Popular Post

Archive for Temmuz 2012

Beynimizdeki Asimetri

By : Murat PINAR

Sağ beyin vücudun sol tarafından, sol beyin de vücudun sağ tarafından gelen dokunma, basınç, ağrı ve benzeri duyuları algılamakla vazifelendirilmiştir. Ayrıca, sağ beyin sol taraftaki kasların, sol beyin ise, sağdaki kasların çalıştırılmasının koordinasyonunda iş görür. Peki, bizler bunun ne kadar farkındayız? Bu çapraz vazife taksiminin bozulması, hangi rahatsızlıklara yol açabilir? 
Meselâ, el becerisi (yazı yazma, yemek yeme gibi) denen ince ve hassas hareketler için toplumun % 95’inde sağ el (sol beyin) kullanılır. Çünkü yaratılıştan asimetrik bir tercihlilik söz konusudur.


Bu tip insanlara, sol beyinde kanama, tümör gibi zedeleyici bir durum oluşursa, el tercihlerini değiştirme imkânı bahşedilmiştir; dolayısıyla, bu insanlar egzersizle sol ellerini kullanır hâle gelebilirler. Bunun tersi de söz konusudur. 
Bir başka çarpıcı örnek de konuşmadır. İnsanların büyük kısmında işitmeye dayalı konuşma alanı (Wernike) ve motor konuşma alanı (Broka) sol beyinde; az bir kısmında ise, sağ beyinde bulunur. Wernike; dokunma, duyma, görme gibi duyu sinyallerini alma, onlardan yorum oluşturma ve ne konuşulacağına karar verme ile ilgili fonksiyonların beyindeki bölgesine karşılık gelir.


Broka ise, Wernike’den gelen bilgilerin alınıp konuşma emirlerinin ses tellerine ve diğer konuşma kaslarına gönderildiği bölgedir. Neticede, insanların büyük bir kısmı konuşmalarını sol beyin üzerinden gerçekleştirmektedir.


Konuşma alanlarının sol beyinde olmasıyla sol beyin baskınlığı arasında bir münasebet olmakla birlikte, bu her zaman geçerli değildir. Bazı insanlarda sol beyin (sağ el) baskın olmakla birlikte, aynı kişilerde konuşma merkezleri sağ beyinde de olabilir. 
Matematik ve bilhassa geometri kabiliyetinin açığa çıkmasında vazifeli zihnî fonksiyonlar umumiyetle sağ beyne yerleştirilmiştir. Meselâ hayal gücüyle alâkalı faaliyetlerde, resimde, mimarîde ve hattâ sportif kabiliyetlerin icrasında sağ beyin daha ağırlıklı iş görür. Sol beyin ise hitabet, yazarlık, şairlik ve güzel konuşma gibi kabiliyetlerde hâkim rol oynar.


Bu yüzden, umumiyetle, sol beyni baskın -sağlak- olanlar güzel konuşma, hitabet, yazı ve şiir gibi konularda; solak olanlar ise geometride, matematikte, resimde ve sportif faaliyetlerde daha başarılıdırlar. Erkeklerde solaklık nispetinin kadınlardan daha fazla olmasının erkeklik hormonu (testosteron) ile bağlantılı olduğunu gösteren araştırmalar vardır.
Hakikatte insan beyni bir sistem mantığıyla (bütüncül olarak) çalışsa da, yerine getirilen görevlerin beyin bölgelerine dağıtılması noktasında asimetrik tercihlilik vardır. Yukarıda anlatılan sol ve sağ beyin kullanımına dayalı el tercihinin dışında göz, kulak ve burun tercihi gibi durumlar da söz konusudur.


Meselâ, her iki gözün belli bir görme alanı vardır. Gözü bir noktaya odakladıktan sonra, o odağın etrafındaki geniş bir alan da görülebilir. En net görülen alan, gözün odaklandığı noktadır. Odak noktasından etrafa doğru gidildikçe görme netliği azalır, hattâ görme alanının dış kısımlarında cisimler renkleriyle değil sadece siyah-beyaz olarak algılanabilirler.


Burada şu soru sorulabilir: Acaba, gazete okurken hangi göz gazetedeki kelimeye odaklanmaktadır? Aslında yazıya gözlerden sadece biri odaklanmaktadır. İşte bu duruma ‘göz tercihi’ denir.


