Popular Post

Archive for 2010

Kemik iliği nakli hakkında bilinmesi gereken herşey

By : Murat PINAR
  


Lösemi hastalarının tedavisinde yer alabilen kemik iliği nakli çok gündemde tutulmaktadır. Oysa ki sadece 100 lösemili çocuk hastanın yaklaşık 5 tanesi bu nakile gereksinim duymaktadır. Bunların da sadece 1- 2’si bu şansı yakalayabilmektedirler. Geriye kalan 99 lösemili çocuk kemoterapi (ilaçla tedavi) ile iyileşmektedirler. Tüm gözlerin, lösemi tedavisi uygulayan merkezlere çevrilmesi gerekirken, bu kliniklerin yakından izlenmesi istenirken, sorunlarının çözümlenmesi beklenirken maalesef bunlar göz ardı edilerek sadece kemik iliği nakli gündeme getirilmektedir. Biz de hem hastalarımızı hem de kamu oyunu aydınlatabilmek için sık sorulan sorulara yanıtlar vererek bilimsel gerçekleri anlaşılır biçimde gözler önüne sereceğiz. Umarız birçok belirsizliğe bir son verebiliriz. 

SORU 1: Kemik iliği nakli, ameliyatla kemik ve iliğin kesilerek hastaya dikilmesi midir?
CEVAP: Hayır, kemik iliği nakli ilikte yer alan ana kök hücrelerin ilikten kanla birlikte toplanarak alıcı hastaya damar yoluyla verilmesidir. Ameliyatla kemik kesilmesi vs. söz konusu değildir.
SORU 2: Kimlere kemik iliği nakli yapılır?
CEVAP: Tedaviye cevap vermeyen lösemi, lenfoma ve bazı kanser hastalarına, doğuştan veya edinsel bazı kan hastalarına (örneğin Akdeniz anemileri), doğuştan veya sonradan kazanılan bazı kemik iliği yetmezliği (aplastik anemiler) ve bazı vücut savunma sistemi eksikliklerinde kemik iliği nakli yapılabilir.

SORU 3: Sadece kemikten alınan ilikteki kanın kök hücrelerinin nakli mi yapılır?
CEVAP: Hayır damarlarımızda dolaşan periferik kandan ve göbek kordonu kanından elde edilen kök hücrelerle de nakil olabilmektedir.


SORU 4: Otolog kemik iliği nakli ne demektir?
CEVAP: Hastanın kendi iliğindeki kök hücreleri toplanıp, dondurulup sonra tedavinin bir aşamasında yine hastaya verilmek suretiyle yapılan nakile otolog kemik iliği nakli denir.
SORU 5: Allojenik nakiller ne demektir?
CEVAP: Farklı bir kişiden (donör) kök hücre toplanarak yapılan nakillerdir. Bu donörlerin HLA dediğimiz doku gruplarının tam uygun olması (6’ da 6) arzu edilir. Ancak bazı özel durumlarda bu uyumun 6’da 5 hatta 6’da 4’e kadar azalması da kabul edilebilir.

SORU 6: Kemik iliği naklinden önce hastaya herhangi bir işlem uygulanır mı?
CEVAP: Evet uygulanır. Mümkün olduğunca tüm kötü hücrelerin öldürülmesinden sonra kök hücreler nakledilir. Bunun için önce kemoterapi bazen de beraberinde ışın tedavisi (radyoterapi) uygulandıktan sonra ilik nakli yapılır.
SORU 7: İliğini veren kişide (Donör) nakil sırasında herhangi bir yan etki gelişir mi, o da hasta olur mu veya sakat kalabilir mi?
CEVAP: Kesinlikle hayır. Kemik iliği vericisinde (Donör) herhangi bir sağlık sorunu olmaz. Anestezi yapılarak uyuşturulan vericinin kemik iliği içine özel bir iğne ile girilerek kanıyla birlikte kök hücreler enjektörle çekilir ve özel bir kemik iliği saklama torbasında toplanır. Verici işlemden sonra 2-3 saat dinlendikten sonra evine yollanır.


SORU 8: Lösemili bir çocuk neden kemik iliği nakline ihtiyaç duyar?
CEVAP: Lösemi tedavisinde öncelikle kemoterapi (ilaçla tedavi) uygulanır ve tam iyileşme sağlanır. Ancak akut myeloblastik lösemilerde (AML) ve tekrarlayan akut lenfoblastik lösemilerde, kronik myeloblastik lösemilerde ve MDS denilen özel bir hastalıktan dönüşen lösemilerde uygun kemik iliği bulunursa nakil düşünülmelidir.
SORU 9: Operasyon nerede yapılır ve ne kadar sürer?
CEVAP: Steril ameliyathane koşularında yapılır. Yaklaşık 30-45 dakika sürer. Sonrasında toplanan ilikteki kök hücreler 24- 48 saat içinde alıcı olan hastaya verilmelidir. Nakil yapılan hastanın mutlaka çok steril bir ortamda kan hücrelerinin çoğalması beklenir. Bu dönem günler, hatta haftalar sürebilir.

SORU 10: Kemik iliği naklinin başarı oranı % 100 müdür?
CEVAP: Hayır. Kardeşten veya yabancıdan alınması, tam uyumu, hastanın vücudunun iliği kabullenmesi, enfeksiyon, iliğin reddi gibi sebepler başarı oranını düşürürler. Başarı oranı % 45 ile % 75 arasındadır.

SORU 11: Her kardeşin kemik iliği yine kardeşiyle aynı mıdır, uyumlu mudur?
CEVAP: Maalesef hayır. Kardeşleriyle doku grupları uyuşan çocukların oranı % 30 civarındadır. Akraba evliliğinden doğan çocuklarda bu oran daha yüksektir. Çok nadir de olsa anne veya babaların doku grupları çocuklarıyla tam uyumlu olabilmektedir. Akraba evliliği ile iç içe girmiş ailelerin dışında diğer akrabalarda doku grubu uyumu düşünülemez.

