Popular Post

Posted by : Murat PINAR 10 Mayıs 2009 Pazar

TEGV Mütevelli Heyeti Üyesi ve İş Adamı İnan Kıraç, dünyada yaşanan küresel kriz ile ilgili bilgi vererek, 1991 yılında Rusya'nın çöküşü ile birlikte dünyanın global sistem içine girdiğini belirtti. Kıraç, "Global sistem, paranın ve sermayenin her tarafta kullanılabilmesi, ticaretin daha serbest hale gelmesidir. Global sistemin getirdiği sosyal yapıya baktığımızda Amerika'da sosyal yapı, şirket bazında olan bir sistemin içindeyken Avrupa ve Türkiye'de sosyal yapının çoğunluğunu devlet üstlenmiştir. Son 17 yılda bir yandan çalışan sınıfa gerektiği ücret verilemezken öte yandan da çalışan sınıfın alım gücü yükseltilmeye çalışılıyordu. Maaşını alamayan bir toplum 17 sene sonra borçlanma ile karşı karşıya kaldı ve Amerika'da aldığı evin taksitini dahi ödeyemedi. Bunun sonucunda küresel kriz ortaya çıktı. Global kriz, global dünyanın anlaşmasıyla çözülebilir; bunun için öncelikle ekonomik bakımdan güçlü ülkeler bir araya gelmeliler. Avrupa Birliği ülkeleri de kendi içinde milliyetçilik izlerini bırakarak, kendi aralarında anlaşmalılar." dedi. Kıraç, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye bütün olumsuzluklara rağmen bunları aşabilecek bir ülke; Türkiye'nin sanayi modelinin küçük kurulmuş olmasının Türkiye'ye birçok avantajı olmuştur. Türkiye'nin 'just in time' yapısına dönüşmesi lazım. Böylece krizden daha çabuk çıkabiliriz." Kıraç, gençlerin bu kriz ortamında hiçbir şekilde ümitsizliğe kapılmamaları gerektiğini vurgulayarak, "Ülkemiz büyük bir ülke; Türk insanı çabuk karar verebilen, iş kurabilen, dayanma gücü olan çalışkan bir yapıdadır. Bu nedenle gençlerin işsiz kaldım diye telaşa kapılmamaları gerekir. Öncelikle gençlerimizin tahsillerini başarılı bir şekilde tamamlayıp mesleklerini iyi öğrenmeleri gerekir. Krizler gelip geçicidir ancak bir nesili kaybetmemek gerekir." diye konuştu.

TEGV Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Solakoğlu, ise "İnsani Kalkınmanın Temeli: Kaliteli ve Erişilebilir Eğitim" konulu sunumuna Mevlana'nın "Gül düşünürsen gülistan, diken düşünürsen dikenlik olursun." sözüyle başlayarak, Türk tarihinden günümüze eğitim konusuna verilen öneme değinerek, "Türkiye, 1950'li yıllardan başlayarak hızlı bir şekilde araştırma ve matematiğe dayalı sistem yerine ezbere ve itaate dayalı bir eğitim sisteminin etkisi altında kalmıştır. Eğitimin kalkınma ile yakından ilişkisi var; ekonomik büyümenin motoru verimliliktir. Özellikle ilk ve orta öğretimi kaliteli ve yaygın bir şekilde sağlayabilen ülkelerin kalkınma hızı da o ölçüde yükseliyor. Eğitime önem veren ülkeler kolay kalkınıyor. Türkiye, 1960'larda Asya ülkelerinin gayri safi milli hasılasının önünde giderken bugün Türkiye'nin gayri safi milli hasılası, Asya ülkelerinin gerisinde. Türkiye'de eğitim, ekonominin gerisinde kaldığı için ülke olarak kalkınmada da geri kalıyoruz. Malesef her eksiğimizin kökeninde eğitim eksikliği var; siyaset, ekonomi sorunları bir şekilde halledilir, ancak bir nesili kaybettikten sonra geri kazanmak mümkün değil. Gençlerimiz sorgulamanın ayıp sayıldığı bir eğitim sistemi içinde yetişiyor; farklı kaynaklardan yararlanmıyorlar; akl yürütmek yerine otorite figüründen yardım istiyorlar; analitik değil, dogmatik düşünüyorlar." diye konuştu. Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı ile ilgili de bilgi veren Solakoğlu, "Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türkiye'nin 34 ilinde 84 noktada bulunmakta; 420 binden fazla bağışcımız, 66 milyon dolar nakit kaynağımız ve 10 binlerce gönüllümüz ile bir milyonu aşkın çocuğa eğitim desteği vermekteyiz. Amacımız, Cumhuriyetin temel ilkeleri ve değerlerine bağlı, akılcı, sağduyulu, özgüven sahibi, insan ilişkilerinde ayrım yapmayan, farklı düşünce ve inançlara saygılı bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunacak okul içi ve okul dışı eğitim programları oluşturup uygulamak. Şunu unutmamalıyız ki yarınlardan hepimiz sorumluyuz." dedi.

Kaynak

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by