Popular Post

Posted by : Murat PINAR 23 Mart 2009 Pazartesi

Türkiye’de kriz çıkmasının nedeni doğrudan global
krize bağlanıyor. ABD ve Avrupa’da kriz finans sektörü yüzünden çıktı. En son
AIG açıkladığı zararla bir kez daha dünya piyasalarını şok etti. Türkiye’de ise
finans sektörü çok güçlü. ABD ve Avrupa’da olduğu gibi batık krediler, mortgage
kağıtlarının dibe vurması gibi sorunlar yok. Bir tek İMKB düştü, orda da
ekonomiyi etkileyecek ölçüde para dönmez.

Türkiye’de dünyadaki
olumsuzluklardan asıl etkilenen reel sektör oldu. Bu noktayı anlamak gerekiyor.
Dünyada finans sektöründe bir kriz varken, bundan Türkiye’de neden finans
sektörü değil de reel sektör zarar görüyor? Çünkü Türkiye’de yatırımlar şimdiye
kadar dışarıdan gelen dövizle yapılıyordu.

Bir ekonominin döviz ihtiyacı
içinde olmaması için cari işlemler hesabı dengede olmalıdır. Türk dış
ticaretinin kronik bir açık problemi olduğu için ve turizm gelirleri ile bu açık
kapatılamadığı için Türkiye’nin kendi gelirleriyle yatırım yapması mümkün değil.

Bu aralar şu tür cümleleri sıkça duyacaksınız: “Türkiye’deki krizin
nedeni ekonominin global ekonomiye sıkı sıkıya entegre olmasıdır.” Bu aslında şu
demek: “Türkiye dışarıdan para gelmediği için yatırım yapamıyor. Bu nedenle
istihdam artmıyor.” Öyleyse bu krizin Türkiye’yi etkilemesi dışarıdan piyasaya
döviz girmemesine bağlı olmalıdır.

Krizin başlamasından bu yana ilk
kesilen döviz musluğu çoğu ekonomistin eleştirdiği sıcak para oldu. Piyasaya
girip yüksek karlar elde edip çıkıyorlar diye yoğun tepki gösteriliyordu portföy
yatırımlarına. Gittiler işte, mutlu muyuz? “Ohh kurtulduk!” diyebildik mi?
Diyemedik. Hatta şimdi yeni yeni anladık ki dolar, portföy yatırımları sayesinde
1,15′lere kadar düşmüş.

Kriz öncesi portföy yatırımlarına kızan
ekonomistler dolar kurunun düşük olmasını da kıyasıya eleştiriyorlardı. Bu
yüzden ihracatımız artmıyormuş. Düşük kurla ihracatı arttırmaya “beleşçi
yaklaşım” diyorum ben. Türkiye ihracatı yapay kurlarla ancak bir yere kadar
artar. Asıl ihracat verimliliğin artması ile artar. Yani aynı kalitede malın
daha ucuza üretimesiyle. İşte bu yüzden Türkiye’ye düşük kur gerekir. Çünkü
verimliliği arttırmak teknoloji ithal etmekten geçer. Teknoloji ithal etmek
döviz demektir. Makine alacaksın, eğitimli yabancı personel getireceksin, kendi
personelini yurt dışında eğitim almaya yollayacaksın. Kurun düşük olduğu dönemde
iş adamımız dışarıdan bu şekilde teknoloji ithal ediyordu.

Türk özel
sektörünün dış borcunun bu kadar yüksek olması bir rastlantı değil. Özel sektör
en doğrusunu yaptı. Kurun düşük olduğu dönemde dış borç alarak yatırım yaptı,
verimliliğini artırdı. Diğer yandan dövizin değerinin düşük olmasından
yararlanarak yurt dışında fuar fuar gezdi. İşte düşük kura rağmen Türkiye’nin
ihracatı da böyle arttı.

Şimdi niye krizdeyiz, biraz anlaşıldı sanırım.
Türkiye ekonomisi yatırım yapamıyor. Özel sektör şu ana kadar döviz cinsinden
borçlanarak yatırım yapıyordu. Bu yüzden 200 milyar doların üzerinde bir özel
sektör borcu söz konusu. Ancak krizin ardından doların 1,5 kat değerlenmesi ve
dış kredi imkanlarının ortadan kalkması nedeniyle özel sektör yatırım yapamıyor.