SORU 12: Doku grubu uyma oranı ne kadardır. Biz çocuğumuza uygun ilik bulabilmek için test yaptıralım mı?
CEVAP: Bu oran 30.000 ile 50.000 kişide birdir. Yani arkadaş veya akraba çevrenizden 30-50 bin kişinin testini yaptırmanız gerekebilir. Bu da imkânsızdır. Çünkü bir testin maliyeti yaklaşık 50-100 YTL’ dir.
SORU 13: Kemik iliği naklinin yan etkileri ve riskleri nelerdir?
CEVAP: İlk haftalarda kemoterapiye bağlı ağız ve sindirim sistemi mukozalarda iltihaplardır (mukozitis). Organ hasarları (böbrek problemleri) ve enfeksiyon bir diğer önemli sorundur. Donör hücreleri ile alıcı hücreleri tam uyumlu olsa bile minik farklılıkları olabilir. Bunların geçimsizliği sonucunda ciltte ağır döküntüler, bağırsak hücrelerinde ağır ishaller ve karaciğer hücrelerinde bozulmalar (sarılıklar) görülebilir. Bu durumlar çeşitli derecelerde ilk birkaç haftada görülebilir. Bunlar ilaçlarla tamamen önlenebilirse de ara sıra hastanın kaybına kadar gidebilen ciddi durumlara ulaşabilir.
SORU 14: İlik naklinin maliyeti ne kadardır?
CEVAP: Ülkemizde ilik naklinin maliyeti ön testler dahil 30.000 ile 50.000 YTL. arasındadır. Bu maliyet komplikasyonların ciddiyetine ve gelişimine göre değişebilir. Bu maliyet yurt dışındaki merkezlerde 5 ile 10 kat yüksektir.
SORU 15: Kardeş ve akrabalardan bulunmayan doku grubu uygun iliği bulabilmek için ne yapmalıyız?
CEVAP: Ülkemizde iki tane kemik iliği bankası mevcuttur. Birisi İstanbul Çapa Tıp Fakültesi diğeri Ankara Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi Hematoloji Kliniğindedir. Öncelikle kemik iliği nakline karar veren doktorlarınız nerede ilik nakli yapılacağını da belirterek hastanızın doku grubu sonuçlarını bu merkezlere bildirirler. Türkiye içerisindeki veya dünyadaki diğer kemik iliği bilgi bankasındaki bilgilere girilerek size uygun kemik iliği bulunmaya çalışılır.
SORU 16: Diyelim ki dünyadaki başka bir ülkede uygun bir kemik iliği bulundu. Nasıl alabilirim?
CEVAP: Öncelikle tüm HLA gruplarının uygun olması sonrasında da daha hassas tam uyumluluk testlerinin yapılması gerekiyor. Daha sonra kemik iliği nakli yapacak olan hastanenizin, bilgi bankaları aracılığı ile kemik iliğini istem yapmaları gerekiyor. En kısa zaman da verici kişiden (donör) kemik iliği toplanarak Türkiye’ye getirtiliyor ve ülkemizde nakil gerçekleşiyor.
SORU 17: Bunları yaparken masraflar oluyor mu? Kim karşılıyor?
CEVAP: İlk tespitler ve taramalar tamamen ücretsiz olarak yapılıyor. Uygun bir ilik bulunursa hassas testler için her kişide 300 Euro bir masraf alınıyor. Uygun kemik iliğinin Türkiye’ye gelmesi de yaklaşık 15-30.000 Euro’yu bulabiliyor. Bu ülkeden ülkeye de değişebiliyor. Yalnız bağlı bulunduğunuz sosyal güvenlik kuruluşları (SSK, Emekli Sandığı, Bağkur vb.) bunu karşılıyorlar. Hatta son girişimlerimizle faturası gelmeden ilgili merkeze ön ödeme de yapılıyor.
SORU 18: Nakil yapılan ilik tutmazsa ne olur?
CEVAP: Düşük oranda da olsa tam uygun olarak verilen iliğin de vücut tarafından kabul edilmemesi söz konusudur. Bu durumda ikinci bir kez ilik nakli denenebilir.
SORU 19: İlik naklinden sonra lösemi hastalığı tekrarlayabilir mi?
CEVAP: Çok nadir de olsa, ilik naklinden sonra eski hastalığın tekrarlaması veya yeni bir şekilde görülmesi söz konusu olabilir. Ancak modern tedavilerle bu olasılık son derece azalmıştır.
SORU 20: LÖSEV’in kemik iliği-doku bilgi bankası var mı?
CEVAP: Maalesef hayır. Çünkü Sağlık Bakanlığı’nca çıkarılan yönetmelikler bizim bunu yapmamızı engelliyor. Sivil toplum kuruluşlarının dışlandığı kararlarda bu işi sadece üniversitelere veriyor. Hâlbuki ülkemizdeki pek çok gönüllü insan doku gruplarını çalıştırmak ve lösemili bir çocuğa iliğini vermek istiyor. Bu konuda imkânları ve örgütlenmeleri sınırsız olan güvenilir ve saygın sivil toplum kuruluşlarının önlerindeki engellerin kalkması gerektiğine inanıyoruz.

SORU 21: LÖSEV’in LÖSANTE Lösemili Çocuklar Hastanesi’nde kemik iliği nakli yapılabiliyor mu?
CEVAP: Maalesef hayır. Steril ortamlarımız ve odalarımız, uygulama ünitelerimiz, yoğun bakım servislerimiz, ekipmanımız ve personelimiz olmasına ve hastanemizin bir katı kemik iliği nakli ünitesi olarak ayrılmasına karşın ilik nakline başlayamıyoruz. Çünkü yine Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan yasalar bunu engellemektedir. Neredeyse sadece birkaç tıp fakültemizin yapabileceği şekilde kurallar konulmuştur. Umarız bunu değiştirirler.



Ben Kemik İliğimi Vermek İstiyorum. Ne yapmalıyım?

Öncelikle duyarlı davranışınız ve toplumsal sorumluluğunuz için sizleri kutlarız. Biz de bu konuda sizi genişçe bilgilendirmek isteriz.

1- Kemik iliği nakli gereken lösemi hastalarımızın oranı %10 kadardır. %90’ı kemoterapi (ilaçla tedavi) ile iyileşmektedirler.

2- Kemik iliği nakli için siz verici olmadan önce bazı testler yaptırmanız gerekir. Bunun en önemlisi DOKU GRUPLARINIZIN tespit edilmesidir. Her insanın farklı olan doku gruplarına HLA denilmektedir ve 2 sınıf olarak test edilmektedir. (Class I ve Class II) Bunlar da kendi içinde sınıflara ayrılmaktadır. Bu tespit sonrası ilik bekleyen hastalarla uyumlu bulunduğu taktirde özel cihazlarla daha hassas tetkiklerle başlanacaktır. Ön testlerin maliyeti 180-200 YTL kadardır. (Tıp fakültelerinde çalışılmaktadır ve test ücreti sizin tarafınızdan ödenmektedir. LÖSEV kemik iliği bankası faaliyete geçtiğinde testler ücretsiz yapılacaktır.) Test sonucunda ortaya çıkan doku gruplarınız Kemik İliği Bilgi Bankasında saklanacak ve uygun hasta istemine kadar beklenecektir. Uygun hasta ve uygun verici karşılaştığında sizden ufak bir cerrahi işlemle kemik iliğiniz toplanacak ve lösemi hastamıza verilecektir. Bu uygunluk oranı 50 bin ile 100 binde BİR ihtimaldir. (1/50 000- 1/100 000) Yani bir hasta için 100 bin kişi taranacaktır. Bunun da toplam maliyeti yirmi milyon YTL’dir.

Türkiye’de bir an önce çok kapsamlı bir kemik iliği bankası kurulmalıdır. Bu amaçla, kendi kendini finanse eden bir kaynak yaratılmalı yada güçlü bir sponsor bulunmalıdır. Burada LÖSEV gibi güvenilir ve konunun hâkimi olan bir Sivil toplum Kuruluşuna yetki verilmelidir. Ama ne yazık ki Sağlık Bakanlığı çıkardığı yönetmeliklerle bu yetkiyi sadece iki adet tıp fakültesine vermiştir. Bu tıp fakültelerinde kurulmuş olan kemik iliği bankaları tüm iyi niyetli çabalara ve niyetlere rağmen kalıcı ve kesin çözüm olamamaktadırlar
Ayrıca daha önemli bir sorun da ülkemizdeki ilik nakili yapacak olan merkezlerin yok denecek kadar az olmasıdır. Maalesef uygun ilik vericisi olduğu halde yapacak nakil merkezi bulunamadığı için ölen lösemili çocuklarımızın sayısı korkunçtur.

