortamı. Bu servis yahoo nun bir ürünü olduğundan , yahoo ID niz ile giriş yapabiliyorsunuz. Eğer öyle bir üyeliğiniz yoksa kolaylıkla üye olabilirsiniz.
Sitede hiç sıkılmadan vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca oluşturulan gruplarda içerik paylaşabilir ve paylaşımlardan yararlanabilirsiniz.
Ücretsiz üyeyseniz bazı kısıtlamaları var. Yüklediğiniz resim ne kadar büyük olursa olsun , otomatikmen 1024 piksel boyutuna küçültülüyor. Sistemde sadece gif(animasyonsuz), jpg ve png dosya türlerini saklayabiliyorsunuz .Aslında denerseniz tiff dosya türünde resimlerde saklayabilirsiniz ama sistem resminizi otomatik olarak JPG dosya türüne dönüştürüyor. Bunun dışında yüklediğiniz fotoğrafın 10mb (ücretli üyelikte 20mb) tı geçmemesi gerekiyor. Tabi birde aylık limitimiz var oda 100mb. Sınırsız yüklemek istiyorsanız ücretli yararlanabilirsiniz.
Bu servis, flickr nin pek çok özelliğinden yoksun. Buradada ücretli ve ücretsiz olarak hizmet veriliyor. Ücretsiz bir hesabınızdan 1gb a kadar foto ve video limitiniz oluyor. Burdada bir sınırlama var. Yüklediğiniz videoların aylık trafiği 25gb ı geçmemeli. Yüklediğiniz videoların 100mb tan ve 5 dakikadan az olması gerekiyor. Siteye tek seferde 30 resim yüklenebiliyor , bu resimler 1024X768 boyutlara küçültülüyor. Flickr nin yanına yaklaşmasa bile güzel bir alternatif.
phanfare Profosyenel bir servis. Üye olmak ise çok basit. Sadece ad, e-mail ve şifreniz isteniyor. Daha sonra mailinize gelen linkle direk giriş yapabiliyorsunuz.
Giriş yaptığınızda ilk dikkatinizi çekecek özellik, bu servisin diğer kayıtlı olduğunuz servislerdeki fotolarıda kendine aktarabiliyor olması olması.Bu serviste ücretsiz hizmet verdiği gibi sınırsız kapasite için ücret taleb ediyor. Ücretsiz olarak 1gb alan veren servise , isterseniz videoda yükleyebiliyorsunuz. Yine diğerlerinden ayrılan bir özelliği, yüklediğiniz fotoların gerçek boyutarı kısıtlandırımıyor. Yani ücretsiz hesap kullansanız bile yüklediğiniz resim çözünürlükleri aynen korunuyor. Video yüklerken 10mb ı geçmemesi gerekiyor. Buda photobucket i geçtiği anlamına geliyor.
negatif.com ve fotokritik.com. Bu servisler türkiye kullanıcılarına hitap eden siteler. Nokta internet teknolojilerinin iki farklı web sitesi.
Bu servis diğer foto paylaşım siteleriyle aynı görevi görüyor. Yüklediğiniz resimleri ayrıca blog veya sitenizde linkini alarak kullanabiliyorsunuz. Yüklediğiniz fotolar en fazla 5mb büyüklüğünde olmak zorunda. Ama bir eksi tarafı sadece JPG formatında resim yüklenebilmesi.
Bu servis daha çok profosyenel ve amatör fotoğraf çekenler için tasarlanmış. Sitede vakit geçirerek hem sanatsal yönden kendinizi geliştirebilir hemde çekilen fotoğrafların tadını çıkarabilirsiniz.
Bu servisin en önemli özelliklerinden birisi sosyalleşmeye açık olması. Gerek yapılan yorumlar ve iletişimle yapılan bazı etkinlikler sizi fotoğraf çekmeye doğru sürükleyebilir. Deneyimli sanatçılardan esinlenebilir ve onlarla irtibat kurabilirsiz. Ayrıca fotoğraf gezintilerine katılma şansınız olabilir.
Evet aralarında en çok kullandığım, fotoğraf, resim, art, animasyon…. yayınlayabildiğiniz harika bir site.Eğer resimle veya fotoğraf çekmeyle ilgileniyorsanız muhakkak incelemeniz gerekir. Oldukça geniş bir kategori aralığı olan site tüm dünyadan kullanıcıların çalışmalarıyla süsleniyor. Ustaların ve çırakların bir arada olduğu oldukça geniş bir kullanıcı ağına sesleniyor. Siteye ücretsiz üye olduktan sonra tüm çalışmalarınızı yayınlayabilirsiniz.
Sosyal ağ olarakta görev yapan sitedeki çalışmalara yorum yazabilir, yeni çalışmaları takip edebilir, arkadaş grubu oluşturabilirsiniz. İstediğiniz bir dalda örneğin grafik tasarım, kendi çevrenizi oluşturabilirsiniz. Forum sayfasından yenilikleri takip edebilirsiniz. Sistem yeni haliyle oldukça kullanışlı hale getirilmiş.Script dilleriyle süslenmiş ve kullanıcı dostu.Aslında pek saymakla bitirilecek gibi değil o yüzden deviantart ‘a girip bir deneyin derim.
En önemli foto paylaşım siteleri bunlardı. Bunların yanında alternatif olacak oldukça fazla serviste mevcut. Bunlardan bazıları şunlar;
www.23hq.com
www.animus3.com
www.artlimited.com
www.dropshots.com
www.focalpower.com
www.fotki.com
www.fotolog.com
www.humblevoice.com
www.imageevent.com
www.ipernity.com
www.koffeephoto.com

