Popular Post

Archive for Temmuz 2009

Kıssadan hisse

By : Murat PINAR
Küçük bir kasabanın 4 ayrı mahallesi varmış.

Birinci mahallede 'EVET AMA' lar yasıyormuş.
Evet ama'lar her zaman ne yapılması
gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş.
Yapma zamanı geldiğinde ise'evet ama' diye yanıtlarlarmış.Yanıtları hep yanlış olurmuş. Suçu'da başkalarına atmakta ustaymışlar.

İkinci mahallede 'YAPACAĞIM' lar yasarmış.
Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye adim hazırlarlarmış ama
yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış.Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş.
Yasamı ertelememek için verdikleri kararı bile ertelerlermiş.

Üçüncü mahallede yasayan 'KEŞKE' çilerin hayati algılama güçleri mükemmelmiş.
Neyin yapılması gerektiğini daima en iyi şekilde bilirlermiş ama... maalesef
her şey olup bittikten sonra.'Keşke' cilerin de basları hep kanarmış, duvara vurmaktan! ..

Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede ise'IYI Kİ YAPTIM'lar otururmuş.
'Keşke'ciler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış.
'Yapacağım'lar 'Keşke'ciler ile birlikte bu mahallede yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.'Evet ama'lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından,günesin erken saatte dogması gerektiğinden şikayet ederlermiş.
'İyi ki yaptım' mahallesinde ki insanların kusuru da beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmamasıymış.Bu yüzden yasadıkları ortam her zaman güzel, düzenli ve huzurluymuş.

Bu hafta hep beraber 'İyi ki yaptım' mahallesine taşınmaya ne dersiniz?
Tag : ,

Skydrive'yi Gladinet ile kullanın...

By : Murat PINAR
İnternet üzerindeki veri depolama alanınıza Windows altından Z: sürücüsünden ulaşmak ve fare ile sürükle - bırak yaparak online veri depolama servisini internet tarayıcılarının kısıtlamaları ile sınırlı kalmayarak kullanmak istiyorsanız; pratik kullanımı ve performansı ile ilgi çeken ve sadece skydrive değil bir çok farklı servisi de destekleyen, gladinet'i kullanabilirsiniz..

  • Gladinet Cloud Desktop Beta uygulamasını firmanın web sitesinden indirin. Sisteme kurulum son derece kolay, sadece ekrana gelecek olan sihirbazda adımları tek tek geçiyorsunuz ve Gladinet bilgisayarınıza Z: sürücüsü olarak yerleşiyor.
  • Programı ilk olarak çalıştırdığınızda ekrana gelecek olan seçeneklerden Mount Disk Storage or Web Storage As Virtual Directory üzerine tıklayın.
  • Gladinet farklı online veri depolama hizmetlerini destekliyor demiştik. Bunlar arasında Google Picasa ve Google Docs da var. Biz burada Windows Live SkyDrive seçimini yapacağız.
  • Windows Live SkyDrive'ın sizin için internet üzerinde oluşturmuş olduğu alana Windows Live ID'niz ile bağlanırsınız. Bu adımda, Windows Live ID bilgilerinizi girmeniz gerekiyor. Önce Windows Live SkyDrive veri depolama alanınızın sisteminizde görüneceği ismi belirlemeniz gerekli. Program otomatik olarak Windows Live SkyDrive 1 gibi bir isim veriyor, bunu değiştirmek elinizde.
  • Sürücüye isim verdiğiniz bölümün hemen altındaki Windows Live Id (Email) ve Password bölümlerine de Windows Live kullanıcı adı ve şifrenizi giriyorsunuz. Hemen alttaki Open newly added virtual directory seçeneğini aktif hale getirirseniz ADD düğmesine basınca program veri depolama alanına otomatik olarak bağlanacak ve ilgili pencereyi açacaktır.
  • Şimdi bir süre bekliyoruz. Gladinet vermiş olduğunuz kullanıcı adı ve şifresini kullanarak Windows Live SkyDrive'a bağlanacak ve sistemde bir sürücü harfi oluşturmak için gerekli olan işlemleri yapacak. Bu süre servislerin hızına ve internet bağlantınıza göre değişecektir. Başlıkta da belirttiğimiz gibi, bekliyoruz...
  • Windows Live SkyDrive artık her zaman elinizin altında. Bilgisayarım simgesine çift tıklayarak aynen bir sabit disk veya bir CD-ROM gibi ulaşabilir, içeriğini görebilir, istediğiniz dosyaları sürükle-bırak yöntemi ile yükleyebilir veya silebilirsiniz. Hayırlı olsun...