Biz LÖSEV olarak benzer bir çalışmayı hayata geçirmek üzere gerekli hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. İnternet sitemizde ayrıntılarını görmüş olduğunuzu düşündüğümüz LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR KENTİ, Sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu ve Avrupa’nın da en gelişmiş kemik iliği nakil ünitesini barındıracaktır. Bu kent, hem lösemili çocuklarımızın tedavisine, hemçocuklarımızın ve ailelerimizin sosyal sorunlarının çözümüne hem de kemik iliği nakli gibi çok önemli bir sorunun da KALICI OLARAK çözülmesine hizmet edecektir. Kemik iliği nakil ünitesi süreklilik içeren bir KEMİK İLİĞİ BANKASI’nı da içerecektir. Bu konuyla ilgili eğer isterseniz internet sitemizde daha geniş bilgiye ulaşabilirsiniz.
Sizleri de, bu konuda aydınlatarak bizlere destek olan bir LÖSEV gönüllüsü olarak yanımızda görmeyi arzu ettiğimizi belirtir,

Saygılarımızı sunarız.

Tüm çabalarımız lösemili çocuklarımızın %100 tedavi başarı oranını yakalamasıdır. 

Bir Hastane Odası

By : Murat PINAR








































İki yatak ve yaşamla ölüm arasında bir çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası. Yataklardan biri pencere önünde, diğeri duvar dibinde... Pencere kenarındaki sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp gördüklerini duvar dibinde aynı kaderi paylaşan arkadaşına anlatıyor.
"Bugün deniz dünden daha durgun, beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyorlar. Kuğu gibi süzülüyorlar.. Park mı? Ha! Park henüz tenha. Salıncaklarını ikisi dolu, ikisi boş.
Geçen haftaki sebgililer yine geldiler. Hep el eleler. Bir sıraya oturdular. Gözlerini birbirinden ayırmıyorlar. Ah kardeşim görmelisin! Erguvanlar bugün çıldırmış. Öyle çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış. İşte parkın neşeli çocukları geldi. Ellerinde rengârenk balonlar. Bugün martıların keyfine diyecek yok..."
Bug böyle her gün sürüp giderken yeni bir kalp krizi geçiriyor. Pencere yanındaki adam düpmeye bassa doktor gelece ve hasta kurtulacak. Ama yarpmıyor işte. Şeytan karşııyor işe.
Arkadaşı ölürse pencere kenarı ona kalacak. Bugüne kadar kulaklarıyla duyguklarını gözleriyle görecek.
Ve duvar dibindeki düpmeye basmaz, arkadaşı ölür.
Ertesi günü duvar dibindekini pencere kenarına götürürler. Beklediği an gelmiştir. Güçlükle doğrulur ve pencereden dışarıya bakar... Ama oda ne! Dışarıda kapkara bir duvar, onun dibinde de bir tane çöp kutusu vardır.
***
İnsanlar konusunda ne kadra çok yanılıyoruz. Ne kadar çok bencilce, zanna dayalı düşünceler taşıyoruz. Sonunda pişman oluyoruz.
Mevlana, Mesnevi'sinde bir hikaye anlatıyor: "Bir gün bir avcı ormanda gezinirken bir ağacın altında uzanmış bir adam görüyor. Atını bu adama doğru sürerken, bir yılanın uyuyan bu adamın açık ağzından midesine doğru süzüldüğünü görüyor. Ani bir kararla adamın yanına gidiyor ve kırbacıyla adamı dürterek:" Hey hemrerim kalk ve koş, durmadan koş" diyor. Ne olduğunu anlamayan adam:
"Be adam sen kimsin? Niçin koşacak mışım?" diyor. Adam direnince de avcı" Soru sorma durmadan koş"
diyor ve kırbacıyla da adamı dürtüyor. Adam hem koşuyor hem de lanetler ediyor ona.
Derken bir armut ağacının altına geliyorlar. Avcı "Haydi, ye " diyerek yerdeki çürük elmaları gösteriyor. Adam hem isyan ediyor, hem de yemek zorunda kalıyor. Biraz daha koşunca midesi bulanıyor ve istifra ediyor. Elbeetee midesindeki yılan da dışarıya çıkıyor.
Durumun farkına varan şaşkın adam avcıya soruyor: " Söylediklerim için özür dilerim senin kötülük yyapmak istediğini düşünmüştüm. Ama niçin bana durumu açıklamadın?
Avcı yanıtlıyor: "Midende yılan var" deseydim, bu yılanla koşabilir miydin?"
Bazı şeyler vardır görünüşte bizim alyhimize gibi görünür; ama, lehimize olabilir. Şeker tatlıdır; ama, dişlerimizi çürütür. İlaç acıdır; ama, tedavi eder. Yine, anne babanın nasihatları, dürüst insanların acı; ama, gerçek sözleri aleyhimize gibi görünür.
Ama, yıllar geçince bunların bizim için ne kadar yararlı olduklarını fark ederiz. Ama iş işten geçmiş olur çoğu kez.
Tag : ,

Jerry'nin pozitifliği..

By : Murat PINAR
Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi.
Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu.
Hatta, bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,
"Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye.
Birisi nasıl olduğunu sorsa; "Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi hep.
"Bomba gibiyim..."
Jerry, doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü bir gündeyse,
Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.
Bir gün Jerry'ye gittim. "Anlayamıyorum" dedim.
"Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasıl başarıyorsun bunu?"


Her sabah kalktığımda kendi kendime;
"Jerry, bugün iki seçimin var. Havan ya iyi olacak ya da kötü" derim.
Her zaman havamın iyi olmasını seçerim.
Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var.
Kurban olmak ya da ders almak.
Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.
Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, yine iki seçimim var.
Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatın olumlu yanlarını göstermek.
ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.
"Yok yahu" diye dalga geçtim. "Bu kadar kolay yani"


"Evet...Kolay..." dedi Jerry.


"Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda bir seçim vardır.
Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin.
Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin.
Sen havanın, tavrının iyi ya da kötü olmasını seçersin.
Yani sen hayatını nasıl yaşayacağını seçersin"


Jerry'nin sözleri beni oldukça etkiledi.
Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım.


Yıllar sonra Jerry'nin başına çok talihsiz bir olay geldi.
Soygun için gelen hırsızlar Jerry'yi delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış.
Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış.


Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.
"Nasılsın?" diye sorduğumda; "Bomba gibi" dedi.
"Bomba gibi"
"Olay sırasında neler hissettin Jerry?" dedim.
"Yerde yatarken iki seçimim var diye düşündüm.
Ya yaşamayı seçecektim ya ölümü. Ben yaşamayı seçtim."
"Korkmadın mı? Şuurunu kaybetmedin mi?"
Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı.
Bana hep "iyileşeceksin merak etme" dediler.
Ama acil servisin koridorlarinda sedyemi hızla sürerken
doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum.
Bu gözler bana "Bu adam ölmüş" diyordu.
"Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra ölü bir adam olacaktım"
"Ne yaptın?" diye merakla sordum.


Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak
"herhangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını" sordu.
'Evet' diye yanıt verdim.
"var"
Doktorlar ve hemşireler merakla sustular.
Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım;
"Benim kurşunlara alerjim var!.."
Doktor ve hemşireler gülmeye başladılar.
Tekrar bağırdım;
"Ben yaşamayı seçtim.
Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil"


Jerry, sadece doktorların büyük ustalıklari sayesinde değil,
kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana yeni bir ders oldu.
Hergün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız
ve hakkımız olduğunu ondan öğrendim
ve herşeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu.
Tag : ,

Derdin Devası Sirke!

By : Murat PINAR
Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) sirkenin çok iyi bir katık olduğunu beyan buyuruyor.



Katık denilince, ekmekle beraber yenebilecek herangi bir şey aklımıza gelir. Efendimiz'in beyanıyla "Katığın efendisi tuzdur." Başka bir hadiste, "Sirke ne iyi katık!" diye buyurarak yemekte ekmekle beraber yenecek en güzel şeylerden birinin de sirke olduğu zikredilir.