Krizin başlamasından bu yana ikinci kesilen musluk “soğuk para”, yani
doğrudan yatırımlar. Yine bu konuda da atıp tutan çoktu. Ne satılsa kızarlardı.
Şimdi de niye işsizlik arttı diye veryansın ediyorlar. Arttı, çünkü bu sene
dışarıdan milyarlarca dolar gelmiyor. ING Bank gibi piyasaya giren global
şirketler de global kriz ile boğuştukları için yeni şube açamıyorlar. Doğrudan
yatırımların kesilmesinin etkisini daha uzun süre hissedeceğiz.

Krizin
başlamasıyla yaz aylarında kesildiğini göreceğimiz üçüncü bir musluk daha var:
turizm. Türkiye en çok Avrupa’dan ve Rusya’dan turist çekiyordu. Global kriz ne
yazık ki en çok bu bölgeyi etkiledi. Alman, Rus turistlerin gelirlerinde ciddi
azalma oldu. Bu ülkelerin vatandaşları yakın geleceklerini güvende göremedikleri
için harcamalarında da çok dikkatli davranmak zorundalar. İşte bu nedenle
Türkiye turizmi yaz aylarında o eski günlerini arayacak gibi görünüyor. Bence
turizmi de vurmasıyla kriz doruk noktasına çıkacak. Dolarda bir miktar daha
yükselme gözlenecek. Turizmin mevsimsel istihdamı artıran etkisinin de
düşmesiyle işsizlik oranında beklenen düşüş gözlemlenemeyecek.

Ben
“Yatırım yapılmıyor.” dedikçe bazıları da tüketim yokken yatırım yapılsa ne
olur, diyecek. Bence Türkiye’de tüketim olmaması için bir sebep yok. Çünkü iç
pazarın daralması için bir neden yok. Enflasyon düşük, maliyetleri yükseltecek
bir dışsal etki yok. Daha aksine petrol fiyatları da düştü. Faizler daha da
düşüyor, dolayısıyla kredi olanaklarında bir sorun yok. Buna rağmen piyasanın
sıkışmasının nedeni vatandaşın ekonomiye olan güveninin azalması. Tüketici önünü
göremediği için ihtiyaçlarını erteliyor. Türkiye’de tüketici neden önünü görmez?
Çünkü yatırım yok, istihdam artmıyor, yeni iş gücü çalışma hayatına katılamıyor.
Bu durum güveni azaltıp ihtiyaçları erteletince iç pazar da daralıyor. İç pazar
daralınca çalışanlar da işlerini kaybetmekten korkuyorlar ve ihtiyaçlar daha
fazla erteleniyor. Böylece ekonomi günden güne daralıyor.

Ne tablo
çizdim ama. Ben hiç kötümser bir insan değilim. Hele ki sorunları söyleyip de
çözümleri es geçmek hiç adetim değildir. Bir sonraki yazıda çözüm önerilerimi
sunacağım.


Kriz nasıl fırsata dönüştürülür?

Özel sektöre
yatırıma yönelik kredi olanaklarının sunulması sadece Türkiye’de krizin
etkilerini hafifletmeyecek, aynı zamanda kriz sonrası Türk şirketlerinin gücünü
çok arttıracaktır. Avrupa’daki birçok şirketi, makine parkını ucuza kapatmanın
tam zamanıdır.

İlk defa Türkiye ekonomisi bir krizde çok güçlü. Ama ne
yazık ki kimse bunun farkında değil. Krizler güçlü olanlar için kaçırılmayacak
fırsatlardır. Türkiye tarihinin en büyük fırsatını böyle giderse göz göre göre
kaçıracak.


Global kriz AKP oylarını azaltmalı mı?

Bu
yazı “Global kriz AKP’nin oylarını azaltır mı?” diye sormuyor, “azaltmalı” mı
diye soruyor. Başka bir deyişle global krizin faturası AKP’ye kesilmeli midir?

Türk halkı AKP’yi global krizin Türkiye’deki olumsuz etkilerinden bence
sorumlu tutmalıdır. Çünkü hükümet doğru politikalarla ülkeyi global krizin
etkilerinden koruyabilirdi, hatta krizi gerçekten fırsata
dönüştürebilirdi.

2 Responses so far.

  1. Adsız says:

    Doğru tespitler var içerisinde.

  2. Adsız says:

    mantıklı geliyor

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by