Tag : ,

'Google Promotion' bla bla bla

By : Murat PINAR
Google Promotion(Congratulation) başlıklı;

You won £850,000.00 GBP in Google Online Give-away promotion.
For more info/how to claim your prize,send your winning Ticket
number:00869575733664,CGPN:7-22-71-00-66-12,Serial
numbers:BTD/8070447706/06,Lucky numbers:12-12-23-35-40-41(12)
and personal details to the processing agent with these
E-mail:mr.grahamsbenfield@gmail.com,mr.grahams_benfield@w.cn


içerikli, aptalca bir vaatte bulunup kişisel bilgilerinizi isteyen bir mail almışsanız yapmanız gereken; "spam olarak bildir" seçeneğini tıklamak olsun..
Tag : ,

Mevlânâ'dan

By : Murat PINAR
Merhamet, cesur doğanı, korkak bir kargaya çevirdi

Bir doğan vardı. Kuş, bir yaşlı kadının bahçesine geldi. Yaşlı kadın doğan kuşunun aç ve bakımsız olduğunu gördü ve acıyıp onu yanına aldı. Yaşlı kadın, doğan kuşunun önüne bir hamur yemeği koydu. Et yiyerek beslenen doğan, önüne konulan hamur yemeğini yiyemedi.

Yaşlı kadın, "Seni önceki sahibin, bakımsız bırakmış, güzelim gagan uzamış kıvrılmış, yemek yiyemez hale gelmişsin" diyerek, kuşun gagasını tuttu ve kesti. Kuş çaresiz yaşlı kadının elinde çırpındı durdu. Yaşlı kadın, elindeki kuşun çırpınması sırasında kuşun tüylerinin yıpranmış olduğunu gördü. "Vefasız sahibin senin tüylerini hiç düzeltmemiş" diyerek, kuşun kanatlarını tek bir hizaya getirecek şekilde kesti. Niyeti, zavallı gördüğü kuşa yardım etmek olan yaşlı kadının gözleri bir an, doğan kuşunun pençelerine takıldı, "Zavallı kuşum.... Senin tırnaklarını hiç mi kesen olmadı? Ne kadar uzamış böyle!" diyerek, doğan kuşunun av avlamaya yarayan pençelerini kalın bir makasla kopardı.

Kuş, kendisine merhamet eden, ama bir doğan kuşuna nasıl bakacağını bilmeyen yaşlı kadının elinde rezil oldu. Artık, avına süratle götüren güçlü kanatları yolunmuş, et yemekte kullandığı sivri ve kesici gagası parçalanmış, avını yakalayıp göklere çıkardığı meşhur pençeleri kökünden kesilmiş olarak ortada kalakaldı. "Cesur" doğan kuşu, merhametli ama bilgisiz bir yaşlı kadının elinde, "korkak" bir kargaya dönüştü.

Kaynak

Tag : ,

Bilgilendirme

By : Murat PINAR
Ayrıntılı bilgi için tıklayınız...
TÜBİTAK'ın popüler bilim dergisi 'Bilim ve Teknik', gelecek ayki 500. sayısıyla birlikte 42 yıllık dev arşivini okuyucusuna armağan edecek.
İlk sayısı Ekim 1967'de yayımlanan derginin 500. sayısı 100 bin adet basılacak. 1967-2008 yıllarını kapsayan arşiv DVD'si de derginin eki olarak ücretsiz dağıtılacak. Normal boyutlardaki bir DVD'ye sığmayan hazine, 8,5 cigabaytlık çift katmanlı bir DVD ile okuyucuya gelecek ayki sayıda hediye edilecek.
Tag : ,

Randy Pausch'un Son Dersi..

By : Murat PINAR

Birkaç aylık ömrü kaldığını öğrendikten sonra verdiği son dersle internet üzerinden büyük bir insan kitlesine ulaşan Amerikalı Profesör Randy Pausch 25 Temmuz 2008 cuma günü kanserden hayatını kaybetti. Bu konuşmayı izleyin, çünkü bu konuşma çok yakın zamanda öleceğini bilen bir adamın konuşması, bir adam eğer bir kaç ay sonra ölecekse insanların duymasını istediği şeyi değil, sadece kendi inandığı şeyleri söyler. Bu video Oprah Winfrey'in programından, izleyenler arasında Türk doktor Mehmet Öz'de var. ÖLECEĞİNİZİ BİLDİĞİNİZİ VE SON BİR DERSİNİZİN KALDIĞINI VARSAYALIM. ÖĞRENCİLERİNİZE NE SÖYLERDİNİZ?