Resim sunucuları
Evet en başta bahsettiğim, sitemizin aylık trafiğini azaltacak ve hostumuzun kapasitesinin bize kalmasını sağlıcak sunucular mevcuttur.
Peki nasıl kullanacam derseniz açıklayayım.
Resim sunucuların çalışma prensibi şu şekilde işliyor. Üye işlemi yaptıktan sonra sunucu sitemize giriyoruz. Daha sonra istediğimiz boyutlardaki resmimizi yüklüyoruz. Yüklenen resmin linkini ordan kopyalıyoruz. Yayınlamak istediğimiz sitede; [image] ... [/image] taglarının arasına linkimizi ekliyoruz.
Resim sunucu sitelerinin en başında imageshack.us geliyor.Siteye üyelik oldukça basit düzenlenmiş. Üye adımızı ve e-mail imizi yazıp tamam diyoruz. daha sonra mailimize gelen aktivasyon linkinden üyeliğimizi aktive ediyoruz.Mailde ayrıca şifremiz ve kullanıcı adımızda geliyor.
Daha sonra resim veya video eklemek istiyorsak anasayfadan gözat(browse) a tıklayarak yükleyeceğimiz materyali seçiyoruz. Daha sonra boyutlandırma seçeneklerini yapıp host it e tıklayarak işlemizi bitiriyoruz. Yeni açılan sayfada bize link adreslerini verecektir. Bu kodları sitemizde istediğmiz yerde kullanabiliriz.
Peki bize bir kısıtlama varmı derseniz , evet var.Ücretsiz üyelikte 1.5 mb boyutunun üstünde resim yükleyemiyoruz. Ama ayda 8 dolara üye olarak bu sınırı 3 mb ta çıkarmak mümkün….
Umarın bu yazı işinize yarar. Yazıyı hazırlarken pcnet dergisinden de yararlanılmıştır.
Kolay gelsin...
Tag : ,

MERMER SEKTÖRÜNÜN ÖRGÜTSEL YAPILANMASI

By : Murat PINAR
A.I.M. - ASSOCIAZIONE ITALIANA MARMOMACCHINE
- İtalyan Mermer ve Makine Üreticileri Birliği -
Haşim ACAR , İNKA Mühendislik A.Ş. - İstanbul, 29 Aralık 2008

