Popular Post

Posted by : Murat PINAR 30 Aralık 2009 Çarşamba

3 Eylül’de yazmış, uyarmaya çalışmıştım. 3 ay geçti hazırlıklar tamamlandı. Lansman yapıldı. Ve akıl almaz şekilde kimsenin umursamadığı ortaya çıktı. Bu ülkenin halkına, yöneticisine, bakanına, başkanına, kimseye dokunmadı. Kimse rahatsız olmadı. Kimse önemsemedi. Aynı gün arayıp sonra da yazısında bahseden Yılmaz Özdil dışında. Ve tabii Diyarbakırlılar...

O gün bu haritada Trabzon da vardı. Bugün Türkiye’nin tek şampiyon şehri, ülkenin tek gerçek futbol şehri, kulübün şehri geçtiği tek vilayet de haritada yok. Onlar da artık Türkiye’nin dışında. Şimdi de Diyarbakırlılar’ın yanına Trabzonlular da eklendi. İki şehir aynı mağduriyeti yaşıyor.

‘Bu adaylığı desteklemiyorum’
Bugün durum şu:

2016 eğer bize verilirse Orta ve Batı Anadolu’ya verilmiş olacak. Doğu ve Güney Doğu’ya değil.

2016 eğer bize verilirse Ege ve Akdeniz’e verilecek, Karadeniz’e değil. Şu haritaya bir baksanıza...

Bu haritayı bir Fransız gazetesi yapsa... Ülkemizi bölüyorlar diye ortalığı yıkarız.

Bu haritayı Yunanlılar yapsa Pontusculuk yapıyorlar der, nota veririz.

Açıkça söyleyeyim. Ben bu adaylığı desteklemiyorum. Birisi bana sorarsa bu organizasyonun alınmaması için elimden geleni de yaparım. Rakibiniz sadece İtalya ve Fransa değil. Ben de rakibinizim.
Bırakalım bu işleri UEFA istemiyor diyebilirler. Yalan... Uymuyor diyebilirler. Bu da yalan. Uymuyorsa da 6 senede o şartlara uyarsın.

Söyleyin, Trabzon’daki otel sayısı Guimares’tekinden daha mı az? Leipzig Diyarbakır’dan daha mı yakın? Sadece uçakla gidiliyor, alternatif yok diyecekler... Japonya’nın Kuzey’indeki adada yer alan Sapporo Stadı’na nasıl gittik?

Amaç ülkeyi harekete geçirmektir
Kore’nin Güneyi’ndeki Jeju Adası’na aynı Dünya Kupası’nda nasıl gidildi?

4 büyük organizasyona gittim. Hepsinde de organizasyon ülkenin her yerine, mümkün olduğunca her yerine yayılmıştı.

En doğudan en batıya, en kuzeyden en güneye kadar... Mümkün olabildiğince her yere. Çünkü zaten esas amaç budur. Ülkeyi top yekün harekete geçirmek. Ama biz toplam toprağın yarısından azına sığmaya çalışıyor, kendimizden kaçıyoruz.

Bu ayıptır. Bu suçtur. Ve buna ses çıkarmayan herkes de bu ayıba, bu suça ortaktır.

Normal bir ülkede Gökçeada’ya stat yapıp orada maç oynatmaya çalışırlar. Sadece Ege aynı zamanda bir Türk denizidir demek için. Ama nerede!

Eğer Diyarbakır ve Trabzon bu organizasyona uygun değilse. Bunu Cumhuriyet’in 86’ıncı yılında gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorsan, hedefin, bu şehirleri 6 sene içinde hazır hale getirecek planlamayı ve çalışmayı yapmak olmalıdır.

Yok hayır böyle bir çabaya girişemem diyorsan da, yapılması gereken şey onları dışarıda bırakmak değil, aday olmamaktır.

Ne zaman uygun olurlar, sen de o zaman aday olursun.

Yoksa! Eğer sen bu adaylığa Diyarbakır’ı almıyorsan, Diyarbakır’la ilgili söyleyecek bir şeyin kalmaz. Ve bu, bu ülkenin kendi kalesine attığı en kritik gol olur.

Benim ülkemin haritası değil
Tekrar ediyorum. Bu harita benim ülkemin haritası değil.

Bunu eğer dert etmiyor ve “ne olacak canım şartlar işte, UEFA öyle istiyor” vs., diyorsanız, ben de size ancak “pes!” derim, “yuh” derim...

Not: Bu yazıyı yazarken gazeteden sevgili editör arkadaşım Levent Kalkan arayıp Fenerbahçe’nin konuyla ilgili bir açıklama yaptığını söyledi. Okudum.... Siz de muhtemelen Fenerbahçe böyle bir açıklama yaptığı için bugün gazetelerde bu konuyla ilgili bol bol haber ve yorum okuyacaksınız.

Kendi adıma şunu söyleyebilirim: İyi ki Fenerbahçe Stadı dışarıda kalmış!

En azından bu sayede, Fenerbahçe isyan edince belki konu tartışılır. Yoksa Trabzon’un, Diyarbakır’ın feryadını duyan olmayacaktı.
Mehmet DEMİRKOL

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by