Tag : ,

Bir Marduk Masalı

By : Murat PINAR

Marduk veya diğer adıyla Nibiru masalı. Biliyorsunuz ki, çeşitli sitelerde Marduk adlı bir gezegenin 2012 yılının Aralık ayında Dünyaya çarpacağı ve Dünya'daki yaşamın son bulacağına ilişkin haberler yayımlandı. Görmek için internette Marduk yazıp aratmak bile yeterli. Peki bu haberin aslı nedir?

NASA bu haberi sorucevap şeklinde yanıtladı. Gökbilim Dergisi yazarlarından Amatör Gökbilimci Onur Atılgan tarafından Türkçeleştirdi. Aşağıdaki çeviri tamamıyla Onur Atılgan'a aittir. Yazını orijinal metni NASA'ın Astrobiology sayfasında David Morrison tarafından kaleme alınmıştır.

Onur Atılgan'ın çevirisiyle Marduk ya da Nibiru'culara NASA'nın Yanıtı:
1. Dünya’nın sonunun Aralık 2012’de geleceği iddialarının kaynağı nedir?

Hikaye, Sümerler tarafından keşfedildiği varsayılan bir gezegen olan Nibiru’nun Dünya’ya doğru geldiği iddialarıyla başladı.+/-Devamı...

Antik Mezopotamya uygarlığı Sümerler hakkında “kurgu” eserler yazan Zecharia Sitchin, birçok kitabında (örneğin: 1976 tarihli Onikinci Gezegen) Güneş’in etrafındaki turunu her 3600 yılda bir tamamlayan gezegen Nibiru’dan bahseden Sümer belgelerini keşfedip çevirdiğini iddia ediyor. Bu Sümer mitleri, Anunnaki adını verdikleri bir yabancı uygarlıktan Dünya’yı ziyaret eden “antik astronot” hikayelerini de içermiştir. Daha sonra, kendi kendini psişik ilan eden, uzaylılarla iletişim içinde olduğunu iddia eden Nancy Lieder adlı biri, websayfası Zetatalk’da, Zeta Reticuli adlı yıldızın çevresindeki kurgu bir gezegenin sakinlerinin Dünyalıları yaklaşan bir Gezegen X, yada Nibiru’dan gelen tehlikeye karşı uyarmıştır. Bu felaketin başta 2003 Mayıs’ta geleceğini söylediler, fakat bu tarihte hiçbir şey olmayınca tarihi Aralık 2012’ye kaydırdılar. Bu iki hikayenin birleştirilerek Mayalıların uzun kış gündönümünün biteceği tarih olan 2012, yani sözü geçen tahmini kıyamet ile birleştirilmesi ise aslında oldukça yenidir.



18. Bana Nibiru’nun düzmece olduğunu ispatlayabilir misiniz? 2012’de çok kötü birşey olacağına dair çok sayıda rapor var. Kanıta ihtiyacım var çünkü devlet bizden çok şey saklıyor.

2012 kıyameti konusunun düzmece olduğuna dair kanıt istemeniz mantıksız. Aslında sorularınızı kıyamet günü savunucularına yönelterek onların iddialarını kanıtlamasını istemeniz gerekir, bizden bunların aksini kanıtlamamızı değil. Eğer birisi internette, Cleveland eyaletinde 15 metre uzunluğunda mor fillerin dolaştığını iddia etse, NASA’dan bunun aksini kanıtlamasını beklenir miydi? İspat etme yükümlülüğü, çılgınca iddialarda bulunanlara düşer. Carl Sagan’ın sıkça kullanılan sözünü anımsayın: Olağanüstü iddialar, eğer inanılır bulunması isteniyorsa olağanüstü kanıtlar ister.

Yine de, gökbilimcilerin artık Nibiru’nun olmadığına dair çok çok kuvvetli argümanları olduğunu düşünüyorum. Büyük bir gezegen (yada bir kahverengi cüce), Güneş Sistemi’ne doğru yaklaşıyor olsa yıllar öncesinden tüm gökbilimcilerin dikkatini çekmiş olurdu, hem bu yaklaşan objenin diğer objeler üzerindeki kütle çekim etkileri yıllar öncesinden dolaylı olarak tespit edilirdi, hem de kızılötesinde doğrudan tespiti mümkün olurdu. NASA Kızılötesi Astronomi Uydusu (IRAS), tüm gökyüzünü kapsayan ilk araştırmasını 1983’te yaptı. Eğer Nibiru gerçekten var olsaydı, o ve ondan sonraki araştırmalarda daha o zamandan tespiti yapılırdı. Ayrıca, eğer Güneş Sistemi’nin iç bölgelerine 3600 yılda bir büyük bir kütle giriyor olsaydı, bu iç gezegenlerin yörüngelerinde yıkıcı etkiler görüyor olurduk, fakat görmüyoruz.