GİRİŞ
Gündemdeki örgütlenme arayışları sebebi ile, ülkemizdeki sektörel örgütlenme ve İtalya’daki sektörel örgütlenmeyi karşılaştırmak istedim. Bu sebeple, İtalya’nın TÜMMER’i olarak adlandırabileceğimiz “A.I.M. - ASSOCIAZIONE ITALIANA MARMOMACCHINE” hakkında bir araştırma yaptım.
A.I.M. ile birlikte, İtalya’daki İhracatçı Birliği yapılanmasına da göz attım. İtalya’da mermercilerin, mermer makinacılarının ve sarf malzemecilerinin aynı ihracatçı birliği altında toplandığını gördüm. Yani, bizdeki gibi mermerciler İMMİB ve EMİB’de madenciler ile birlikteyken, makinacıların da tamamen ayrı bir yerde OAIB’te yer almalarında bana baştan beri ters gelen durumun, İtalya’da tam da düşündüğüm gibi halledilmiş olduğunu gördüm.
Çok ilginç olan bir durum da, sektörün ihracatçı birliğinin aynı isimle, Marmomacchine Export Consortium (Mermer ve Makinaları İhracatçı Birliği) adı altında, faaliyetlerini A.I.M. bünyesinde ve A.I.M. ofisleride yürütüyor olmasıydı.
İtalya’da sektörün üst birliğinin federasyon değil, “association” yani “dernek” statüsünde olduğunu fark ettim. Muhtemelen alt ürün grubu dernekleri (ocakçılar, elmas takımcılar, abrasivciler, makinacılar, fayansçılar vs), bölgesel dernekler (Carrara derneği, Verona derneği vs) 1 ihracatçı birliği, 1 enstitü ve belli kriterlere sahip firmaların hepsinin bir platformda birleşmesi hukuki olarak ancak bu şekilde mümkün olabiliyordu.
Sadece derneklerden oluşan bir federasyon yapısı düşünülmemişti. Bunun da sebebi, bizdeki gibi finansman meselesiydi. Çünkü, A.I.M.’in en büyük geliri, belli kritere sahip büyük firmalardı. Bu firmalar, A.I.M.’in yayınlarında, web sitesinde vs tanıtılmaları karşılğında, üye aidatlarının yanı sıra, A.I.M.’e büyük reklam ve tanııtm paraları ödüyorlardı.
A.I.M.’in bir başka geliri de kurmuş olduğu “Marmomacchine Servizi Srl” adlı şirketin faaliyet gelirleriyd i. Bu şirket, yurt içi ve yurtdışı tanıtım ve fuar programlarını planlamakta, yılda 15 fuar organize etmektedir. Ayrıca sempozyumlar, kongreler, seminerler düzenlemektedir. Birlik üyesi firmaların iş ilişkilerini, ticari faaliyetlerini desteklemeye yönelik Pazar araştırmaları, istatistikler, iş planları, faaliyet raporları, iş yapma prosedürleri hazırlamakta ve üyelerine dağıtmaktadır.
Tüm bu faaliyetleri de profesyonel bir şirket statüsü ile yaptğından, ciddi bir gelir elde etmekte, elde ettiği geliri de yine üyelerin ihtiyaçlarını gidermek üzere, A.I.M. ve I.S.I.M. ile birlikte sektör için harcamaktadır.
Bizdeki gibi ihracat fonu kesintileri de varsa, mermercilerden, makinacılardan ve sarf malzemecilerden kesilen fonlar tek bir havuzda toplanmaktadır. İhracatçı birliği de A.I.M. bünyesinde faaliyet gösterdiğinden, bu fonlar da A.I.M. organizasyonu altında yine sektör için kullanılmaktadır.


