Popular Post

Posted by : Murat PINAR 8 Şubat 2010 Pazartesi

YGS ve LYS'ye hazırlık sürecinde birçok öğrenci bazı "yanlış düşünce kalıplarının" etkisiyle bu sınavlara yeterince hazırlanamamaktadır. "Bulaşıcı" bir özelliği olan bu yanlış düşünce kalıpları, özellikle üniversiteye hazırlık konusunda bilinçsiz olan öğrenciler arasında yaygınlık göstermekte ve bu öğrencilerin gerçek performanslarını ortaya koymasını engellemektedir.

Bu öğrenciler için adeta bir "pranga" olan bu düşünce tarzlarının bertaraf edilmesi için ebeveynlere ve öğretmenlere önemli görevler düşmektedir. Bu yanlış düşünce kalıplarını şöyle sıralayabiliriz:

Sınava girmeme daha çok var, sonra çalışırım: Özellikle 9, 10 ve 11. sınıflarda gözlenen bu düşünce tarzının etkisiyle birçok öğrenci sınava hazırlanmayı sürekli erteler. Günler, haftalar, aylar, hatta yıllar birbirini takip eder. Bu ertelemelerin neticesinde çalışılması gereken konular yığılır ve zamanla altından kalkılamayacak bir hal alır. Bu öğrenciler 12. sınıfa geçtiklerinde yaptıkları hatanın farkına varır, fakat geride bıraktıkları tablo çoğu kez ümitlerinin kırılmasına sebep olur.

Sınava çok az bir zaman kaldı, konuları yetiştirmem mümkün değil: 12. sınıfa kadar "henüz erken" diyerek çalışmayı ihmal eden öğrenciler, YGS ve LYS ile karşılaşınca adeta boşluğa düşerler. Bir taraftan biriken konuları bitirmenin telaşı, diğer taraftan sınavı kazanamama ve çevresine karşı mahcup olma endişesi bu öğrencileri ciddi bir girdaba sürükler. Hâlbuki sistematik ve emin adımlarla çalıştıktan sonra "bir yıl" asla küçümsenecek bir zaman dilimi değildir. Önemli olan, küçük adımlarla da olsa çalışmaya başlamaktır.

Çalışsam da yine kazanamam: Bu düşünce tarzı, özellikle sayısal derslerde başarılı olamayan öğrencilerde gözlenen tipik bir "öğrenilmiş çaresizlik" örneğidir. Bu öğrenciler sayısal derslerdeki başarısızlıklarını bütün derslere genelleyerek "çalışsam da yine kazanamam" düşüncesine kapılır. Oysa bu süreçte "havlu atıp" sınavdan kopmak yerine değişik alternatiflere yönelmek daha mantıklı bir tercih olacaktır. Sözgelimi sayısal derslerin etkisinin daha az olduğu bir alandan sınava hazırlanabilir. Ya da sayısal derslerdeki konuların tümüne çalışmaktansa seçici olmak ve çalışırken "sonuç alabileceği" konulara yüklenmek daha yararlı olacaktır.

Kazanamayan sadece ben değilim ki!:

Bu düşünce daha çok liseden mezun olan ve üniversite sınavını kazanamayan öğrencilerde görülür. Yaşadıkları bu başarısızlık adeta onların iç dünyasında fırtına koparır. Öğrenciler, bazen bu fırtınayı "umursamazlık maskesi" ile dindirmeye çalışırken bazen de "sınavı kazanamayan sadece ben değilim ki; kazanamayan birçok arkadaşım var" diyerek rahatlamaya çalışır. İşte öğrencilerin kazanamamayı doğal karşılayıp değişik mazeretlerin arkasına sığınması, kendilerine olan güvenlerini sarsacağı gibi çalışma iştiyaklarını da yok edebilir. Oysa bu süreçte yapılması gereken ciddi bir özeleştiri ve bir sonraki yıl için üniversite sınavına dört elle sarılmaktır.
Akın YILDIRIM: Özel Balıkesir Fırat Lisesi Rehber Öğretmeni

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by