Bir gün, Hazreti Cabir'in evine konuk oluyor. Hazreti Cabir, sirkeden başka ekmeğin yanında bir şey olmadığını söyleyince Efendimiz, sirkenin çok iyi bir katık olduğunu beyan buyuruyor. Hazreti Cabir, "Allah Resûlü'nden bunu duyduğumdan beri sirkeyi ben de seviyorum." diyor.
Aynı hadisi Hazreti Cabir'den nakleden Ebu Süfyan Hazretleri de, "Ben de bu hadisi Cabir'den duyduğumdan beri sirkeyi seviyorum." diyor.


SİRKENİN YARARLARI

" Antiseptik: Meyve ve sebzelerin elma sirkesi katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma sirkeli su kullanmanız önerilir.

" Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm olacaktır.

" Migren: Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır.

" Ayaklar: Ayaklarınız için bir leğene ayak bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde dinlendirin.

" Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz.

" Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir.

" Mide bulantısı: Mide bulantısının ve kusmanın önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem yeniden yapılmalı.

" Sivilceler: Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürür.

" Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın.

" Nasırlar: En bilinen yollardan biri bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuşturmaktır.

Bu KUR'ÂN insanları en doğru yola hidayet eder

By : Murat PINAR
Kur'ân-ı Kerîm, insanlara Allâhü Teâlâ'nın varlığını, birliğini, büyüklğünü ve kudsiyetini bildirir.
Kur'ân-ı Kerîm, insanlara gönderilmiş olan peygamberlerin bir kısmı hakkında mâlûmat verir. Vazîfelerini nasıl yaptıklarını ve ne kadar fedâkârlıkta bulunduklarını bildirir. Bütün insanların son peygamber Muhammed Mustafâ'ya(s.a.v.) uymalarını emreder.
Kur'ân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlere âit en ibretli hâdiseleri ve târihi vak'aları bildirir, insanları ibret almaya dâvet eder. İnançsız kavilerin çok korkunç âkıbetlerini haber verir.
Kur'ân-ı Kerîm, insanlara dâimâ uyanık bir rûha sâhip olmalarını ve Hak'tan gâfil bulunmamalarını emreder.
Kur'ân-ı Kerîm, Müslümanlarar, dinlerine sımsıkı sarılmalarını ve dâimâ hakkı müdâfaa etmelerini tavsiye eder.
Kur'ân-ı Kerîm, medenî ve sosyal hayatın intizâmı için gereken esasları ve hükümleri bildirir, insanların birtakım haklara ve vazîfelere riâyet etmelerini ister.
Kur'ân-ı Kerîm, hem şahıslara, hem de cemiyetlere, selâmet içinde kalmaları için adâleti, doğruluğ, alçak gönüllü olmayı, şefkat ve merhameti, iyilik etmeyi, bağışlamayı, edebe ri'ayeti, adâleti ve bu gibi yüksek huyları tavsiyet eder. İnsanları zulümden, hâinlik etmekten, kibirden, cimrilikten, intikam duygularından, katı yürekli olmaktan, çirkin söz ve işlerden, zararlı olan içecek ve yüyeceklerden men eder. Yapılması, yenilip içilmesi helâl veya haram olan şeyleri bildirir.
Kur'ân-ı Kerîm, Allâhü Teâlâ'nın bu kâinât için koymuş olduğu kanunları hiç kimsenin değiştiremeyeceğini, insanlarar, çalışmalarının meyvesinden başka bir şey elde edemeyeklerini hatırlatır. İnsanları çalışmaya ve gayrete teşvik eder.
Kur'ân-ı Kerîm, Allâh'ın emirlerine uyan îmân sâhiplerine vereceği ni^metleri, uymayan kimselere de hazırlanmış olduğu azapları haber verir.
Tag : ,

Ramazan'da internetten mukabele fırsatı !

By : Murat PINAR
Mübarek Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Kur'an-ı Kerim'i bir ayda hatmetmek isteyen başta çalışanlar olmak üzere birçok kişi internetten ortak hatim yapan sitelere üye oluyor.

Yeterli arkadaş grubu bulamayanların hatim yapmasına internet siteleri imkân veriyor. İsteyenler bu sitelerden günde bir sayfa alıp okuyarak hatime ortak olabiliyor.

Gelişen teknolojiyle birlikte artık internetten ortak hatim yapma imkânı bulunabiliyor. İşte, evde internetin olduğu her yerde ortak hatim yapılabiliyor. Bu sitelerden biri olan www.ortakhatim.com adlı internet sitesi de ortak hatim yapmak isteyenlere fırsat sunuyor. İsteyenler siteden hatm-i şerif dışında Kur'an-ı Kerim'in mealini, Cevşen-i Kebir, Peygamber Efendimiz'e salat-u selamlar, Esma-i Hüsna ve İsm-i Âzam dualarıyla, enbiya, sahabe ve bazı büyük zatların duaları, haftalık vird ve hiziplerinin bulunduğu geniş bir dua arşivi olan el-Kulûbu'd Dâria'lardan da okuyabiliyor.

Site, 15 gün içinde okunup işaretlenmeyen sayfaları okunmamış olarak kabul ederek havuza bırakıyor. Üyeler bu siteler vasıtasıyla günde bir sayfa da olsa okuyarak hatime ortak olabiliyor.
Tag : ,

İlkyardımda doğru bilinen yanlışlar !

By : Murat PINAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, bilinçsizce yapılan ilkyardımların kazalarda sakat kalma ve ölümleri artırdığını söyledi. Birçok konunun da yanlış bilindiğini ifade eden Bulut, doğru bilinen yanlışları anlattı.

Doğru bilinen yanlış birtakım ilkyardım uygulamaları, kazazedeye yarardan çok zarar verebiliyor. Zehirlenen bir kişiyi kusturma, kanayan yaraya kül dökme, bayılana soğan koklatma, boğulan kişinin sırtına vurma gibi müdahaleler kazazedenin sakat kalmasına, hatta hayatını kaybetmesine sebep oluyor. İlkyardım, yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Acil Yardım ve Can Kurtarma Birimi Müdürü Dr. Tuncay Bulut, basit ve etkili bir yardım ile kazazedenin hayatının kurtulabileceğini söylüyor. Bulut, "Toplum olarak yardım etmeyi severiz; ancak kazalardaki sakat kalmalar ve ölümlerin büyük bir bölümü, bilinçsizce yapılan ilkyardım müdahalelerinden kaynaklanıyor. İlkyardımda en önemli kural zarar vermemektir. Kaza durumunda her şeyden önce ambulansa haber verilmeli." diyor.

Dr. Bulut'un verdiği bilgilere göre, en çok yapılan yanlış ilkyardım uygulaması, solunumu olan kişiye kalp masajı yapılması. Kazazedenin kalbinin atıp atmadığı kontrol edilmeden hemen kalp masajına başlanıyor. Normal solunumu olan kişiye kalp masajı yapılması durumunda çalışan kalp durur. Çamaşır suyu, tuz ruhu gibi yakıcı temizlik maddelerinin içilmesi durumunda zehirlenen kişiyi kusturmak da vücuda iki kat zarar vermek anlamına geliyor. Kusturulma anında yakıcı madde soluk borusuna zarar verir ve hastanın durumu daha da kötüleşir. Bu tür zehirlenmelerde kişi hemen doktora götürülmelidir.