I. A.I.M.’in ÜYELİK YAPISI

A.I.M. üyeleri aşağıdaki 8 grupta sınıflandırılabilir:

1) Mermer ve doğal taş üreticileri,
2) Mermer makinası üreticileri,
3) Sarf malzemesi (elmas, testere, abrasiv, reçine vs) üreticileri,
4) Sektörel hizmet ve danışmanlık firmaları,
5) Uluslar arası Mermer Enstitüsü “Intenational Marble Institute, I.S.I.M.”
6) Alt ürün grubu dernekleri,
7) Bölgesel (lokal) dernekler,
8) Marmomacchine Export Consortium (Mermer ve Makinaları İhracatçı Birliği)


II. A.I.M.’in HİZMET ŞİRKETİ : “MARMOMACHINE SERVIZI SRL”
Bu 8 grupta toplanan üyelik yapısının yanı sıra, A.I.M.’in kurduğu bir de hizmet şirketi vardır. “Marmomacchine Servizi Srl” adındaki bu şirket, yurt içi ve yurtdışı tanıtım ve fuar programlarını planlar, organize eder, sempozyumlar, kongreler, seminerler düzenler.
Birlik üyesi firmaların iş ilişkilerini, ticari faaliyetlerini desteklemeye yönelik Pazar araştırmaları, istatistikler, iş planları, faaliyet raporları, iş yapma prosedürleri hazırlar ve üyelerine dağıtır.

III. İHRACATÇI BİRLİĞİ “MARMO MACCHINE EXPORT CONSORATIUM”’
İtalyan Mermer ve Makinaları İhracatçı Birliği (Marmomachine Export Consortium) aynı isim ile, faaliyetlerini A.I.M. bünyesinde yürütür. Çalışma ofisleri ve diğer mekanlar A.I.M. tarafından sağlanır.

IV. ULUSLAR ARASI MERMER ENSTİTÜSÜ (I.S.I.M. )
I.S.I.M., Uluslar arası Mermer Enstitüsü , A.I.M.’in kurucu üyesi olarak özel bir öneme ve pozisyona sahiptir.
Araştırma, geliştirme, eğitim, üniversite ve okullar ile ilişkilerin sorumluluğunu üstlenmiş olup, kar amacı gütmeyen bir kurumdur.
Kurslar, seminerler düzenler, sektöre danışmanlık yapar.
Dünyadaki diğer benzer kurumlar ile diyalogları sağlar, multi-disiplinli projeler üretir.
Her türlü çağdaş teknolojinin mermer sektöründe uygulanabilirliğini zorlar, doğanın ve insan kaynaklarının verimli kullanılmasına yönelik çalışmalarda bulunur.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında teknoloji transferine destek verir.
Kalite, standart, çevre, iş güvenliği geliştirme faaliyetlerinde bulunur.
Sektörün bilinç düzeyini arttıracak bilimsel ve teknik multi medya yayınlar yapar.
Sektörü Uluslar arası Doğal Taş ve Makine Üreticileri Federasyonu’nda (F.I.M.M. – Federation for Stone and Machinery) temsil etme görevi de I.S.I.M.’e verilmiştir.

V. STUDIES CENTER
A.I.M., amacına ulaşmak üzere farklı sektörlerden çeşitli uzmanları teknik ve tanıtım komitelerine alır, farklı disiplinler, gruplar, dernekler arası ortak projeler üretilmesini sağlar. Kendi ofislerinde özerk bir sivil toplum örgütü olarak faaliyetlerini yürütür.
Kendisine “STUDIES CENTER” larda yaptığı çalışmalar ile sektörel AB standartlarının oluşmasına önemli katkılarda bulunur.
Bu merkezlerde üyelerin ürün örnekleri toplanır, sergilenir, tanıtılır ve yeni örnekler üzerinde teknik ve ticari araştırmalar yürütülür.