El tercihinde olduğu gibi göz tercihinde de sağlaklık hâkimdir. Ancak göz tercihinde sağlaklık nispeti daha azdır (% 70). Dolayısıyla el tercihiyle göz tercihi arasında bir paralellik vardır, ama bu % 100 değildir; az sayıda insanın el ile göz tercihleri farklıdır.
Kadınlarda sol göz tercihi nispeti daha fazladır; fakat bunun sebebi anlaşılamamıştır. 


Kulak tercihi açısından meseleye bakılırsa, sağ kulağın işitme hassasiyetinin sol kulağa göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bunun, anne karnında fetüsün pozisyonuna bağlı olarak, sağ kulağın annenin mesanesiyle komşuluğundan kaynaklanabileceği ileri sürülmüştür.


Fetüsün sağ yüzü anne mesanesi tarafından daha fazla basınca maruz bırakıldığından, insanların sağ yüzü sol yüzüne göre daha basık olmaktadır. Dolayısıyla sağ tarafta dış kulaktan iç kulağa kadar olan mesafe daha dar olduğundan, sağ kulakta sola göre az da olsa, bir avantaj olduğu iddia edilmektedir. 
İki burundan aynı anda nefes almakla birlikte, aslında burnun birinde daha fazla hava akımı olmaktadır. İnsanlar gün içinde bazen burnun sağ tarafından bazen de sol tarafından nefes almaktadır; ancak iki burun arasındaki fark az olduğundan, bu durum fazla hissedilmez.


Buna literatürde nasal siklus denir. Sağlak insanlar daha çok sağ burunlarından, solak insanlar da daha çok sol burunlarından nefes alırlar.
Asimetrik tercihlilik ve hastalıklar
Şizofreni; duygu, düşünce ve davranışlara anormal derecede tesir eden kalıcı bir psikiyatrik hastalıktır. Şizofreni, ayrık akıl veya akıl yarıklığı mânâsına gelir (Yunanca’da şizo ayrık veya bölünmüş; frenos akıl demektir). İlk zamanlar şizofreninin baskın beynin aşırı çalışmasıyla ilgili olduğu düşünülmüştür.


Fakat daha sonraları bunun böyle olmadığı, şizofrenliğin baskınlık eksikliği veya gecikmesiyle alâkalı olduğu iddia edilmiştir. Son araştırmalarda, şizofrenlerde hem solaklık hem de sağlaklık nispetinin az olduğu, her iki elin eşit nispette kullanıldığı (ambidexterite) tespit edilmiş, bu yüzden hastalık, bir ‘beyin baskınlığı anormalliği’ (veya sadece bir beynin baskın olamaması durumu) olarak da kabul edilir olmuştur.


Yani bir mânâda, beyin hâkimiyetinin iki beyin arasında paylaşılamaması, aynı işe iki beynin karışması söz konusudur.


Özetle, bir iş için sadece bir beyin (sağ veya sol) veya sadece bir el (sağ veya sol) baskın veya görevli olursa problem olmamakta, ancak bir işi bir bakıma iki beyin de yapmaya kalkarsa, problem ortaya çıkmaktadır (bu noktada, beynin iradesinin olmadığı, insan bedeninde sadece bir sahne veya ekran görevi görmek üzere yaratıldığı, şuur, akıl ve irade gibi yüksek zihin fonksiyonlarının, Yaratıcı’nın Kendi Ruhu’ndan insana üflediği ruhta olduğu unutulmamalıdır). 
Ayrıca toplumda sağ kulak tercihi varken, şizofrenlerde bu azalmakta, hattâ sol kulak tercihi ortaya çıkmaktadır. Ancak bu durumun, hastalığın sebebi mi, yoksa neticesi mi olduğu belirsizdir. Bilindiği üzere, normalde sol beyin (sağ kulak) işitmede daha avantajlıdır ve Wernike ve Broka alanları da sol beyindedir.