İlkyardımda yanlış müdahale yaralıya daha çok zarar veriyor

Boğaza takılan herhangi bir cisim nedeniyle tıkanma meydana gelmiş ve kişi öksürebiliyorsa sırtına vurmayın. Sırta vurma ve karından itme gibi müdahaleler, tıkanmayı daha da artırır. Eğer öksürük yoksa kazazedeyi bir elle göğsünden destekleyin, öne eğin. Diğer elinizle kürek kemiklerinin arasından 5 kez sert şekilde vurun.

Suda boğulmalarda, kişinin vücudundaki suyu boşaltmaya çalışmayın. Boğulmanın nedeni su değil, suyun akciğerlere girmesini engellemek için soluk yolunda ortaya çıkan refleks daralmadır. Boğulma tehlikesi geçiren kişiye suni solunum yapın.

Göze herhangi bir cisim batmışsa çıkarmayın. Cismin gözün içine daha çok girmesine sebep olursunuz. Bunun yerine cismi sabitleyin, gözler birlikte hareket ettiğinden sağlam gözü de kapatın ve doktora başvurun.

Böcek veya yılan sokmalarında yaralı bölgeyi kesmeyin, emmeyin. Zehir, müdahale eden kişiye geçebilir. Yaralı bölgeyi bol su ve sabunla yıkayın. Bölgeyi kalp seviyesinin altında tutun, bölgeye soğuk uygulama yapın.

Burun kanamalarında hastanın başını arkaya doğru yatırmayın. Hastayı başı hafifçe öne eğik olacak şekilde oturtun. Burun kanatlarını sıkarak 5-10 dakika baskı uygulayın.

Bayılana soğan, sarımsak asla koklatmayın. Hayati organlara kan gitmesi için ayakları 20-30 cm yukarı kaldırın, elbisesini gevşetin.

Donmuş bölgeye masaj yapmayın ve ovmayın. Hastayı ılık bir ortama alın.

Yanlış yüzme teknikleri boğulmalara sebep oluyor !

By : Murat PINAR
Burç Koleji Yaz Sporları Okulu Koordinatörü Mehmet Duran, suda serinlemek ve yüzmek isteyenlere uyarılarda bulundu. Yapılan yanlışlarla gözlerde kararma, bulantı, göğüste ağrı görüleceğini söyleyen Duran, "Asla yalnız yüzmeyin, cesaret gösterisi yapmayın, tedbirinizi alın." dedi.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte serinlemek için girilen sığ sularda yanlış yüzme teknikleri kişinin boğulmasına yol açıyor. Suya girer girmez suya gelişi güzel bir kuvvet uygulanılması ve ellerin kapalı tutulması gibi hatalar gözlerde kararma, bulantı, göğüste ağrı, hızlı soluk almaya sebep oluyor.

Yüzerken yapılan en büyük yanlışlardan biri yüzmeye hızlı başlanılması ve kolların düzgün atılmaması. Burç Koleji Yaz Sporları Okulu Koordinatörü Mehmet Duran, yüzmenin yavaş ve gittikçe hızlanan bir tempoda olması gerektiğini söylüyor. Duran, "Suya gelişi güzel bir kuvvet uygulamayın. İtiş hareketini tamamlamakta olan diğer kolun hareketini etkilememek için çekiş hareketine hemen başlamayın. Kol suya girdiğinde baş ile omuz arasında orta noktadan ileri uzanma hareketine devam edilmeli. Harekete omuz başının ileri uzatılışı destek vermelidir. Böylece bir teknenin burnu gibi bir biçim alan vücut, arkadaki kolun itiş hareketini rahatça tamamlamasına izin verir." diyor. Yüzerken ellerin kapatılmaması gerektiğini belirten Duran, parmakların açık olması durumunda suyu yeterince itmek ve hızlı gitmek için kuvvet alınamayacağını dile getiriyor.

Hataların göğüste sıkışma, gözlerde kararma, bulantılara sebep olacağını ifade eden Duran, bu durumdaki bir kişinin de boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını söylüyor. Duran'ın verdiği bilgilere göre soğuk sularda yüzme yeteneği ve kapasite düştüğü için soğuk suda yüzmek çok tehlikeli. Vücut su içindeyken havadakine göre 25 kez daha çabuk soğur ve vücut ısısı düşer. Vücut ısısının düşmesi ise bilinç kaybına sebep olurken boğulmalara davetiye çıkarıyor. Daha az yağ bulunması nedeniyle çocuklar soğuk suda daha hızlı bilinç kaybı yaşıyor. Öte yandan akıntıya kapılma durumunda bir kişi paniğe kapılmadan akıntıyı arkasına almalı ve sahile doğru akıntı doğrultusunda 45 derece saparak yüzmeli. Eğer akıntı çok güçlü ise dalga çarpmadan hemen önce vücut dalganın altına doğru alınmalı, dalga geçene kadar korunmalı.

Yüzerken bu hataları yapmayın

Yemek sonrası hemen yüzmeyin, yemekten 1 saat sonra suya girin. Yemek sonrası yüzmek, özellikle kalp rahatsızlığı olanlar için çok tehlikeli.

Suya girmeden önce ısınma hareketleri yapın. Birdenbire yüzmeye başlamak kasları zorlar.

Suya girerken vücudunuz düz bir çizgi gibi olmalı.

Sudan çıktıktan hemen sonra duş almayın. Yüzerek ısınan adalelerin birdenbire hızlı soğumaması gerekiyor. Özellikle sıcak suyla duş alınması kılcal damarları genişletir, kanın vücudun çeşitli bölgelerinde toplanarak kalpten uzak kalmasına sebep olur. 10 dk bekledikten sonra ılık suyla duş alın.

Denizde yüzerken dikkat edin

Derinliği bilinmeyen, çok dalgalı ve atık su boşaltılan

göl ve denizlerde asla yüzmeyin.

Yüzerken, can yeleği haricinde herhangi

bir yardımcı araç kullanmayın.

Asla yalnız yüzmeyin. Bir sorun olduğunda yardım edebilecek kadar yakında olan en az bir kişi ile birlikte yüzün.

Yeteneklerin üzerinde yüzme davranışları sergilemeyin.

Şiddetli bir yağıştan sonra denize girmeyin.

'Biz futbol oynamıyoruz!''

By : Murat PINAR
Fenerbahçe'nin Brezilyalı futbolcusu Alex, takımının Avrupa Şampiyonlar Ligi'nden elenmesini, kişisel internet sitesinde değerlendirirken, ''Üzüntü büyük ama bundan ders almayı bilmeliyiz'' dedi.

Alex, kişisel internet sitesindeki yazısında, geçmişte formasını giydiği diğer kulüplerde de sahasında oynayıp kaybettiği önemli kupa maçları olduğunu belirterek, ''Young Boys'a karşı alınan bu yenilgi beni çok daha üzdü. Burada (Türkiye'de) kazanma hırsımızın olmadığı, koşmadığımız için kaybettiğimiz söyleniyor, ama ben bu görüşe yüzde 100 karşıyım. Kaybettik, çünkü rakip bizim takımdan daha iyi futbol oynadı'' ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe'nin hareketli, istekli ve çok koşan bir futbol sergilediğini, ''organize olmak'' ve ''kişisel beceri''nin eksik olduğunu ifade eden Alex, ''Biz futbol oynamıyoruz, sadece rakibin peşinden koşuyoruz. Gerçekten topu ayağınızda tutmadığınız an, galibiyet daha da uzaklaşıyor'' değerlendirmesini yaptı.

Brezilyalı futbolcu, ''180 dakika boyunca bizden çok daha üstün olan bir takıma layıkıyla kaybettik'' dedi. Young Boys maçlarından sonra düzeltilmesi gereken çok şey olduğunun görüldüğünü kaydeden Alex, artık UEFA Avrupa Ligi veya Süper Lig'e konsantre olup, buradaki maçları kazanmak için çalışmak gerektiğini belirtti.