VI. FUAR ORGANİZASYONLARI

A.I.M., üyelerini her yıl 15 adet uluslar arası fuara götürür ve bu fuarlar ile ilgili yayınlarda yer almalarını sağlar, binlerce potansiyel alıcı ile temas kurulmasına zemin oluşturur.
Dünyanın çeşitli noktalarında yeni potansiyel alıcılar ile tanışılır, rakipler ile karşılaşılır.
Yılda 15 defa tekrarlanan bu tanışma ve karşılaşma ortamı, doğal taşların yeni kullanım alanlarının sürekli takip edilebilmesini sağlar.
Yılda 15 fuar, farklı ürün beklentilerini destekleyecek teknolojilerin geliştirilmesi, stratejik planların gözden geçirilmesi için yılda 15 büyük fırsat demektir.
Bu fırsatlar ile faaliyet planlarının işe yararlılık anlamında sürekli güncellenebilmesi, bir sonraki fuar için çok güçlü bir motivasyon sağlar.
Tüm dernek ve üye faaliyetleri güç kazanır ve ivmelenir. .
Bu sayede, İtalyan mermer ve makinaları sektörü, değişen müşteri beklentileri, şiddetli rekabet ortamı ve farklılaşan pazar koşullarına karşı çok hızlı ve doğru pozisyon alabilmektedir.

VII. A.I.M. – ICE İŞBİRLİĞİ
Italyan Dış Ticaret Komisyonu (Italian Foreign Trade Commission – I.C.E.) ile de çok sıkı işbirliği içindedir.
ICE ile birlikte, müşteriler, mermer üreticileri, makine ve ekipman üreticilerinin özel beklentilerini dikkate alarak, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda yıllık fuar, workshop, reklam ve benzeri tanıtım programlarını hazırlar.

VIII. MINISTRY OF PRODUCTIVE WORK (VERİMLİ ÇALIŞMA BAKANLIĞI) İLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER
Verimli Çalışma Bakanlığı (Ministry of Productive Work) ve ICE katkıları ile Ocak İşetmeciliği Okulları, Fabrika İşletmeciliği Okulları açar.
Bu tür okulların Çin, Vietnam, Şili, Arjantin ve benzeri hızlı gelişen ülkelerde de açılmasını sağlar ve bu faaliyetleri medya ile yakın işbirliği içerisinde dünyaya duyurur.
(İtalya’da Çalışma Bakanlığının adının başında “VERİMLİ” kelimesi olması çok ama çok dikkat çekici değil mi ?)

IX. SEKTÖREL AB STANDARTLARI ÇALIŞMALARI

Oluşturduğu yetkin komisyonlar ile, elmas takımların kalite standartları ile ilgili WG A.H. of CENtc 143, mermer makinalarının güvenlik standartları ile ilgili WG 11 of CENtc 151, mermer, granit, doğal taş yapı malzemeleri kalite standartları CENtc 246 (European) ile ilgili çalışmaları yürütür.

X. EĞİTİM ve DANIŞMANLIK HİZMETLERİ
Enstitü (I.S.I.M.) ile birlikte, patronlara, yöneticilere, mühendislere, teknisyenlere, işçilere yönelik çeşitli periyodik kurslar, seminerler düzenleyerek, gerektiğinde iş başı uygulamalı eğitimler ile sektörün bilgi düzeyini sürekli çağdaş ve yenilikçi tutmaya özen gösterir.
İhtiyacı olan üyelere her türlü teknik desteği ve danışmanlık hizmetlerini verir.