Aynı iş için iki yarımkürenin devreye girmek mecburiyetinde kalması problemin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Şizofrenlerde topluma göre sol göz baskınlığı hâkimiyeti de bulunmuştur. Bu da aslında bir beyin baskınlığı anormalliği olarak düşünülmektedir. 
Şizofrenlerde çok enteresan bir durum da el-göz uyumsuzluğudur. Toplumda kişiler aynı taraf el ve gözlerini kullanmaktadırlar. Sağlaklarda sağ, solaklarda da sol göz baskınlığı mevcuttur.


Hâlbuki şizofrenlerde çapraz baskınlık topluma göre daha fazladır. Şizofrenlerde eli sağ, gözü sol veya eli sol, gözü sağ olanların nispeti epeyce yüksektir. Bu durum, şizofrenlerde iki beyin arasında görev dağılımının ve koordinasyonun bozulduğunu gösteren önemli bir delildir. 
Bazı çalışmalarda şizofrenlerde iki beyin arasındaki haberleşmede kullanılan liflerde (korpus kallosum) problem olduğu, bu yüzden iki yarımküre arasında haberleşmenin aksadığı bulunmuştur. Bundan dolayı, bir beyin yaptığı işi karşı beyne haber verememekte, onunla istişare edememekte ve iki beynin aynı iş için çalışması avantaj değil tam tersine bir dezavantaja dönüşmektedir. 
İki beynin aynı anda devreye girmesinin dezavantajının kulak hassasiyetiyle bağlantılı olduğu bulunmuştur. İki kulağa aynı anda ses verilmesi şizofrenlerde ses algılamasını bozduğu, ancak aynı sesin tek kulaktan verilmesiyle ses algılamasının iyileştiği, dolayısıyla şizofrenlerde tek kulağın iki kulaktan daha avantajlı olduğu ileri sürülmüştür.



Şizofreni hastalığında bariz bir cinsiyet farklılığı da gözlenmektedir. Birincisi, kadınlar daha geç yaşlarda şizofren olmaktadırlar. İkincisi, kadınlarda özellikle negatif (kötü) şizofreni belirtileri erkeklere kıyasla çok daha az ortaya çıkar; dolayısıyla kadınlar ağır şizofren hastası olmazlar. Ağır semptomlarla seyreden hastalar umumiyetle erkektir.
Şizofrenideki beyin baskınlığı anormalliği açısından da, kadın erkek farkı ortaya çıkmaktadır. Erkek hastalarda kadınlara kıyasen, el tercihinde kayma daha yüksek, sol göz baskınlığında artma bariz ve el-göz baskınlığındaki uyumsuzluk daha fazladır. 
Çok dikkate değer bir başka durum da doğuştan kör olanların büyük ihtimalle şizofren olmamalarıdır. Bilim adamları, doğuştan körlerde beyinde sinir hücreleri arasında yeni bir organizasyon geliştirildiğini, bunun da şizofreninin ortaya çıkmasına direnç oluşturduğunu iddia etmektedir.


Muhtemelen doğuştan körlerde el-göz uyumsuzluğu olması ihtimali çok az olduğundan şizofreni de pek ortaya çıkmamaktadır. Şizofreniden başka migren, otizm gibi bazı hastalıklarda da el ve göz tercihi farklılıkları bulunmuştur. 
Hulâsa 
İyi tanıdığım bir aile şirketinin sahibi iki kardeş, mağazayı çok güzel idare etmelerine vesile hususun ‘sürekli istişare’ olduğunu söylüyordu.


Kardeşlerin şirketteki vazife dağılımları farklıydı; biri, diğerinin işine karışmıyordu. Kardeşler yaptıkları işten birbirlerini dâima haberdar ediyorlardı. Aynı işe ikisi de kalkışmadığından problem olmuyordu. Aralarında tam bir itimat olduğundan, işleri çok iyi idare ediyorlardı. Herkes onlardan takdirle bahsediyordu.


Aslında bundan daha mükemmel bir vazife taksimi ve istişare sistemi yukarıda anlatıldığı üzere, insan vücudunda mevcuttur. Ancak, bu sistem bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkmaktadır.


Bize düşen görev, vücudumuzdaki vazife taksiminden ve istişare sisteminden ilham alarak, günlük hayatımızda buna uygun hareket etmek ve ilâhî birer mevhibe olan bu yanılmaz hakikatleri derinlemesine anlamaya çalışmaktır. 

Kaynak: Sızıntı

Copyright © Murat PINAR - Modified By - Designed by