Tecrübeli futbolcu, maçlarda daha iyi sonuçlar almak için fizik ve tekniklerini artırmaları gerektiğini, bundan dolayı her geçen gün daha fazla çalışmak zorunda olduklarını vurguladı.
Tag : ,

Jüpiter’in kuşağı nereye gitti?

By : Murat PINAR
Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni Jüpiter’in “alamet-i farikası” olan renkli kuşaklarından en büyüğünü kaybetti.
Jüpiter’in atmosferinin üst katmanlarında oluşan ve gezegeni çepeçevre saran bu kuşakların en belirginleri, “Güney ve Kuzey Ekvatoryel Kuşaklar”. Dünya’nın iki katı genişlikte ve 20 kat uzunlukta olduklarından amatör teleskoplarla, hatta güçlü dürbünlerle bile izlenebilen bu kuşaklardan güneydeki şimdi tümüyle kaybolmuş durumda.


Jüpiter ve öteki gaz devlerindeki kuşakların, gezegenlerin kendi çevrelerindeki hızlı dönüşünün yol açtığı muazzam atmosfer hareketlerinden kaynaklandığı düşünülüyordu. Yeni bir çalışmadaysa, bu “kuşaklanmada” gaz devi gezegenlerin küçük uydularının (Jüpiter’de irili ufaklı 60 kadar var) yol açtığı gelgit hareketlerinin payı olduğu da gösterildi.

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndan gezegenbilimci Glenn Orton, “Bu, büyük bir olay; durumu yakından izliyoruz, ama ne olup bittiğini tam olarak anlayabilmiş değiliz” diyor.




Araştırmacıya göre kuşak ortadan kalkmamış, ancak atmosferin daha üstünde oluşan bir bulut katmanınca gizleniyor olabilir. Dünyamız atmosferinin üst katmanlarında oluşan cirrus (sirus) bulutlarına benzeyen, ancak, gezegenimizdekinin aksine su buzu kristallerinden değil amonyak (NH3) kristallerinden oluşan bulut, atındaki kahverengi kuşağı perdeliyor olabilir.


Peki, böylesine büyük bir amonyak sirüsü nasıl ortaya çıkar? Jüpiter’in rüzgar sistemlerinde küresel ölçekte meydana gelen değişikliklerin, amonyakça zengin maddeleri Güney Ekvatoryal Kuşak üstündeki berrak, soğuk bölgeye taşımış olabileceği düşünülüyor.


Gezegenbilimciler, gözlenen olayın Güney Ekvatoryel Kuşağın ilk kayboluşu olamadığını belirtiyorlar. 1973-75, 1989-90, 19913 ve 2007 yıllarında da kayboluşlar gözlenmiş.


Kuşağın yeniden ortaya çıkmasınınsa bazı dramatik olaylarla birlikte gerçekleşmesi bekleniyor. Kuşağın geçmiş “dirilişlerinin” izlediği süreç, bir noktada ortaya çıkan şiddetli fırtına ve girdapların hızla gezegenin çevresine yayılması biçiminde ortaya çıkmış.
Tag : ,

Parmaklarımız neden çıtlar?

By : Murat PINAR

Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.

En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.

Şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır.

Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içersinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktarının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.

FIFA 11 Next-Gen PC

By : Murat PINAR

















Yeni Özellikleri Topluca Verelim ;

Next-Gen Motoru ve Yeni nesil Oyun : Kişisel bilgisayarlara benzersiz bir oyun.Oyunu ; hamle, farklı stil ve fiziksel mücadeleler gerçekçi yapıyor.

Sanal Mod Pro : Sıfırdan kendi kariyerinizi oynuyorsunuz.Fotoğraf ekleme,oyuncu oluşturma ve futbol zaferi .Tüm oyun modlarında 230'u geçkin başarı eklendi!
Gerçek futbol gibi, sahada eğitim yapılıyor ve oyuncular terliyor.Maçları ve diğer uygulamaları sonra oynamak için kaydedebilirsiniz.

Frikik : Frikik olduğunda kaydedip sonra devam edebilirsiniz.Frikik kullanmak için yedekte yer alana oyuncuyuda sahaya çağırabilirsiniz.

Arena Eğitimi : Bireysel yeteneklerinizi ve takımınızı belirleyebilirsiniz.Eğitim oyunu için oyunucu sayısı seçebilirsiniz (11 üzerinden 11, 5-5 , 5-3) ve alanınızı seçebililirsiniz.

360 derece Dribling : 360 derecelik tam kapsam ile , savunmanın her boşluğuna girebilirsiniz ve rakip savunmanın en ufak bir hatasından istifade edip savunmayı alt edebilirsiniz.

Oyun Vücut(Toplu Mücadeleler) :Fifa 11 içinde toplu mücadelelerde oyuncular çok istikrarlı düzeyde , sık sık faul sınırı üzerindedir.Oyun doğal modern futbolun bir parçası olmuştur.

Takım Oyunu : Gelişmiş algoritmalar ile, 50 farklı desen üzerinde yapay inteligencnji oyun kurabilirsiniz.Ekibinizin ortakları ile sahada pozisyon değiştirme ve sağ ayak hareketi için konumunuzu ayarlayabilirsiniz.

Online Oyun : Fifa 11 EA sunucularına bağlanmaya gerek kalmadan arkadaşlarınla turnuva ve Online oyun oynama fırsatı kazandırıyor.
Futbolcu Topluluğu : easportsfootball.com 'da fifa topluluğuna katılabilirsiniz.Vitrin çalarınızı ve arkadaş listenizi oluşturabilirsiniz.

Orjinallik : 30 resmi lisanslı lig , 500 takım ve 15.000 üzerinde oyuncu var.


MP3 Own : Stadyumda da şarkılar çalacak.Atmosfer oyunun kendisinden daha önemli.Ve yeni tezahüratlar eklendi.

Kaleciler : Kaleciler gerçekten iyi.Kalecileri sadece bırakın . Onlar bir hedef amaç doğrultusundalar.Kaleciler daha iyi ve daha dinamik.Oyunun &75'i tamamlandığı için kaleci özellikleri bu kadar.

Kullanıcı Desteği : EA Ekran görüntülerini açıklayacak.

PC ve Konsol Farklılıkları : Bir fark yok.Pro passing dışında.ancak Pc ye Pro Passing gelebilir.Bunu ileride göreceğiz. Şimdilik birşey söyleyemeyiz.

PC = Next Gen = 2 yıl süren çalışmalar sonucunda PC'ler Next-Gen konusunda konsolu geçti. Fifa 11 PC konsollardaki tüm ek değişiklikleri içeriyor.Fifa 11 PC gerçekten ses getirecek.

Fifa 11 hakkındaki Yorumlar : Fifa 11 PC sıfırdan yazılmış.Son sürüm motoru ile Xbox 360 ve Playstation 3'ten daha iyi.Çarpıcı grafikler,canlı mekanlar , çoklu taktik seçenekleri ve repertuar'lı geniş bir futbol özellikleri ile büyük bir oylamaya yıldız aday.Geliştirilmiş top sürme , mücadele , 360 derece kontrol ve yeni denetim üzerinde daha fazla durulmuş.
Goller daha güzel.Savunma oyuncuları bazen saldırgan olabiliyor.Yeni animasyon , davranış ve kaleci hareketleri daha değişik ve otantik.Defans alanı mükemmel.Defans oyuncuları Savunma aralarındaki boşlukları doldurmak için birbirlerini uyarıyorlar.Defans oyuncuları topu aldıklarında bir atak yaratmak için boş alana yöneliyorlar. FIFA 11 harika görünüyor !