XI. MARMOMACCHINE CLUB ANNUAL DIRECTORY ve DİĞER YAYINLAR

A.I.M.’in tüm üyeleri, ister çok bilinen büyük firma ve kurumlar olsun, isterse küçük ve orta ölçekli firma ve kurumlar olsun, her yıl MARMOMACCHINE CLUB ANNUAL DIRECTORY’de (Birliğin yıllık yayını) kitap ve CD formatında, ürün tanıtımları ile birlikte yer alırlar.
Yıllık periyodlu bu yayın, ücretsiz olarak dünyadaki ilgili tüm mevcut ve potansiyel müşterilere, okullara, sektörel kişi ve kurumlara, ilgili devlet dairelerine dağıtılır.
Birliğin katıldığı tüm ulusal ve uluslar arası fuarlarda ve diğer faaliyetlerde de bu yayının ücretsiz dağıtımı yıl boyunca devam eder, aynı zamanda yıl boyunca birliğin web sitesinde de yayınlanır.
Dircetory, ücretsiz dağıtılmasına rağmen, reklam veren sponsorlar sayesinde ciddi bir gelir sağlamaktadır.
Directory dışında, ücretli dergiler ve her yıl çok sayıda teknik ve ticari kitap da yayınlanmakta, bu yayınların hem satışından, hem de reklam gelirlerinden çok önemli finansman sağlanmaktadır.
Birlik üyelerinin tamamı “www.madeinitaly.com” sitesinde de sürekli tanıtım halindedirler.

XII. “THE BEST OF CHOICE ” SLOGANI
Bütün birlik üyeleri, fuar standlarında, iş yerlerinde, broşürlerinde, web sitelerinde vs birlik logosu ile birlikte “THE BEST CHOICE” – sloganını kullanma hakkına sahiptir.
Birlik logosu ile birlikte kullanılan “THE BEST CHOICE” sloganı, üye firmalara büyük bir prestij ve ayrıcalık imajı sağlar.
İtalya’nın mermer ve teknolojilerindeki dünya liderliği ve tarihi birikimi bu şekilde bir kez daha vurgulanır.

XIII. MİMARLAR İLE İLİŞKİLER
Yerli ve yabancı mimarlar, mimar dernek, birlik ve odaları ile sürekli ve verimli ilişki içinde olunması, yerli ve yabancı fuarlara getirilecek mimarlara sponsorluk yapılması, yabancı delegasyon ve potansiyel müşterilerin İtalya’ya “alıcı” olarak getirilmesi, yatırımcılara, müşterilere kredi danışmanlığı sağlanması gibi faaliyetlerde de ana organizatör A.I.M.’dir.

XIV. DİĞER ÖNEMLİ FAALİYETLER
Sektördeki işgücü birim fiyatlarının belirlenmesi, montaj ve servis teknisyenlerinin yurt içi – yurtdışı harcırahlarına belli standartlar getirilmesi, müşteri data bankaları oluşturulması, müşterilerin kredibiliteleri hakkında ön araştırmalar yapılması, üyelere bu konuda tavsiyelerde bulunulması, tüm üyelerin ihtiyaç duyabileceği tedarikçiler ile özel indirimli ve özel koşullu hizmet anlaşmaları yapılması ve üyelerin bu anlaşmalardan yararlandırılması da A.I.M.’in faaliyetleri arasında yer alır.

XV. FİNANSMAN KAYNAKLARI

A.I.M.’in finansmanı üye aidatları, reklam gelirleri ( çok sayıda yayınlanan ve tüm dünyaya dağıtılan kitap ve dergilerdeki reklamlar, web sitelerindeki reklamlar, ) Marmomacchine Servizi Srl şirketinin gelirleri, AB fonları ile yapılan ARGE ve standardizasyon çalışmaları, danışmanlık hizmetleri ile sağlanmaktadır.
İhracatçı birliği de, aynı isimle A.I.M. bünyesinde olduğundan, bizdeki gibi, varsa fon kesintileri de A.I.M. kasasında toplanmakta ve sektör için kullanılmaktadır.
İhracatçı birliğinin madencilerden ayrı olması, mermerciler, makinacılar ve sarf malzemecilerinin aynı ihracatçı birliğinde birleşmeleri, varsa toplanan fonların yine sektör için kullanılmasına kolaylık sağlamaktadır.