Bunu anlamak için benim sözüme ihtiyacınız yok, sağduyunuzu kullanmanız yeterli. Nibiru’yu hiç gördünüz mü? 2008 yılında çok sayıda web sayfası Nibiru’nun 2009 ilkbaharında çıplak gözle görünmeye başlayacağını söylüyordu. Eğer büyük bir gezegen yada bir kahverengi cüce 2012’de gelecek şekilde Güneş Sistemi’nin iç kısımlarına doğru geliyor olsaydı, tüm dünya çapında profesyonel yada amatör yüzbinlerce gökbilimci tarafından takip edilebilir olurdu. Nibiru’yu gözleyen tek bir tane amatör gökbilimci tanıyor musunuz? Sky & Telescope gibi büyük ve popüler gökbilim dergilerinde hiç fotoğraf yada tartışma gördünüz mü? Bir düşünün. Eğer Nibiru var olsaydı kimse saklayamazdı.

Kaynak / Haberin devamı

Tag : ,

NIKOLA TESLA

By : Murat PINAR
Ben bu konuyu Einstein'in buzdolabı adlı kitapta okumuştum. Herkese öneririm harika bir yapıt.
işte kitaptaki o bölüm:



NIKOLA TESLA

ONUN YANINDA THOMAS EDISON BİLE APTAL KALIR

İşte size bir ödev:

Ansiklopedilerinizi karıştırıp aşağıdaki soruların yanıtlarım kontrol edin (cevaplar parantez içinde verilmiştir):

1) Radyo'yu kim icat etti? (Marconi)
2) Röntgen makinesini kim icat etti? (Roentgen)
3) Triyot lambayı kim icat etti? (De Forest)

Hazır araştırmaya başlamışken, floresan ampulünü, neon ışıklarını, hız göstergelerini, otomobil kontak sistemini ve radar, elektron mikroskobu ve mikrodalga fırının esaslarını da kimin keşfettiğine bir bakın. Muhtemelen, yirminci yüzyılın başlarında dünyanın en tanınmış bilim insanlarından olan Nikola Tesla'dan bahsedildiğine pek rastlamazsınız. Doğrusu, bugün onun ismini duymuş olan çok az insan vardır. Bunu sağladıkları için Thomas Edison ve General Electric'teki ekibine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Tesla, birçoklarınca, dört yüz kilometre mesafeden on bin adet uçağı yok edebilecek ölümcül ışınlardan bahseden tuhaf biri olarak kabul edilmiş ve edilmektedir. Yeryüzünü ikiye bölebileceğini bile iddia etmişti. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, ses ve görüntülerin hava yoluyla iletilebileceğini iddia etmiş ve Edison'a, DC (Doğru Akım) elektrik sistemini alıp münasip bir yerine sokmasını söylemişti. İncilere karşı olağandışı bir nefreti vardı ve yanında çalışanların herhangi bir şekilde inci takmasını kesinlikle yasaklamıştı. En tuhafı da, yemeden önce yiyeceklerinin hacimlerini hesaplamasıydı.

Bir başka deyişle, Tesla'nın bahsini duymuş olan herkesin onu birinci sınıf bir
kaçık olarak değerlendirmiş olması muhtemeldir. Ama bazı şeyler değişiyor. Hayatının son kısmında ortaya çıkmış bütün olağandışı yönleri bir tarafa, Tesla bu bölümün başında saydığım her şeyin ve çok daha fazlasının mucididir. Ama bundan hiç bahsedilmez. Etrafınıza baktığınızda karşılaşacağınız, modern hayatı modern yapan birçok unsurdan bir şekilde o sorumludur.

Hiç şüphe yok ki, Nikola Tesla, Leonardo da Vinci'den beri yaşamış en büyük dehadır.

Peki kimdi bu deha?
Sırp kökenli olan küçük Nicky Tesla, 1856 yılında, Hırvatistan'ın Smiljan kentinde (o dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırlarında) doğmuştu. Olağandışı bir hafızası vardı ve altı dilde konuşmayı öğrenmişti. Avusturya Teknik Üniversitesi'nde dört yıl boyunca matematik, fizik ve mekanik eğitimi aldı.

Ancak Tesla'yı esas önemli yapan, elektrik hakkındaki üstün kavrayışıydı. Elektriğin hala emekleme çağını yaşadığı bir dönemden bahsettiğimizi unutmayın.