Personality+ ve ProPassing : Bu konu hakkında önemli değşiklikler var. Ama Personality+ ve ProPassing hakkında henüz birşey söylemek zor.

Çeviri : YaSaRCaN


Next-Gen Futbol Motoru : EA SPORTS'un fizik ve veri tabanlı futbol motoru teknolojisi PC için optimize edilmiştir.Oyuncular arasındaki denge , oyuncu kontrolü , hareketler ve sofistike topa dokunma bireyselliği ile sahada gerçek deneyimli , özgür ve fiziksel etkileşimi gerçekleştiriyor.


Next Gen Oynanış:Yükek kaliteli oyun , yenilikçi oyun modları ve Playstation 3 ve Xbox360'da 50'nin üzerinde ödül alan çarpıcı grafikler ve Gameplay PC'ye geliyor.


Sanal Pro : Oluşturmuş olduğunuz 3D avatarınız ile ; Canlı olarak gerçek hayattaki futbolu oynama fantazisi yaşayacaksınız.Her hangi bi modda kendinizi gösterebileceksiniz.230 başarı ile süperstar olmak için Sanal Pro online alın.


Özelleştirilebilir Set Pieces : Maç esnasında korner ve frikikleri özelleştirebilirsiniz.Bu tür yeteneklerinizi geliştirebilmek için Arena'ya gidebilirsiniz.


Practice Arena : Maça başlamadan önce ''Özellikli Uygulama Modu''nda bireysel ve takım becerileri çalışabilirsiniz.Takımınızın ve Savunma oyuncularının sayısını belirleyebilirsiniz.Yada tek başınıza pratik'te(Antranman)'da yapabilirsiniz.

360 ° Top Sürme : Klavye'yle oyuncuyu 8 yöne kontrol edebilirken; Joistik'le oyuncuyu 360° kontrol edebilirsiniz.Buda top sürmeyi mükemmel ölçüde güzelleştiriyor.Savunma oyuncuları arasında boşluk bulmak daha önce mümkün değilken ; 360 ° Kontrol sayesinde savunma oyuncuları arasında boşluk bulabilirsiniz.

Nitelikli Salya ( Skilled Dribbling) : Next Gen animasyon teknolojisi benzersiz kontrol sağlar.Yetenekli oyuncular şimdi yeteneklerini daha iyi gösterebilecekler.Son derece kontroller ile defans aralarına sızabileceksiniz.

Fiziksel Play (Physical Play):Maçlar çekişmeli olacak.Defans ile uzun ve çeşitli mücadeleler olacak.

Oyuncu Aciliyeti (Player Urgency):Oyuncuların top ile hareket halindeki hızı ve eylemi çok geliştirilmiş.Gerçeğe yakın bir hal almış tam bir NextGen.Oyuncularda daha akıllı konumlandırma ve farkındalılık sağlıyor.

Atak (Advanced Attacking) :Oyuncular ataklarda daha etkili bir boşluk arıyor.Atağı bazen terz kanada taşıyorlar.Ve atak seçeneklerini değiştirebiliyorlar.

Geliştirilmiş Savunma Seçenekleri(Improved Defending Options):Savunma oyuncuları tehlikeli yerlerde daha akıllı düşünebiliyor.Tehlikeli pozisyonlarda takım arkadaşları tarafından uyarılıyorlar.Gol fırsatlarını önlemek için çaba gösteriyorlar.

Kaleciler (Goalkeeper Intelligence):Kaleciler artık daha duyarlı ve güçlü.Topu nerede daha iyi ve aciliyetli kesmesi gerektiğini daha iyi algılıyorlar.Yavaş gelen topları daha iyi kontrol ediyorlar.Yeni kaleci animasyonları , daha değişik kaleci konumlandırma ve momentum sağlar.Buda bizlere çok daha gerçekçi bir oyun yansıtır.

Online Oyun : EA sunucularına bağlanmadan Host Lan partilari ile Arkadaşınızla online oyun oynayabilirsiniz.

PC Araçları : Yenilikleri artırmak için VOIP desteği eklenmiştir.

Futbol Dünya Entegrasyonu (Football World Integration): Global Pc afişleri , kendi yüzünüzü ve arkadaş listenizi oluşturmak için easportsfootball.com'a gidin.

Çarpıcı Next Gen Grafikler : Stadyumlar Next Gen ile harika görünüyor.Fifa 11; 62 farklı stadyum ile geliyor.

Komple Orjinallik : 30 resmi lisanslı lig, 500 lisanslı takım ve 15.000'den fazla oyuncu.
Tag : ,

Günahı çok olanın sevabı daha çok olmalıdır!

By : Murat PINAR

Bir okuyucum istemeyerek maruz kaldığı günahlarından dolayı aşırı üzülmekle kalmamış, ümitsizliğe bile düşmüş, bunca yanlışlardan sonra 'benden adam olmaz' diye de hüküm vermiş.

Ben böyle ümitsizliğe düşen hassas ve temiz insanlara diyorum ki:

- İnsan maruz kaldığı günahlarından dolayı üzülmeli, hatta vicdan azabı duymalıdır. Bu türlü üzülmeler, vicdan azabı duymalar hem bir nevi tövbe, istiğfar manasına gelir hem de iman işareti sayılır.

Nitekim günahından dolayı üzülüp vicdan azabı çekmenin iman işareti olduğunu bildiren Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur:

- Mümin günahını başına yıkılacak dağ gibi büyük görür, üzülüp vicdan azabı hisseder. Münkir ise burnu ucuna konmuş sinek gibi basite alır, üzerinde durmayıp geçiştirmek ister.

Demek günahlarından dolayı üzüntü ve gönül sızısı hissetmek müminliğin işaretinden başkası değildir. Ümitsizliğe düşmeye sebep yoktur.

Ne var ki, mü minin böylesine vicdan azabı duymaya başladığı sırada şeytan yine yakasını bırakmaz, bu defa da ona neleri telkin edip nasıl vesvese verir bir bakın.

- Sen günahkârın tekisin, temiz insanların arasında bulunmak sana layık değildir. Uzaklaş dindar insanların arasından. Çek git kendin gibi kirli insanların içine!.. Senin layık olduğun yer orasıdır, senden adam olmaz...

Gördünüz mü şeytanın yeni tuzağını? Halbuki kendini günahkar bilen genç böyle düşünmemeli de, demeli ki:

- Ben günahı çok bir insanım. Öyle ise dindarlar arasında daha çok bulunmalı, onların tutum ve davranışlarından etkilenerek daha çok hizmet etmeli, daha çok ibadet edip sevap kazanmalıyım. Çünkü benim sevaba başkalarından daha çok ihtiyacım var. Bunca günahımı ancak böyle çok sevaplarla, ibadetlerle affettirebilirim. Dini hayattan uzaklaşarak değil.

Bu meselenin muhteşem tarihi örneğini Ebu Cehil'in oğlu Hz. İkrime vermiştir. Babasının ölümünden sonra küfür ordularının başlarına geçip İslam'la o savaşmış, hatta bu savaşını Mekke'nin fethine kadar da sürdürmüştür. Mekke'nin fethinden sonra ancak İslam'la şereflenmiş olan İkrime, bundan sonra İslam için cepheden cepheye koşmuş, savaşlarda hem de en önde çarpışmaya başlamış, en ileri seviyede İslam'a hizmette bulunmuştur. Hatta bir defasında kumandanı onu ikaz etmiş:

- Ey İkrime, kendini en öne çıkarıp da düşman oklarına hedef etme, sen de herkes gibi geride saf nizamında, herkesle eşit şekilde dur!