Yararlanılan kaynaklar:
- Marmomacchine Directories,
- Marmomacchine Classic Magazines,
- Marmomacchine International Magazines,
- www.marmomacchine.it
- www.assomarmomacchine.com

SONUÇ
İtalyan firmaların, İtalyan mühendislerin, teknisyenlerin, operatörlerin; hatta dünyanın her yerinden pek çok yabancı mühendis, teknisyen ve operatörün A.I.M. çatısı altında yürütülen dünya çapındaki çok çeşitli sektörel faaliyetlere gönüllü olarak katkı sağlıyor olmaları, A.I.M.’i hedeflerine ulaştıran en önemli etkendir.
A.I.M., kendi web sitesinde, bu gönüllü destekçilere sunduğu teşekkürler ile gerçek gücünü nereden aldığını açıkça şu şekilde ifade etmektedir: “A.I.M.’in başarısı için hedeflere kilitlenen, amaçlara erişmeye gönül veren, ortaya yüreğini ve beynini samimi olarak koyan sektör mensuplarına, derneklerini desteklemeyi ve sponsorluk yapmayı öncelikli görev bilen üyelerimize teşekkür ederiz”
Kendi aralarındaki rekabeti fiyat kırma yönünde değil de, kalite ve hizmet standartlarını yükseltme şeklinde faydaya çeviren akılcı yaklaşımlara ve takım aklını kendi aklının üzerinde gören yöneticilere sahip olmalıdır ki, A.I.M., dünya çapında bir başarıya ulaşabilmekte ve İtalya’yı sektörde dünya lideri pozisyonda tutabilmektedir.
Yani, örgütün adının sonunda dernek mi, birlik mi, federasyon mu, konfederasyon mu yazdığı çok önemli bir detay değildir.

İtalya’daki sektörel yapılanmayı ülkemize uyarlamak istersek;

1) İhracatçı birliklerinde madencilerden ayrılmanın zamanı gelmiştir,

2) İki adet birlik olması, sektörün birliği önünde en önemli engeldir.

3) Sektörün tek bir ihracatçı birliği olmalıdır,

4) Makinacılar OAIB’den ayrılarak, sektörün tek ihracatçı birliği “TÜMMİB “çatısı altında , mermerciler, makinacılar ve sarf malzemecileri olarak birleşmelidir.

5) TÜMMİB fon kesintilerinin tamamı yine sektör için kullanılmalı, bu konuda devlete taviz verilmemelidir,

6) Sektörün teknoloji kanadı, yani mermer makinacıları ve sarf malzemecileri de bir dernek çatısı altında birleşmeli ve TÜMMER’e dernek olarak da üye olmalıdırlar.

7) TÜMMER organizasyonu ile bir TANITIM, FUARCILIK ve LOJİSTİK şirketi, “TÜMMER-TAN”, DOĞAL TAŞ ve TEKNOLOJİLERİ ENSTİTÜSÜ (DO-TEK) ve uyun bölgelerde TÜMMER Çalışma Merkezleri kurulmalıdır,

8) TÜMMER, dergi yayınlama, yıllık DİRECTORY yayınlama, sektörel kitaplar yayınlama gibi faaliyetler ağrılık vermeli, bu yayınlar TÜRKÇE – İNGİLİZCE yapılarak, tüm dünyaya dağıtılmalıdır.

9) Yıllık DIRECTORY ücretsiz olmalı, ancak sponsorluk sistemi ile yayınlanmalıdır. Diğer dergi ve kitaplar ücretli + sponsorlu olmalı ve tüm dünyaya dağıtımı yapılmalıdır.

10) WEB sitesi bir an önce reklam geliri getirecek yapıya kavuşturulmalı, bunun öncülüğünü de mevcut Yönetim Kurulu, kendi firmalarının linklerini ücreti karşılığı TÜMMER web sitesine bağlatarak başlatılmalıdır,

11) Federasyon kurma işi biçimsel bir konu olduğundan, kısa süreli bir tatmin ve geçici bir motivasyon sağlamak dışında, nasıl kurulursa kurulsun, sektörün sorunlarına çözüm getirme ve ihtiyaçları karşılama adına kayda değer bir fayda getirmeyecektir.


HAŞİM ACAR
2009-01-24 12:00:13
Tag : , ,

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by