+/- Devamı>


Tesla 1884 yılında Amerika'ya ilk geldiğinde, Thomas Edison için çalışmaya başladı. Edison, DC elektrik sistemiyle ilgili ciddi sorunlar yaşıyordu. Tesla'ya, sistemdeki hataları düzeltmesi karşılığında büyük paralar vermeyi vaad etti. Tesla, Edison'u yüz bin dolarlık zarardan kurtardı (bugünkü karşılığı milyonlarca dolar) ama Edison anlaşmanın kendi üstüne düşen kısmını yerine getirmeyi reddetti. Tesla işi bırakınca, Edison'un ekibi onun dehasının gün ışığına çıkmasını engellemek için büyük çabalar sarfetti. Tesla'nın bugün pek tanınmamasının başlıca sebebi budur.

Tesla, elektrik iletimi için daha iyi bir sistem kurdu -bugün hala evlerimizde kullandığımız AÇ (Alternatif Akım) sistemi. AC'nin DC sistemine göre büyük avantajları vardı. Tesla'nın daha gelişmiş modellerini tasarladığı transformatörleri (bunları keşfeden o değildi) kullanarak alternatif akım voltajı artırılabiliyor ve ince teller vasıtasıyla uzak mesafelere aktarılabiliyordu. DC bunu başaramıyordu çünkü her kilometre karede bir elektrik santrali bulunması gerekiyor ve elektrik ancak çok kalın kablolarla iletilebiliyordu.

Elbette, böyle bir akım sisteminin işe yaraması ancak bu sistemle çalışacak araç gereç varsa mümkündü. Bu yüzden, Tesla, evinizdeki hemen her alette kullanılan motorları icad etti. Bu öyle basit bir başarı değildi; on dokuzuncu yüzyıl sonlarında bilim insanları, alternatif akım sistemine uygun motorların yapılamayacağına, dolayısıyla AC'nin kullanımının tam bir vakit kaybı olduğuna kanaat getirmişlerdi. Ne de olsa, bir akım saniyede altmış defa yön değiştirirse, motor ileri geri sallanmaktan hiçbir işe yaramayacaktı. Tesla bu sorunu kısa sürede çözerek aksini ispatladı.

AÇ sistemi kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı ve doğal olarak George Westinghouse'un kulağına da ulaştı.

Tesla, Westinghouse ile imzaladığı anlaşmaya göre, satılan her AÇ kilovatı için iki buçuk dolar kazanacaktı. Tesla, birdenbire, hayalini kurduğu tüm deneyleri yapmasına yetecek paraya sahip olmuştu.

Sanayi onları 'icat etmeden' kırk yıl kadar önce, laboratuvarında flüoresan lambaları kullanmaya başladı. Dünya Fuarları'nda ve benzeri sergilerde, cam tüpleri alıp eriterek, onlarla ünlü bilim insanlarının isimlerini yazdı; bugün her tarafta karşımıza çıkan neon ışıklarının ilk örnekleri. Tesla ayrıca, Niagara Şelaleleri'nde, dünyanın ilk hidroelektrik santralini kurdu. Bütün bunlara ek olarak, arabalar için ilk hız göstergesinin patentini aldı.

Ancak, Edison DC sistemine çok fazla para yatırmıştı ve bu yüzden General Electric, Tesla'nın her yeni keşfini karalamak için elinden geleni yaptı. Edison, sürekli olarak AÇ elektriğinin DC enerjisinden çok daha tehlikeli olduğunu göstermeye çabaladı.

Buna karşılık olarak Tesla da kendi pazarlama kampanyasını yürüttü. Chicago'daki (yirmi bir milyon insanın katıldığı) 1893 Dünya Fuarı'nda, yüksek frekanslı AÇ enerjisini kendi vücudundan geçirerek ampullere iletip, AÇ elektriğinin ne kadar güvenli olduğunu sergiledi. Bu sayede, kalabalığa zararsız elektrik şimşekleri gönderebilir hale geldi. Güzel numara!

Tesla'ya ödenmesi gereken ücret bir milyon doları geçmeye başlayınca, Westinghouse maddi sıkıntılarla karşılaştı. Tesla, anlaşmanın yürürlükte kalması halinde Westinghouse'un ayakta kalamayacağını anlamıştı ve alacaklılarla karşı karşıya gelmeyi de istemiyordu doğrusu. Onun hayali herkesin AÇ elektriğini ucuz fiyatlarla kullanabilmesiydi. Bu yüzden anlaşmayı yırtıp attı! Dünyanın ilk dolar milyarderi olmak yerine, patentlerinin tamamı karşılığında 216 bin dolar aldı.

1898 yılında, Madison Square Garden'da, ilk uzaktan kumandalı maket gemiyi dünyaya tanıttı. Niyeti, bu icadı uzaktan kumandalı, insansız bir torpido olarak pazarlamaktı ama Savaş Bakanlığı buna karşı çıktı. Ama siz bütün uzaktan kumandalı uçaklar, arabalar, tekneler ve televizyonlar için Tesla'ya teşekkür edebilirsiniz.

