Popular Post

Posted by : Murat PINAR 2 Aralık 2010 Perşembe









































İki yatak ve yaşamla ölüm arasında bir çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası. Yataklardan biri pencere önünde, diğeri duvar dibinde... Pencere kenarındaki sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp gördüklerini duvar dibinde aynı kaderi paylaşan arkadaşına anlatıyor.
"Bugün deniz dünden daha durgun, beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyorlar. Kuğu gibi süzülüyorlar.. Park mı? Ha! Park henüz tenha. Salıncaklarını ikisi dolu, ikisi boş.
Geçen haftaki sebgililer yine geldiler. Hep el eleler. Bir sıraya oturdular. Gözlerini birbirinden ayırmıyorlar. Ah kardeşim görmelisin! Erguvanlar bugün çıldırmış. Öyle çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış. İşte parkın neşeli çocukları geldi. Ellerinde rengârenk balonlar. Bugün martıların keyfine diyecek yok..."
Bug böyle her gün sürüp giderken yeni bir kalp krizi geçiriyor. Pencere yanındaki adam düpmeye bassa doktor gelece ve hasta kurtulacak. Ama yarpmıyor işte. Şeytan karşııyor işe.
Arkadaşı ölürse pencere kenarı ona kalacak. Bugüne kadar kulaklarıyla duyguklarını gözleriyle görecek.
Ve duvar dibindeki düpmeye basmaz, arkadaşı ölür.
Ertesi günü duvar dibindekini pencere kenarına götürürler. Beklediği an gelmiştir. Güçlükle doğrulur ve pencereden dışarıya bakar... Ama oda ne! Dışarıda kapkara bir duvar, onun dibinde de bir tane çöp kutusu vardır.
***
İnsanlar konusunda ne kadra çok yanılıyoruz. Ne kadar çok bencilce, zanna dayalı düşünceler taşıyoruz. Sonunda pişman oluyoruz.
Mevlana, Mesnevi'sinde bir hikaye anlatıyor: "Bir gün bir avcı ormanda gezinirken bir ağacın altında uzanmış bir adam görüyor. Atını bu adama doğru sürerken, bir yılanın uyuyan bu adamın açık ağzından midesine doğru süzüldüğünü görüyor. Ani bir kararla adamın yanına gidiyor ve kırbacıyla adamı dürterek:" Hey hemrerim kalk ve koş, durmadan koş" diyor. Ne olduğunu anlamayan adam:
"Be adam sen kimsin? Niçin koşacak mışım?" diyor. Adam direnince de avcı" Soru sorma durmadan koş"
diyor ve kırbacıyla da adamı dürtüyor. Adam hem koşuyor hem de lanetler ediyor ona.
Derken bir armut ağacının altına geliyorlar. Avcı "Haydi, ye " diyerek yerdeki çürük elmaları gösteriyor. Adam hem isyan ediyor, hem de yemek zorunda kalıyor. Biraz daha koşunca midesi bulanıyor ve istifra ediyor. Elbeetee midesindeki yılan da dışarıya çıkıyor.
Durumun farkına varan şaşkın adam avcıya soruyor: " Söylediklerim için özür dilerim senin kötülük yyapmak istediğini düşünmüştüm. Ama niçin bana durumu açıklamadın?
Avcı yanıtlıyor: "Midende yılan var" deseydim, bu yılanla koşabilir miydin?"
Bazı şeyler vardır görünüşte bizim alyhimize gibi görünür; ama, lehimize olabilir. Şeker tatlıdır; ama, dişlerimizi çürütür. İlaç acıdır; ama, tedavi eder. Yine, anne babanın nasihatları, dürüst insanların acı; ama, gerçek sözleri aleyhimize gibi görünür.
Ama, yıllar geçince bunların bizim için ne kadar yararlı olduklarını fark ederiz. Ama iş işten geçmiş olur çoğu kez.

One Response so far.

  1. Adsız says:

    Teşekkürler, güzel hikaye ;)

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by