İkrime'nin buna muhteşem bir cevabı vardır ki; tam konumuzun çözümünü teşkil etmektedir. Diyor ki:

- Ben herkes gibi değilim. Öyle ise herkes gibi geri safta kalamam. Benim günahım herkesten çoktur. Öyle ise hizmetim, fedakârlığım da herkesten çok olmalı, böylece bunca günahları böylesine farklı fedakârlıklarla affettirmeliyim.

İşte doğru düşünce böyle olur. Günahı çok olanın sevabı daha çok olmalı, dinî hayatı daha kuvvetli, İslamî hizmeti daha fazla olmalı, yoksa hizmetten uzaklaşarak kambur üstüne kambur yüklenmeyi çare sanmamalıdır. Burada şeytanın tuzağına düşmeyi önleyen şu ölçüyü hiç unutmamalıyız:

Kalbe gelen bir düşüncenin Rahmanî mi yoksa şeytanî mi olduğunu tespit için o düşüncenin gösterdiği hedefe dikkat etmek gerekir. O düşünce, sahibini hizmete ve dinî hayata yönlendiriyorsa Rahmanî bir ilham olur, hizmetten ve dinî hayattan uzaklaştırıyorsa şeytanî bir vesvese olduğu kesinleşir.

'Ben günahkâr bir adamım, bende hayır yoktur, dindar insanların içinde bulunmamalı, hizmetten uzaklaşmalıyım' düşüncesinin şeytanî bir vesvese olduğu da böylece kendiliğinden anlaşılır. Böylece günahı çok olanın çare olarak, sevabını daha çoğaltması gerektiği netleşmiş olur.
AHMET ŞAHİN
Tag : ,

Oksijen ve besin eksikliği psikolojik sorunlara yol açar

By : Murat PINAR
Beyne uygun bir şekilde daha fazla oksijen gitmesi, motivasyon, ezberleme, öğrenme, anlama gibi zihinsel faaliyetlerin verimini artırır. Beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan, adeta beynin yakıtı durumundaki glikozun da uygun şekilde alınması gerekir. Psikolojik problemlerin büyük bir kısmı beyne yeterli oksijen gitmemesinden ve glikozun uygun seviyede alınmamasından kaynaklanır.

Beynimiz, vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 2'sini oluşturmakta, fakat alınan günlük kalorinin yaklaşık yüzde 20'sini harcamaktadır. Beyin vücudun en fazla enerji tüketen organıdır. Vücudumuzdaki mükemmel faaliyetlerin beyin tarafından idare edildiğini düşündüğümüzde bunu normal karşılamamız icap eder. Yediğimiz yiyeceklerle beslenen hücrelerimizdeki enerji ocakları (mitokondriler) aldığımız oksijenle adeta körüğün ateşi canlandırdığı gibi harekete geçerek yiyecekleri enerjiye dönüştürür. Bu sebeple aldığımız oksijenin bu faaliyetlerdeki önemi büyüktür. Verimli düşünebilme konusunda yapılan çalışmalar göstermektedir ki, beyne uygun bir şekilde daha fazla oksijen gitmesi, motivasyon, ezberleme, öğrenme, anlama gibi zihinsel faaliyetlerin verimini artırmaktadır. Beynin ihtiyacı olan enerjiyi sağlayan glikozun uygun şekilde, (ne fazla ne de eksik) alınması da verimi artırır. Zira beyin, glikozu depolayamaz, sürekli dolaşım yoluyla kandan sağlar.

Psikolojik problemlerin büyük bir kısmı beyne yeterli oksijen gitmemesinden ve glikozun uygun seviyede alınmamasından kaynaklanmaktadır. Doğru nefes alma ve dengeli beslenme bu sebeple çok önemlidir. Beyinde bazı bölgelerin düşme, yaralanma ve doğum esnasında yeterli oksijen alamama gibi sebeplerle hasar görmesinin öğrenme güçlükleri ve davranış bozukluklarına yol açtığı bilinmektedir. Geçirilen streslerin beden kimyasına etki etmesi (travma sonrası stres bozuklukları), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), yeme bozuklukları, diyabet, demir eksikliği, tiroid problemleri, damar hastalıkları vb. gibi organik problemler sebebiyle beyne yeterli oksijen ve glikoz gitmemesi de zaman içinde düşünce bozukluklarına yol açmaktadır. Mesela takıntılı düşüncelerle kendisini ortaya koyan 'obsessif kompulsif bozukluk' diye bilinen psikolojik problem bu tür nedenlerle ilişkili olan bir düşünce bozukluğudur.

Büyük şehirlerde oksijen eksikliği daha fazla

Panik atak, konuşma problemleri, konsantrasyon ve motivasyon sorunlarında da stresin etkisiyle doğru solunum yapılmadığı görülmektedir. Endüstrileşme, şehir hayatı ve hava kirliliği, stresli hayatla iç içedir. Yapılan çalışmalar Amerika gibi sanayide ileri ülkelerde ve büyük şehirlerde insanların akciğerlerini tam kapasite doldurmadıklarını ve doğru nefes alamadıklarını gösteriyor. Bu ülkelerde panik atak gibi hastalıklar da doğal ortamlarda yaşayan kişilere göre daha fazla görülmektedir. Stres, beden kimyasında meydana gelen değişiklikle damarları sıkar ve kılcal damarlarımızın hücrelerimize oksijen götürmesini engeller. Buna bağlı olarak düşünme bozuklukları, vücudumuzda karıncalanmalar, uyuşmalar, ağrılar ortaya çıkar.

Stresle başa çıkma yollarını bilmemiz gerekir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz: Aile ve arkadaş ilişkilerine önem vermek, kişilik geliştirici çalışmalarda bulunmak, problemlerimizi soğukkanlılıkla çözmeye çalışmak, olumlu düşünmek, dinlenebilmek, kaslarımızı gevşetebilmek, spor yapmak, temiz hava almak ve doğru solunumu bilmek. Doğru solunumun bir uzman tarafından öğretilmesi en uygun olanıdır. Bununla beraber yandaki çalışmaları yaparak siz de doğru nefes almayı bilmiyorsanız solunum şeklinizi düzeltebilirsiniz.

Örnek derin nefes alma egzersizi

1. Sağlıklı nefes alma şekli nefesin burundan alınıp ağızdan verilmesi, sessiz ve ağır olmasıdır. Egzersize başlamadan önce sağ elinizi karnınızın, sol elinizi göğsünüzün üstüne koyup gözlerinizi kapatın.

2. Önce ağzınızdan nefes vererek akciğerlerinizi iyice boşaltın. (Nefes verirken ciğerleri zorlamayın. İtilmeden kendiliğinden çıkmalı).

3. Ciğer kapasitenizi hayalî olarak üçe bölün. Ve bir-iki diye içinizden sayarak balon şişirir gibi akciğerlerinizin bütününü doldurduğunuzu hayal edin. (Bu yaklaşık 5 saniye süre alır) Önce ciğerlerinizin alt kısmını, sonra ortayı, en son da üst kısmını doldurduğunuzu hayal edin. Bir-iki diye sayarak nefesinizi aldığınızın iki katı sürede boşaltın. İki saniye bekleyin. Derin bir nefes daha alıp verin. Egzersizi tekrarlayıncaya kadar mutlaka dört-beş normal nefes alın. Normal nefes almadan derin nefes almaya devam etmek baş dönmesi yapabilir.


Kaynak

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by