Tesla'nın en büyük hayali, tüm dünyaya bedava bir enerji kaynağı sağlamaktı. 1900 yılında, J.P. Morgan'ın yatırdığı yüz elli bin dolarlık sermayeyle, New York'un Long Island bölgesinde, 'Kablosuz Yayın Sistemi' adını verdiği kulenin inşaatına başladı. Bu yayın kulesinin amacı, dünyanın telefon ve telgraf ağlarını birleştirmek; hatta görüntülerin, borsa bilgilerinin ve meteoroloji haberlerinin dünyanın her köşesine iletilmesini sağlamaktı. Ne yazık ki, bunun dünyaya bedava enerji sağlamak anlamına geldiğini fark ettiğinde, Morgan projeyi finanse etmekten vazgeçti.

Birçok yoruma göre, ABD hükümeti, Alman casus denizaltıları tarafından yön saptamada bir işaret olarak kullanılmasından endişe ettikleri kuleyi yıktı. Gerçekte ise, Morgan'ın sermayesini geri çekmesinden sonra maddi sıkıntı içine düşen Tesla, borçlarını ödemek için kuleyi düşük fiyata satmıştı.

Tüm dünya onun kaçığın teki olduğunu düşünüyordu. Ne de olsa, ses, görüntü ve elektriğin iletilmesi o dönemlerde duyulmuşşey değildi.

Ancak dünyanın bilmediği şey, Marconi'nin sözde keşfinden on yıl kadar önce, Tesla'nın radyonun temelini oluşturan ilkeleri göstermiş olduğuydu. Hatta, Tesla'nın öldüğü 1943 yılında, Yüksek Mahkeme tarafından, Tesla'nın daha önceki tarifleri sebebiyle Marconi'nin patentlerinin geçersiz sayılmasına karar verildi. Buna rağmen, radyonun mucidi olarak Tesla'nın adı geçmez. (Not:Marconi'nin radyosu ses değil bir sinyal iletiyordu ve Tesla bunu yıllar önce yapmıştı zaten.)

Yaşamının son döneminde, Tesla'nın iddiaları basın tarafından abartılmaya başladı. Tesla, Mars ve Venüs'ten radyo sinyalleri aldığını bildirmişti. Bugün biliyoruz ki o sinyalleri uzak yıldızlardan alıyordu ama o zamanlar evren hakkında çok az şey biliniyordu. Basın da onun 'ahlaksız' iddialarıyla ortalığı ayağa kaldırdı.

Tesla, Manhattan'daki laboratuvarında, elektrikli bir diyapazonun (Titreştirilince ana seslerden birini veren U biçiminde küçük bir çelik araç -ç.n.) içinde dünyayı meydana getirdi. Buharlı bir osilatörün (Radyoda elektrik titreşimleri meydana getiren aygıt -ç.n.) ayağının altındaki zeminle aynı frekansta titremesini sağladı. Eski Memorez reklamlarında Ella Fitzgerald'ın sesiyle bardakları kırması gibi.

Sonuç mu? Çevredeki bütün mahalleleri etkileyen bir deprem! Binalar sallandı, sıvaları döküldü ve pencereleri kırıldı.Tesla, bu prensibin, teoride, Empire State binasını yıkmak veya dünyayı ortadan ikiye bölmek için de kullanılabileceğini iddia etti. Yeryüzünün titreşim frekanslarını, bilim bunları onaylayabilecek düzeye gelmeden neredeyse altmış yıl önce belirlemişti.

Yeryüzünü ikiye ayırmak gibi bir şeyi denemediğini de sanmayın. Yani, bir nevi. 899 yılında, Colorado Springs'teki laboratuvarında, yeryüzüne enerji dalgaları göndermiş ve bunlar da doğal olarak kaynaklarına geri dönmüşlerdi. Aynı ilke bugünün güvenilir sismik deprem istasyonlarının temelidir. Dalgalar geri geldiklerinde, daha fazla elektrik gönderdi.

Sonuç mu? Kayıtlara geçmiş en büyük insan yapımı şimşek: Tam 40 metre! Hala kınlamamış bir rekor! Beraberinde oluşan gök gürültüsü otuz beş kilometre öteden bile duyulmuştu. Laboratuvarın etrafındaki çayırın üzerini tuhaf bir mavi alev kaplamıştı; tıpkı St. Elmo'nun Ateşi gibi. Ne yazık ki, yerel güç şebekesinin teçhizatını havaya uçurmuştu ve bu deneyi bir daha asla tekrarlayamadı.
Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, hükümet umutsuz bir şekilde Alman denizaltılarım tespit edebilmenin yolunu arıyordu, iyi bir yöntem bulması için Thomas Edison görevlendirildi. Tesla, gemilerin tespit edilmesi için enerji dalgalarının kullanılmasını önerdi -yani bugünkü radarların. Edison, Tesla'nın önerisini gülünç olarak niteledi ve dünya bu keşfin yapılması için bir yirmi beş
yıl daha beklemek zorunda kaldı. Yaşam boyu yaratıcılığı için ödülü ne mi oldu? Tesla'dan başka herkese verilen Edison Madalyası! Edison'dan işittiği bütün hakaretlerin üstüne gerçek bir tokat. Daha nice anekdotlar aktarılabilir.

Sektörün kendisini bilim literatüründen dışlama çabası (belli ki çok başarılı olmuşlar) yüzünden yirmi yıl boyunca bir nevi sürgün hayatı yaşadı. Sermayesi olmadığı için deneyemediği teorileri sayısız defterin üzerinde kaldı.

Modern dünyayı icat etmiş olan adam, 7 Ocak 1943 tarihinde, 86 yaşındayken, neredeyse meteliksiz bir halde hayata gözlerini yumdu. Cenazesine iki binin üzerinde insan katıldı.

Tesla, yaşadığı süre boyunca, yüzden fazla patent almıştı. Sürekli beş parasız olmasaydı Edison'un rekorunu da geçe,bilir-di belki. Yaşamının son otuz yıllık kısmında, maddi imkanları patent işlemlerinin çok azını karşılamaya yetti.

Tesla, Edison ve döneminin birçok mucidinden farklı olarak, fikirlerine bilim tarihinde daha önce hiç rastlanmamış özgün bir düşünürdü. Ne yazık ki, dünya onun kadar yaratıcı insanlara hak ettikleri maddi takdiri veremiyor. Sadece bu fikirleri alıp basit, kullanışlı ürünlere çeviren kişileri ödüllendiriyor.

Bugünün bilim adamları hala onun notlarını inceliyor. En başarılı uzmanlarımız onun dünyaya yayılmış teorilerini şimdi anlıyor. Örneğin, tasarladığı döner alanlı türbin motorun, modern araçlarla birleştirildiğinde, bugüne dek üretilmiş en yetkin motorlardan biri olduğu anlaşılıyor. Kriyojenik (Kriyojeni, derin soğutmanın eş anlamlısıdır -ç.n.) sıvılar ve elektrikle yaptığı deneyler, modern süper iletkenlerin temelini sağlamıştır. Bir elektronun düşük yüklü parçalarına işaret eden deneylerden bahsetmiştir; yani, bilim adamlarının 1977 yılında nihayet keşfettikleri, kuarklar! (Fizikte, temel parçacıklardan oluşan bileşen -ç.n.)

İnanılır gibi değil!

Belki tarihin, gerçek bir dehayla karşılaştığında bunu anlayabileceği günler de gelecektir.

Tag : ,

Güneş'in 500 katı..

By : Murat PINAR
Uzayda, Güneş'ten 500 kat fazla bir kütleye sahip kara delik tespit edildi. Bir bilim dergisinde yayımlanan araştırmada, bu yeni tip kara deliğin "süperkütleye" sahip kara delikler zincirinin "kayıp halkasını" teşkil ettiğinin düşünüldüğü kaydedildi.
Nature dergisinde bugün yayımlanan bir araştırmada, kara deliğin Avrupa Uzay Ajansı'nın uydusu XMM-Newton tarafından tespit edildiği belirtildi. Araştırmada, bu yeni tip kara deliğin "süperkütleye" sahip kara delikler zincirinin "kayıp halkasını" teşkil ettiğinin düşünüldüğü kaydedildi. Kütlesi birkaç milyon Güneş kütlesiyle birkaç milyar Güneş kütlesi arasında değişen süperkütleli kara delikler çoğu galaksinin merkezinde bulunuyor. Araştırmayı yapanlardan ve Toulouse'daki uzay ışınımı araştırmalar merkezinde görevli Fransız astrofizikçi Didier Barret'ye göre, süperkütleli kara deliklerin nasıl oluştuğu bilinmiyor. Barret, "Bir varsayıma göre bu tip kara delikler daha küçük kara deliklerin bir araya gelmesinden de ortaya çıkmış olabilir" diye konuştu.
Araştırmaya göre, HLX-1 adı verilen kara delik Dünya'ya 290 milyon ışık yılı uzaklıkta, ESO 243-49 adlı galaksinin çevresinde bulundu. (1 ışık yılı = 9.500 milyar kilometre). Kara deliğin son derece parlak X ışınları yayan bir kaynak olarak tespit edildiği belirtildi.
Fransız uzay araştırmaları merkezi ve İngiliz Leicester Üniversitesi yayımladıkları
bildiride, HLX-1'in X ışınlarının parlaklığını "olağanüstü" olarak nitelendirdi. Bildiriye göre, parlaklık Güneş'in parlaklığından 260 milyon kat daha fazla. Bilim adamları, maddenin kara deliğe düşerken ısındığını ve yutulmadan evvel X ışınları yaydığını kaydetti.
Uluslararası bilim insanlarından oluşan bir ekip, HLX-1'i, Kasım 2004 ve Kasım 2008 arasında XMM-Newton teleskobuyla yaptığı gözlemler sonucu buldu ve X ışınlarının tek kaynağı olduğunu gösterdi.
Kara delik astrofizikte, çekim alanı her türlü maddi oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi büyük bir kozmik cisim. Kara delik, uzayda belirli nicelikteki maddenin bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir de denilebilir. Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından kara olarak niteleniyor.
Tag : ,

@ Hayattan..

By : Murat PINAR
1934 yılında soyadı kanunu çıktı ,
her Türk kendine bir soyadı alacaktı , herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği
için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı . Dünyanın en
cimrileri ‘ eli açık ‘ , dünyanın en korkakları ‘ yürekli ‘ , dünyanın en
tembelleri ‘ çalışkan ‘ gibi soyadları aldılar . Bir mektup yazabilecek zamanda
ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine ‘ çevikel ‘ soyadını almıştı
. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan , özellikle Türklüğü karışık olanlar
ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı . Her türlü yağmada hep sona
kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım . Bana , ortada
böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından , kendime ‘ nesin ‘ soyadını aldım .
Herkes ‘ nesin ‘ diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim .


Aziz Nesin
Tag : ,

Dünyadan..

By : Murat PINAR

Zenginlerin “insan safarisi”
Rusya'da okyanusa açılan lüks gemi şirketleri heyecan arayan zengin müşterilere Somali kıyılarında korsan avı fırsatı sunuyor.
Özel gemiler Somali'deki Cibuti'den Kenya'daki Mombasa'ya seyahat ediyor. Zengin müşteriler günde 5 bin 790 dolar ödeyerek, dünyanın en tehlikeli sularında dev tankerleri ve yolcu gemilerini rehin alan Somalili korsanların saldırısına uğramayı bekliyor.

100 MERMİ 12 DOLAR
Korsanların saldırısına uğradıkları zaman da, Rus zenginler gemideki el bombaları, makineli tüfekler, roket atarlarla karşılık veriyor. Ekstradan günlük 9 dolar ödeyen müşterilere Kalaşnikof veriliyor. Ekstra 12 dolar ödemeyi kabul ederseniz 100 merminin de sahibi oluyorsunuz. Makineli tüfek ise günlüğü 475 dolara kiralanabiliyor. Gemide, eski özel tim askerlerinden oluşan bir ekip de bulunuyor.
Rus yatçı Vladimir Mironov, "Onlar korsanlardan da beter. Konsanlar en azından rehin aldıkları kişilere karşı dürüst davranıyorlar, bu insanlar ise sadece cinayet
işlemek için para ödüyorlar" diye konuştu.
_______________________________________________________________
İki kaşının ortasına ok
Evinin bahçesinde çiçekleri sulayan kadının iki kaşının ortasına ok saplandı ama kadın mucize eseri ölmedi. Yeni Zelanda'nın West Auckland şehrinde, 42 yaşındaki Adele Curran evinin bahçesindeki çiçekleri sulamak için dışarı çıkmıştı. Aynı anda karşıdaki komşusu kendisine hediye olarak verilen ok ve yayı denemek istiyordu. Kadın, çiçekleri sularken, adam da bahçesindeki bir kırık hoparlöre nişan aldı. Ancak hedefi tutturamayınca, ok karşı bahçedeki kadının iki kaşının arasına saplandı. Olay sonrası kanlar içinde yere yığılan kazazedeye ilk yardımı 10 yaşındaki oğlu yaptı.Komşular hemen hastaneyi arayarak acil yardım istediler.
10 dakika sonra ilk yardım ekibi olay yerine gelmişti. Kadın hastaneye kaldırıldı ve ilk müdahale yapılarak, hayatı kurtarıldı. Doktor 3 santimetre derine saplanan okun bir santimetre daha derine gitmesi halinde beyne saplanarak ölümüne neden olabileceğini açıkladı.

Kaynak

Tag : ,

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by